Pantokrator Manastır Kilisesi (Zeyrek Camii)

Pantokrator Manastır Kilisesi

Pantokrator Manastır Kilisesi (Zeyrek Camii) Tarihi ve Mimarisi

Antik Yunan kenti olan Byzantion, 330 yılında Roma İmparatorluğu‘nun yeni başkenti olmuştu. İmparator Büyük Konstantin’in emriyle 324 ile 330 yılları arasında tekrar inşa edilen kent, Roma mimarisi ile donatılmıştı.

İmparatorların yaşadığı Büyük Saray, yarışların yapıldığı Hipodrom, kent meydanı olan Konstantin Forumu ve anıtsal bir kilise olan Havariyyun Kilisesi, kentin en önemli yapılarıydı.

Şehrin sınırları bizzat İmparator Konstantin tarafından belirlenmişti. Günümüzde Ayasofya ve Topkapı Sarayı‘nın bulunduğu Sultanahmet bölgesinden başlıyor ve Unkapanı‘nda (Atatürk Bulvarı) sona eriyordu.

Kuruluşu takip eden birkaç on yılda Konstantinopolis dünyanın en büyük kenti haline geldi. Nüfusun artması nedeniyle şehir duvarlarının genişletilmesi gerekiyordu. İmparator II. Theodosius döneminde bugün bildiğimiz İstanbul Surları inşa edildi ve şehir genişletildi. Read More

blank

Ayios Polieuktos Kilisesi Tarihi ve Mimarisi

Ayios Polieuktos Kilisesi Tarihi

Bizans Dönemi Ayios Polieuktos Kilisesi Tarihi ve Mimarisi

Ayios Polieuktos Kilisesi’nin kalıntıları, 1960’lı yıllarda Unkapanı‘nda yapılan bir yol çalışmasında tesadüfen bulundu. Kilisenin günümüzdeki hali bir harabeden farksız olsa da, Roma tarihindeki bir döneme ışık tutması açısından çok önemlidir.

Kilise, eski Batı Roma imparatorlarından Olybrius’un kızı Anicia Juliana tarafından yaptırılmıştı. İnşa edildiği yıllarda Konstantinopolis’in en görkemli kilisesi olan Ayios Polieuktos Kilisesi, Aziz Polyeuktos isimli bir Hristiyan şehidine adanmıştı.

Kilisenin tarihinden bahsetmek için Doğu Roma İmparatorluğu tarihinde kısa bir yolculuğa çıkmak gerekir. Çünkü Ayios Polieuktos Kilisesi, Roma aristokratları ile geleceğin büyük imparatoru Justinianus arasındaki bir siyasi çekişmeden dolayı inşa edilmişti.

Öyküyü hakkını vererek anlatmak için biraz geriye sarmamız gerekecek. Roma İmparatorluğu’nun güç merkezinin doğuya kaydığı 4. ve 5. yüzyıllardan kısaca bahsedeceğiz. Keyif alarak okumanız dileğiyle yazımıza başlayalım. Read More

blank

Aya İrini Kilisesi Tarihi ve Mimarisi Hakkında Bilgi

Aya İrini Müzesi

Aya İrini Kilisesi (Müze) Tarihi ve Mimarisi Hakkında Bilgi

Aya İrini, İstanbul’daki Bizans kiliseleri içinde en köklü geçmişe sahip olan yapıdır. İstanbul, Konstantinopolis adıyla Roma İmparatorluğu‘nun başkenti olduğunda burada zaten bir kilise vardı. Bu küçük kilise İmparator Konstantin (Constantinus) tarafından yeniden inşa edildi.

Bizans tarihinin en büyük isyanı olarak bilinen Nika Ayaklanması sırasında yanıp kül olan kilise, İmparator Justinianus tarafından tekrar inşa edildi. Ancak 740 yılındaki deprem sebebiyle yine yerle bir oldu. Bu yazıda İstanbul’un en eski yapılarından Aya İrini’nin tarihi ve mimarisi hakkında detaylı bilgi bulabilirsiniz. Read More

Bizans Askerleri Ve Kıyafetleri

Yedinci Yüzyıl’da Bizans İmparatorları

VII. Yüzyıl Bizans İmparatorları

Yedinci Yüzyıl’da Bizans İmparatorları Listesi

Bir önceki yazıda Altıncı Yüzyıl’da Bizans İmparatorları‘ndan bahsetmiştik. İmparator I. Anastasius‘tan başlayan ve İmparator Mavrikios‘a kadar uzanan bu liste, bir anlamda Bizans İmparatorluğu’nun yükselişini de konu alıyordu.

Başta sıkıcı ve karışık gözüken, fakat derine indikçe “Taht Oyunları” kıvamında bir heyecan fırtınası yaşatan Bizans tarihini, en başından sonuna kadar ayrıntısı ile sizlerle paylaşıyor olacağım. Size naçizane tavsiyem, ilk yazıdan başlamanız ve tüm olayları hazmederek okumanız.


Yedinci Yüzyıl’da Bizans İmparatorları Listesi

  • Bizans İmparatoru Phocas (veya Phokas)
  • Bizans İmparatoru Heraklius (Heraclius veya Herakleios)
  • Bizans İmparatoru III. Konstantinos (Constantinus veya Konstantin)
  • Bizans İmparatoru II. Konstans (Constans)
  • Bizans İmparatoru IV. Konstantinos (Constantinus veya Konstantin)
  • Bizans İmparatoru II. Justinianos (Justinianus veya Jüstinyen)

  • Bizans İmparatoru Phocas (602-610)

İmparator Mavrikios’u tahtından indiren Phokas, oldukça sert mizaçlı biriydi. Tahta çıktığı yıllarda Bizans İmparatorluğu çok hassas bir durumdaydı. Doğu’da Sasani İmparatorluğu, Batı’da ise Avarlar ve Slavlar askeri tehdit oluşturuyordu. Selefi Mavrikios kadar becerikli bir yönetim gösteremeyen Phokas, imparatorluğu sadece birkaç yılda yıkılmanın eşiğine getirdi. Read More

blank

Studios Manastırı Kilisesi (İmrahor Camii) Tarihi

Studios Manastır Kilisesi

Bu yazı, İstanbul tarihindeki en önemli manastır olan Studios Manastırı ve manastırın çekirdeğini oluşturan Studios Manastır Kilisesi ile ilgili. Ancak Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlığın nasıl bir politik güç haline geldiğini anlatmak için, konuyu biraz daha geniş açıdan ele almak istiyorum. Bu sebeple Roma tarihi ile ilgili kısa bir özet geçip, Konstantinopolis‘in en güçlü manastırının nasıl ortaya çıktığını vurgulamış olacağım. Keyifli okumalar dilerim.

Julius Caesar’dan Konstantin’e Roma’da Siyaset

Antik Roma‘da siyasi güç kazanmak için askeri zaferler kazanmak gerekiyordu. Bu henüz Roma İmparatorluğu kurulmadan, Cumhuriyet döneminden itibaren başlayan bir gelenekti. Örnek olarak Julius Caesar döneminden biraz bahsetmekte fayda var.

Julius Caesar, dilimize Triumvirlik olarak çevrilen “Üçlü Yönetim” döneminde Roma’yı yöneten üç konsülden biriydi. Ordunun başına geçip uzun yıllar Roma’nın başına bela olan barbar kavimlerin üzerine yürüdü. Galya‘da ve Britanya‘da kazandığı zaferler onu yenilmez yaptı. Yıllar boyunca yönettiği Roma lejyonlarındaki askerler ona adeta tapıyordu. Julius Caesar‘ın kendini imparator ilan edeceğinden çekinen Roma Senatosu ona bir suikast düzenledi.

Yerine manevi oğlu Augustus Caesar geçti ve Julius Caesar’dan beklenen şeyi o yaptı. Antik Çağ’ın en kudretli devleti olan Roma İmparatorluğu kurulmuştu. Başında ise ilk imparator olarak Augustus vardı.

Bu sistem asırlar boyunca devam etti. Lejyonlar tarafından kutsanan generallerin yönetime el koyması bazı dönemler kaosa sebep oldu. Örneğin 235 ile 285 yılları arasında yaşanan 50 yıllık dönemde onlarca imparator geldi geçti.

Roma İmparatorluğu’nda çok tanrılı pagan inancı vardı ve imparatorlar baştanrı Jüpiter‘in yer yüzündeki gölgesiydi. İmparatorların siyasi kudreti, bir nevi kutsallık kalkanı ile destekleniyordu. Yaptıkları şeyler için kimseden onay almak zorunda değillerdi. Read More

blank

Havariyyun (Kutsal Havariler) Kilisesi Tarihi

Havariyyun Kilisesi

İstanbul Havariyyun Kilisesi (Kutsal Havariler Kilisesi) Tarihi

Hristiyanlık, Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarileri tarafından bilinen dünyanın dört bir yanına yayıldı. Havariler, Antik Çağ’ın en önemli şehirleri olan İskenderiye, Antakya, Efes, Roma gibi şehirlere gittiler. Hristiyanlığın bu hızlı yükselişi Romalı bürokratları fazlasıyla rahatsız etti. Yardımlaşma üzerine kurulu olan, yoksullara ve kölelere büyük umut veren bu yeni inancın yayılması durdurulamadı.

Roma İmparatorluğu‘nda çok tanrılı din, devlet yönetimi ile iç içe geçmişti. İmparatorlar baştanrı Jüpiter‘in yer yüzündeki temsilcisi olarak kabul edilirdi. Asırlar boyu sürdürülmüş olan bu düzen büyük tehdit altındaydı. Bu sebeple Hristiyanlara büyük zulümler uygulandı. İbret olsun diye ölüm cezaları verildi. Tüm bunlara rağmen Hristiyanların örgütlenmesinin önü alınamadı.

Anadolu toprakları Hristiyanlığın erken döneminde başlıca yaşam alanlarından biriydi. Roma otoritelerinden saklanmak isteyen Hristiyanlar, başta Kapadokya olmak üzere saklanmaya elverişli coğrafyaları tercih ettiler. 300 yıl süren baskı dönemi, İmparator Diocletianus döneminde zirveye çıktı. Ancak hemen arkasından gelen İmparator Konstantin (Constantinus) döneminde son buldu.

Konstantin, uzun yıllar süren iç savaşlardan sonra tahta çıkmıştı. Giriştiği tüm savaşlardan galip çıkan güçlü bir karakterdi. Bu sebeple de hem Roma Lejyonları, hem de Roma Senatosu üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Bu güçten yararlanarak bir dizi reform yapmaya karar verdi. Read More

blank

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı (Mısır Obeliski)

Theodosius Dikilitaşı

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı (Mısır Obeliski) Tarihi

Roma İmparatorluğu’nu 306 ile 337 yılları arasında yöneten İmparator Konstantin, hükümdarlık yılları boyunca tarihin akışını değiştirecek kararlara imza attı. Roma’nın Kuzey Avrupa’daki Germen Halkları ve Doğu’daki Sasani İmparatorluğu ile mücadelesi çok uzun yıllardır devam ediyordu. Bu sebeple imparatorlar askeri seferlerden önce veya sonra Sirmium, Nicomedia, Antiochia gibi kentlerde konaklıyorlardı. Başkent Roma artık stratejik önemini yitirmişti.

Tetrarşi Dönemi‘nin sonunda yaşanan iç savaşlardan tek hükümdar olarak çıkmayı başaran Konstantin, ilk iş olarak başkentin yerini değiştirdi. Bu amaçla stratejik konumu ile gelecek vaat eden Byzantium‘u seçmişti. Küçük bir kent olan Byzantium, 324 ile 330 yılları arasında yeniden inşa edildi. Roma gibi 7 tepe üzerinde inşa edildiği için adına “Yeni Roma” dendi. Sonraları ise Konstantin’in şehri anlamına gelen Konstantinopolis olarak anılacaktı. Read More

blank

Konstantin Forumu ve Sütunu (Çemberlitaş)

Konstantin Forumu

İmparator Konstantin’in inşa ettiği Konstantin Forumu ve Çemberlitaş Sütunu

İmparator Büyük Konstantin (Constantinus), Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma İmparatoru olduğu için tarihte özel bir yeri vardır. Çok tanrılı bir inanca sahip olan Roma İmparatorluğu, Konstantin’in hükümdarlığı ile yeni bir döneme girmiş ve takip eden 50 yıl içinde dinsel dönüşümünü tamamlamıştır.

Konstantin‘in yaptığı reformlar dünyanın geleceğini belirlemiş ve Doğu merkezli yeni bir imparatorluğun (Doğu Roma İmparatorluğu) temellerini atmıştır. Barbarların bitmek bilmez saldırıları yüzünden tehlike altında olan kadim başkent Roma, Konstantin döneminden itibaren önemini yitirmiş ve yerini Konstantinopolis (İstanbul) almıştır. Read More

blank

Efes Hadrian Tapınağı Tarihi ve Mimarisi

Hadrian Tapınağı

Efes Antik Kenti’ndeki Hadrian Tapınağı Tarihi

İmparator Hadrianus’un onuruna inşa edilen tapınak, her ne kadar zamanla tahribata uğramış olsa da, hâlâ Efes Antik Kenti‘nin en önemli tarihi eserleri arasında yer alıyor. Efes’e gitmeyi planlıyorsanız, Roma döneminin görkemli mimarisini yaşatan bu tapınağı mutlaka görmelisiniz. Bu yazımızda, Hadrian Tapınağı’ndan ve bu tapınağın onuruna inşa edildiği Roma İmparatoru Hadrianus’tan bahsedeceğiz.

Efes Hadrian Tapınağı Tarihi

Hadrian Tapınağı, Efes Antik Kenti’ndeki en iyi korunmuş yapılardan biridir. Tapınağın hikâyesi, İmparator Hadrianus’un M.S. 128 yılında Efes kentini ziyaret etmesiyle başlar. Tapınak, P. Quintilius tarafından, imparatorun ziyareti şerefine inşa edilmiştir ve 138 yılından önce bitirildiği tahmin edilir.

Tapınağın önünde yer alan yazıtlı kaideler ise MS 293-305 yılları arasında yapılmıştır. Diocletian, Maximian, Konstantin ve Galerius isimli imparatorların heykellerinin tabanları hâlâ tapınağın ön kısmında mevcut olsa da heykellerin orjinalleri henüz bulunmuş değildir.

Roma tarihi ile ilgili olanlar, üstte adını andığım dört imparatorun, Roma’da önemli bir dönemi temsil ettiğini hemen anlayacaklardır. Eğer Diocletianus ile başlayan ve Konstantin‘in mutlak hakimiyeti ile sonlanan Roma’da Dörtlü Yönetim konusunu derinlemesine öğrenmek isterseniz, Roma’da Tetrarşi Dönemi isimli yazıya bakabilirsiniz. Read More

blank

Dolmabahçe Sarayı Giriş Ücreti ve Saatleri 2020

Dolmabahçe Sarayı Giriş Ücreti

Dolmabahçe Sarayı Tarihi, Giriş Ücreti ve Saatleri Hakkında Bilgi

İstanbul’a ayak basan ilk Osmanlı padişahı olan Fatih Sultan Mehmet, ilk iş olarak Beyazıt‘ta bir saray yaptırdı. Sultanahmet‘te bulunan Topkapı Sarayı’nın inşaatı sırasında bu sarayda yaşadı. Topkapı Sarayı, padişah tarafından devlet işlerinin görüşüleceği bir toplantı merkezi ve geleceğin bürokratlarının yetiştirileceği bir okul olarak dizayn edilmişti. Dört büyük avludan oluşan Topkapı Sarayı, Türklerin Orta Asya geleneğinin izlerini taşıyordu.

Osmanlı İmparatorluğu‘nun yükseliş dönemi boyunca, tarihte en çok adı geçen Osmanlı padişahları bu sarayda yaşadılar. Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren, padişahın eşi Hürrem Sultan‘ın etkisiyle,  Beyazıt’taki Eski Saray’da bulunan Harem de Topkapı Sarayı’na taşındı. Böylece padişah ve ailesinin yaşadığı saray, Marmara Denizi kıyılarına kadar genişledi. Bu dönemde yaşam İstanbul Tarihi Yarımada ile sınırlıydı.

Geleneksel Topkapı Sarayı

blank
Topkapı Sarayı

Boğaziçi Kıyılarının Önem Kazanması

18. Yüzyıl‘a gelindiğinde, Osmanlı padişahları Beşiktaş sahilindeki saraylarda daha çok vakit geçirmeye başlamışlardı. Erken dönemde Tarihi Yarımada ile sınırlı olan yaşam, bu dönemde Boğaz kıyılarına doğru yayılmaya başladı. Özellikle Beyoğlu ve Beşiktaş gibi semtler, hızla gelişiyordu.

Padişah olduktan sonra Topkapı Sarayı‘nda hiç yaşamayan ilk Osmanlı Sultanı, II. Mahmud oldu. Selefi III. Selim‘in ölümüyle sonuçlanan yeniçeri isyanı, padişahın zihninde çok kötü anılar bırakmıştı. Beşiktaş’taki sahil sarayında yaşayan II. Mahmud, Osmanlı İmparatorluğu‘nda reform ve batılılaşmanın da önünü açtı. İşlevini yitirmiş olan yeniçeri ocağı kaldırıldı ve yerine batı nizamında bir ordu kuruldu. Kıyafetler ve yaşam tarzı, modern dünyaya uyarlandı.

Dolmabahçe Sarayı’nı Kim Yaptırdı?

Sultan Mahmud’un oğlu, Sultan Abdülmecid, modern bir eğitim almıştı. Osmanlı’nın büyük bir değişim geçirdiği bir dönemde tahta çıkan Abdülmecid, dünyadaki gelişmeleri de yakından takip ediyordu. Dünyadaki finansal gelişmeler, İstanbul‘da da karşılık bulmuş ve ardı ardına bankalar ve sigorta şirketleri açılmıştı. Batılı sermayedarlar tarafından İstanbul’a yapılan yatırımlar, başta gayrimüslim vatandaşlar olmak üzere, Türk işadamları tarafından da destekleniyordu.

Osmanlı İmparatorluğu‘nun son yüzyılında, başkentin ileri gelenleri, çocuklarını eğitim almaları için Paris’e gönderiyordu. Yaşam tarzının hızla batılılaştığı bu dönemde, Fransızca ikinci dil haline gelmişti. Paris‘te eğitim alan Osmanlı vatandaşları, batılı mimari tarzını da İstanbul‘a taşıdılar. 19. Yüzyılda bir dönem saray mimarlığı yapan Balyan ailesi de, aynı şekilde yetişmişti.

1850’li yıllarda, Sultan Abdülmecid yeni bir saray yaptırmaya karar verdi. Batı nizamında inşa edilecek bu yeni sarayın mimarları da, Balyan ailesi üyeleri olacaktı. Nikoğos Balyan ve Garabet Balyan, Neo-Klasik ve Barok mimari üsluplarını kullanan bir bina inşa ettiler. Binanın mimarisini Osmanlı dekorasyon öğeleri ile de taçlandırdılar.

Sarayın içinde kullanılan mobilyalar, Fransa’dan ithal edildi. Muhteşem kristal avizeler ise İngiltere‘den getirtilmişti. İtalya‘dan yetenekli bezeme ustaları ve ressamlar da sarayın duvarlarını süslediler. Sarayın altyapısı ise 19. Yüzyılın en modern teknikleri ile donatılmıştı.

Modern Mimariye Sahip Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayı Giriş Ücreti 2020 ve 2021
Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayı Hakkında İlginç Bilgiler

Dolmabahçe Sarayı ilk inşa edildiği yıllarda şimdiki halinden daha büyüktü. Günümüzde Vodafone Arena stadının olduğu bölgede sarayın bazı ek binaları bulunuyordu. Bu binalardan en önemlisi, görkemli bir tiyatro salonuydu.

Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu, 12 Ocak 1859’da büyük kutlamalarla açılmıştı. İlk Türkçe tiyatro oyunu olan “Şair Evlenmesi” Dolmabahçe’de oynanmak üzere şair, gazeteci İbrahim Şinasi Efendi’ye ısmarlandı. Bulunduğu bölgeye büyük bir kültürel hareketlilik getiren tiyatro, maalesef 1863 yılında yandı ve bir daha onarılamadı.

Dolmabahçe Sarayı’nda çalışan görevliler için günümüzde Akaretler Yokuşu olarak bilinen yerde lojmanlar yapılmıştı. Akaretler Sıra Evleri olarak da bilinen bu evler günüzümün en lüks semtlerinden birinde konumlanır. 2008 yılından itibaren birkaç kez restorasyon geçiren bu binalar, günümüzde W Hotel‘e ev sahipliği yapmaktadır.

Dolmabahçe Sarayı, İstanbul’da elektrik ve merkezi ısıtma gibi sistemlerin ilk kullanıldığı binalardan biridir. Elektriğin İstanbul’da yeni yaygınlaşmaya başladığı bir dönemde inşa edilmiştir.

Sultan Abdülmecid, yeni yapılacak olan sarayda dünyanın en güzel halılarının olmasını istiyordu. Bergama, Uşak ve Kayseri halıları o dönemde zaten tüm Avrupa’ya ihraç ediliyordu ve dünyaya nam salmıştı. Ancak padişah dev halılar üretecek yeni bir tesis açılmasını istedi. Bu amaçla Hereke‘de halı atölyeleri kuruldu. Burada yapılan halılar o kadar kaliteliydi ve güzeldi ki, Türk halısı denince dünyada akla gelen bir marka olmayı başardı.

Dolmabahçe Sarayı Giriş Ücreti Ne Kadar 2020

Dolmabahçe Sarayı giriş ücreti 90 Türk Lirası‘dır. Türk vatandaşlarına indirimli tarife uygulanır. Dolmabahçe Sarayı’nda müzekart yalnızca Harem Dairesi bölümünde geçerlidir. Bunun sebebi, Dolmabahçe Sarayı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na değil, TCMB Milli Saraylar‘a bağlı olmasıdır.

Dolmabahçe Sarayı birden fazla bölümden oluştuğu için, bilet fiyatları da farklılık gösterir. Örneğin sarayın en büyük kısmı olan Selamlık için bilet fiyatı 90 Türk Lirası‘dır. Ancak Harem Dairesi‘ni de gezmek isterseniz 60 TL ekstra ücret ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca Saray Koleksiyonları Müzesi isimli bölümün ücreti 30 TL’dir. Türk vatandaşlarına bu ücretler üzerinden %50 indirim uygulanır.

Dolmahçe Sarayı’na Müzekart ile Girilir Mi?

1 Ocak 2020’de alınan kararla TBMM Milli Saraylar’a bağlı müzelerde Müzekart geçerli hale gelmiştir. Örneğin Beylerbeyi Sarayı ve Yıldız Sarayı‘nda (Şale Köşkü) Müzekart geçer. Ancak Dolmabahçe Sarayı’nda durum biraz daha karışıktır. Müzekart, Dolmabahçe Sarayı’nın ana binası olan Selamlık ve ek binası olan Saray Koleksiyonları Müzesi’nde geçmez. Yalnızca Harem Dairesi bölümünde geçerlidir.

Kulaklık (Audio Guide) Sistemi Hakkında Bilgi

Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Yıldız saraylarında 2018 yılından itibaren kulaklık sitemi ile anlatım (audio guide) uygulaması başladı. Önceden sarayın kapısında belli bir kalabalığın birikmesi bekleniyordu ve kişi sayısı 20 civarı olduğunda sarayın tur rehberi eşliğinde geziliyordu.

Şimdi ise sarayın gişesinden biletinizi aldıktan sonra, turnikelerin yanındaki odadan kulaklık sistemini teslim alıyor ve dijital anlatım eşliğinde kendiniz geziyorsunuz. (kulaklık sistemi bilet fiyatına dahildir)

Dolmabahçe Sarayı Ziyaret Saatleri 2020

Dolmabahçe Sarayı, sabah 09:00 ile akşam 16:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Sarayın ana binası 16:00’da kapansa da köşk ve kasırlar saat 17:00‘ye kadar ziyaret edilebilir. Dolmabahçe Sarayı, köşk ve kasırlar; Pazartesi günleri ziyarete kapalıdır.

Dolmabahçe Sarayı, TBMM Milli Saraylar tarafından işletilen diğer saraylar gibi (Beylerbeyi Sarayı ve Yıldız Sarayı) Pazartesi günleri ziyarete kapalıdır.

İstanbul’daki müzelerin giriş saatlerinde etkinliklere ve tadilatlara bağlı olarak değişiklik olabilir. Müzeye gitmeden önce TCMB Milli Saraylar’ın resmi internet sayfasını ziyaret edip, son durumu gözden geçirmenizi öneririm.

Dolmabahçe Sarayı Nerede?

Dolmabahçe Sarayı, Beşiktaş semtinin en yoğun yerlerinden birinde konumlanır. Taksim Meydanı ile Beşiktaş sahilini birbirine bağlayan ana caddelerden biri, sarayın önünden geçmektedir. Beşiktaş’ın Vodafone Park Stadı’nın hemen yanıbaşında olan saray, aynı zamanda Kabataş, Maçka-Taksim ve Beşiktaş yollarının kesiştiği yerdedir.

Dolmabahçe Sarayı ve Çevresi

Dolmabahçe Sarayına nasıl gidilir harita
Dolmabahçe Sarayı Haritası

Tam çözünürlüklü halini görüntülemek için haritanın altındaki linke tıklayınız.

Dolmabahçe Sarayı’na Nasıl Gidilir?

Dolmabahçe Sarayı’na gitmek isterseniz, Avrupa Yakası’nın ulaşım merkezlerinden biri olan Kabataş‘a ulaşmanız yeterli olacaktır. Tramvay, vapur ve füniküler aracılığı ile Dolmabahçe Sarayı’na gitmek oldukça kolaydır.

Avrupa Yakası’nda Dolmabahçe Sarayı’na gitmenin en iyi yolu tramvaya binmektir. Zira tramvayın son durağı olan Kabataş, Dolmabahçe Sarayı’na sadece birkaç dakika yürüme mesafesindedir. Beşiktaş yönünden gelenler ise otobüs ile ulaşım sağlayabilirler. Taksim’den ise füniküler aracılığı ile Kabataş’a inerek, Dolmabahçe Sarayı’na ulaşılabilir.

Dolmabahçe Sarayı’na, Anadolu Yakası’ndan Üsküdar-Kabataş veya Kadıköy-Kabataş motorlarına veya vapurlarına binerek ulaşabilirsiniz. Saray, Kabataş Motor ve Vapur iskelelerinden yalnızca birkaç dakikalık yürüyüş mesafesinde konumlanır.

Dolmabahçe Sarayı Giriş Ücreti by Serhat Engül