Tarihte Türk Halıları

Türk Halı Sanatının Tarihi Hakkında Kısa Bilgi

Türkiye’de hem yerli veya hem de yabancı turistlerin uğrak noktalarından birisi halı atölyeleridir. Anadolu’nun hemen her yöresinin kendine özgü motiflere ve renklere sahip halıları vardır. Bu güzel eserler, nesilden nesile aktarılan yüzlerce yıllık bir geleneği yansıtırlar.

Halıların tanıtıldığı kısa sunumlarda, Türk halılarının tarihi genel olarak iki bölüme ayrılır. Birinci kategori, geometrik motifler, doğa tasvirleri ile süslü erken dönem Yörük halıları;  ikincisi kategori ise çiçek motifleri ile süslü, madalyon amblemli klasik dönem Osmanlı halılarıdır.

Türk Halı Sanatının Tarihi Hakkında Bilgi

Türk halı sanatının tarihi, Türklerin Orta Asya’ya dayanan göçebe kökenlerine kadar uzanır. Göçebe kavimlerin hayatında halının ayrı bir yeri olmuştur. Sürekli yer değiştiren ve çadırlarda bir hayat sürdüren insanlar için halı, kolay taşınabilir ve konulduğu zemini basılabilir hale getiren bir nesneydi.

İlk zamanlar sadece bu işlevsel özellikleri için kullanılan halılar, zamanla çadırlara ve çevre ortama uyum sağlayan motiflerle bezendi ve dekoratif özelliklere sahip oldu.

Dünyanın en eski halısı M.Ö. 400 yıllarına tarihlendirilen Pazırık (Pazyryk) halısıdır. Arkeolojik kazılar sırasında, Sibirya’da bulunan bu halının geçmişi İskitlere dayanmaktadır. Günümüzde, Rusya’nın Hermitage Müzesi’nde sergilenir.

Anadolu Selçuklu Yörük Halıları ve Kilimleri

Bilinen en eski Selçuklu halıları, Alaeddin Camii’nde bulunan, 13. Yüzyıl, Anadolu Selçuklu halılarıdır. Selçuklu dönemi halılarının karakteristik özelliği mavi ve kırmızı tonlar, bazı arabesk motifler ve kûfi yazılardır. Kûfi, Arap harflerinin düz ve köşeli çizgilerle tasvir edilmesidir. Kûfi motifleri, Selçuklu halılarının kenar çizilerinde, ok gibi sivri uçlar ve kanca benzeri motifler olarak yer alır.

Halıları özel kılan şeylerden birisi de Gördes düğümü adı verilen Türk halılarına özgü dokuma metodudur. Gördes düğümü, çift düğüm atılan bir dokuma stili olduğundan, halıya normalden daha fazla sağlamlık ve dayanıklılık verir.

13. Yüzyıl’da Anadolu’dan geçen ünlü seyyah Marco Polo, Turkomanya adını verdiği Sivas ve çevresinde, dünyanın en kaliteli halılarının dokunduğunu not etmiştir.

14. Yüzyıl’da ise başka bir seyyah, İbn-i Batuta, Türk halılarının güzelliğine övgüler düzmüş ve halıların bilinen dünyanın tüm ticaret merkezlerine ihraç edildiğine dair not düşmüştür.

Sultanahmet’teki Müzede Türk Halıları

Türk halılarının tarihsel gelişimi
Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde Halılar

Avrupa Rönesans Sanatında Türk Halıları

Türk motiflerinin güzelliği Avrupalıların da ilgisini çeker. Soyluların sarayları ve evleri bu halılarla döşenir. Bu göz alıcı halıların sanatsal potansiyeli, Avrupa’nın ünlü ressamların da dikkatini cezbeder.

Rönesans ressamlarından Hans Holbein, Lorenzo Lotto ve Hans Hemling tabloları olmak üzere dünyaca ünlü sanat eserleri içinde kendine yer bulur.

Avrupalı ressamların meşhur ettiği bu halıların büyük bir kısmı, günümüzde Sultanahmet’te bulunan Türk İslam Eserleri Müzesi’nde (İbrahim Paşa Sarayı) sergilenmektedir.

Hans Holbein ve Lorenzo Lotto Halıları

Avrupalı ressamların sanat eserlerinde Türk halısı
Hans Holbein ve Lorenzo Lotto Halıları

Osmanlı Dönemi Türk Halıları Hakkında Bilgi

Yavuz Sultan Selim döneminde 1515 yılında Tebriz, 1517 yılında ise Kahire’nin Osmanlı topraklarına katılmasıyla, Türk halı motiflerinde büyük bir değişim oldu. Anadolu halılarının geometrik desenli motifleri terk edildi. Kahire’den gelen halı ustaları ve Tebriz kaynaklı İran etkisi ile Türk halıları daha karmaşık desenlerle süslenmeye başlandı.

Osmanlı İmparatorluğu‘nda klasik dönem halılarının en ayırt edici özelliği, saltanatı yansıtan madalyon amblemlerinin ve bolca çiçek motifinin halı desenlerine eklenmesidir.

Konya, Kayseri, Uşak ve Bergama’da üretilen halılar uzun yüzyıllar boyu Avrupa hanedanlarının saraylarını süslemiştir. İstanbul’dan, Avrupa’ya deniz ticaretini yönlendiren İtalyan kent devletleri ve özellikle Venedikliler, bu halıları çok karlı bir ticaret metası haline getirmiştir.

Madalyonlu Uşak Halısı 16. Yüzyıl

Türk Halı Sanatının Tarihi hakkında kısa bilgi
Madalyonlu Uşak Halısı

Dolmabahçe Sarayı ve Hereke Halıları

1850’li yıllarda Sultan Abdülmecid, geleneksel Topkapı Sarayı’nı terk edip, Boğaziçi’nde inşa ettirdiği Dolmabahçe Sarayı’na taşınmak üzeredir. Yeni saray için dünyanın en güzel halılarının üretilmesini ister. Bu amaçla Hereke şehrinde büyük çapta halı atölyeleri kurulur.

Dünyanın en sık dokunmuş halılarından bazıları Dolmabahçe Sarayı için yapılır. Bu 160 yıllık halılar, halen Dolmabahçe Sarayı’nın salonlarını ve odalarını süslemektedir. Bu vesileyle, Hereke yöresi de halıcılıkta bir marka haline gelir ve daha önce bahsettiğimiz halısıyla bilinen yöreler arasında yerini alır.

Günümüzde Türk Halısı

Günümüzde halıcılığın kalbinin attığı şehirler İstanbul, İzmir, Kayseri gibi turistik şehirlerdir. İstanbul’da Kapalıçarşı, İzmir’de Efes ve Kuşadası, Kayseri’de ise Kapadokya bölgesi en büyük halı atölyeleri ve mağazalarının konumlandığı yerlerdir.

Halı dokuması çok büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiği için modern zamanların hızlı tüketim anlayışına yenik düşmekte ve maalesef halı dokuyabilen insanların sayısı gittikçe azalmaktadır. Halı işçiliğinin maliyetinin de her geçen gün artması sebebiyle üretim, iş gücünün daha ucuz olduğu Hindistan ve Çin’e kaymaktadır.

Günümüzde Türk halıcılığının markaları olan Hereke ve Uşak halıları bu üretim azlığı nedeniyle çok nadir ve pahalıdır. Yünden dokunan geometrik desenli Anadolu halılarının bulunması çok daha kolaydır ve bu yüzden daha hesaplıdır. Doğru halıyı gerçek fiyatına satın almak, mücevher almak gibi belli bir bilgi ve uzmanlık gerektirir.

Türk Halı Sanatı Tarihi by Serhat Engül

One thought on “Türk Halı Sanatının Tarihi Hakkında Kısa Bilgi”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *