Sultanahmet Parkı Ve Ayasofya Manzarası Fotoğrafı

Ayasofya Tarihi ve Mimarisi

Ayasofya tarihi ve mimarisi ile insanlık tarihinde çok özel bir yere sahiptir. Dünya üzerindeki tüm kubbeli yapılar içinde ayrı bir yere sahip olan Ayasofya, inşa edildiği 537 yılından, yaklaşık bin yıl sonrasına kadar dünyanın en büyük tapınağı olarak kalmıştır.

İstanbul’un kalbinde yükselen bu muhteşem eser, yaklaşık 1500 yaşındadır. Fakat günümüz Ayasofyası aslında burada inşa edilmiş ilk kilise değildir. Şimdi isterseniz aynı yerde inşa edilen üç kilisenin hikayesine bir göz atalım.

Ayasofya Tarihi ve Bizans Mimarisi

  • I. Dönem Ayasofya (Megale Ekklesia)

İlk kilise İstanbul şehrinin kurucusu olan İmparator Konstantin tarafından yine aynı bölgeye Megale Ekklesia ismiyle inşa edilmeye başlanmıştı. Bu kilise oğlu Constantius tarafından bitirildi

İlk dönem kilisesinin yok olmasının sebebi bir halk isyanına dayanır. Arcadius’un eşi olan İmparatoriçe Aelia Eudoxia kendisinin gümüş bir heykelini kilisenin bahçesine diktirmişti ve bu dini lider Patrik John Chrysostom tarafından hoş karşılanmadı.

Şiddetle muhalefet eden ve bunu vaazlarında dile getiren patrik, imparator tarafından şehirden sürgün edildi. Halkça sevilen Patrik’in uğradığı zulüm, vatandaşları çılgına çevirdi. Heykeli yerle bir edip, kiliseyi de ateşe verdiler.

  • II. Dönem Ayasofya (Theodosius Ayasofyası)

İmparator II. Theodosius yeni bir kilisenin inşasına girişti. Tamamen taş ve mermerden oluşan ikinci kilise, oldukça güzel bir yapıydı fakat o da yaklaşık 100 yıl sonra başka bir isyanın kurbanı oldu.

Bizans ve Osmanlı Tarihinde Ayasofya

Ayasofya Tarihi ve Bizans Mimarisi
Theodosius Ayasofyası
  • III. Dönem Ayasofya (Justinianus Ayasofyası)

Justinianus, bin yıllık Bizans tarihinin en önemli İmparatoru olarak kabul edilir. Bu şöhreti dağılan Roma İmparatorluğu’nun ihtişamını yeniden yaratmak istemesinden kaynaklanır. Sınırları ciddi anlamda büyüterek ve Ayasofya gibi anıtsal yapılar dikerek Justinianus bir anlamda bunu başarmıştır. Fakat bu büyüklüğü bile iktidarının ilk yıllarında büyük bir isyanla devrilme tehlikesi yaşamasının önüne geçememiştir.

Justinianus‘un tahta çıkışının 5. Yılında, Konstantinopolis’te büyük bir isyan patlak verir. Nika Ayaklanması adı verilen bu isyan sırasında İkinci dönem kilisesi, şehirdeki bir çok bina ile birlikte yakılıp, yıkılır. İsyan Justinian’ın generali Belisarius tarafından 30.000 kişinin katledilmesi ile bastırılmış ve bu ortam, Justinian’a iktidarını meşru kılacak bir şaheser inşa etmesi şansını tanımıştır.

Ayasofya’nın Mimarı Kimdir?

Dönemin en önemli mimarları olan Trallesli Anthemius ve Miletli İsidoros görevlendirilir. Aslında birer ateşten gömlek giymişlerdir. Çünkü karşılarında Justinian gibi talepkar ve hırslı bir imparator vardır. Kendilerine beş yıl zaman tanınmıştır. Bu kısa zaman içerisinde o güne kadar görülmüş en büyük tapınağı inşa etmek zorundadırlar.

Ayasofya Nasıl Planlandı? Nasıl İnşa Edildi?

İnanılmaz bir mimari deha ile 32 metre çapında ve yerden 49 metre yükseklikte bir kubbe planlarlar. Bu kubbenin ağırlığı büyük sorun teşkil eder. Mümkün olan en hafif tuğlalar için hammadde Rodos adasından getirilir. Tuğlaları birbirine tutturmak için o güne kadar kullanılmamış bir harç icat ederler. Bu harç yapıyı 1500 yıldır bir arada tutmaktadır.

Devasa kubbe ne kadar geniş olursa olsun, binanın gerektirdiği ihtişamı yansıtmaz. Bu yüzden merkez alanın çok daha geniş görünmesi için tarihte ilk kez görülen bir şey yaparlar. Merkez kubbenin iki yanında birer yarım kubbe inşa ederler.

Bu iki yarım kubbe hem ekstradan devasa bir alan yaratmakta, hem de yanlara doğru baskı yapan merkez kubbeyi desteklemektedir. Bu yarım kubbeler de bazı çeyrek kubbeler tarafından desteklenir ve ana taşıyıcı duvarların üzerine zarif bir örtü gibi iner.

Ayasofya Tarihi Ve Bizans Mimarisi

Ayasofya Kubbe
Ayasofya’nın Muhteşem Kubbesi

Ayasofya ve Osmanlı Camileri

Ayasofya’da uygulanan bu kubbe tekniği, daha sonra Osmanlı camilerinde örnek alınacak ve geliştirilerek kullanılacaktır. Bunun en güzel örneği ise Ayasofya’nın komşusu olan Sultanahmet Camii’dir. Camiye dışarıdan baktığımızda merkez kubbeden kademeli olarak aşağı inen daha küçük kubbeler görürüz.

Keza ünlü Osmanlı mimarı Sinan da, yapılarında Ayasofya modelini uygulamış ve Ayasofya’ya olan hayranlığını her fırsatta dile getirmiştir. Hayatını Ayasofya’nın bilgeliğini ve mimari dehasını aşmaya adadığını ve bunu ustalık eseri olan Selimiye Camii‘nde başardığını söylemiştir.

Ayasofya Kubbesinin Deprem Nedeniyle Çökmesi

Kilise’nin yapımına 532 yılında başlanmış ve 537 yılında hizmete açılmıştır. Dünyanın o ana kadar görmüş olduğu en büyük yapı, rekor bir zamanda bitirilmiştir. Ne var ki, İstanbul bir deprem bölgesidir. 557 yılında meydana gelen büyük bir depremde Ayasofya’nın kubbesi yıkılır. Bu tarihte İmparator Justinianus halen sağdır. Fakat mimarların ikisi de ölmüştür. Mimarlardan Miletli İsidoros’un yeğeni olan Mimar “Genç Isidoros” görevlendirilir.

Genç Isidoros hiç acele etmez, işi uzun süreye yayar ve 4 senede çok sağlam bir kubbe inşa eder. Kubbe orijinal yüksekliği olan 49 metreden, günümüzdeki yüksekliği olan 56 metreye çıkarılır. Genç Isidoros kubbedeki bir hesap hatasını fark etmiş ve daha farklı bir teknik kullanmıştır. Nihayetinde kendisinin yaptığı kubbe 1500 yıldır halen ayakta durmaktadır.

Ayasofya’nın Camiye Çevrilmesi Ve Osmanlı Dönemi

Ayasofya 1453 yılında Osmanlıların şehri almasıyla camiye çevrilir. Osmanlılar binanın yapısında genel bir değişiklik yapmazlar. Fakat Bizans’ın güçsüz kaldığı son dönemlerde ihmal edilmiş olan yapıyı ciddi bir bakımdan geçirirler. Camiye ilk etapta sadece bir minare eklenir ve sonrasında bunu diğer minareler izler.

Mimar Sinan’ın Ayasofya’ya Katkıları

Ayasofya’nın eskimesi nedeniyle merkezden kenarlara binen muazzam yük, Osmanlı döneminde bir cami iken sorun teşkil etmeye başlar. Ayasofya’yı restore eden büyük Osmanlı zanaatkarı Mimar Sinan, günümüzde yapıyı çevreleyen dev destek payandalarını inşa etmiştir. Ayrıca yapının batı tarafındaki birbirinin kopyası ikiz minareler de onun zamanında inşa edilmiştir.

Osmanlı Döneminde Ayasofya Camii

cami olarak Osmanlı Ayasofyası
Osmanlı döneminde Ayasofya

Ayasofya Müzesi’nin Tarihi Önemi ve Özellikleri

Ayasofya inşa edildiği 537 yılından Aziz Petrus Bazilikası‘nın inşa edildiği 1626 yılına kadar dünyanın en büyük mabedi olarak kalmıştır. Günümüzde halen dünyanın en büyük tapınaklarından biridir.

Ayasofya tarihi ve mimarisi ile yılda 3 milyon ziyaretçiyi kendine çekmekte ve İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzesi pozisyonunu korumaktadır.

Ayasofya Tarihi ve Bizans Mimarisi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *