Hatay Arkeoloji Müzesi Giriş Ücreti ve Saatleri

Hatay Arkeoloji Müzesi

Hatay Arkeoloji Müzesi Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Hatay, birçok farklı medeniyetin birlikte yaşadığı bir kent olma özelliğini günümüzde de koruyor. Kentin tarih boyunca farklı kültürlerin bir potada eritildiği bir yer olduğunu söyleyebiliriz.

Hatay Arkeoloji Müzesi, Hatay’ın M.Ö. 4000 yılından başlayan köklü tarihine ışık tutuyor. Arkeoloji branşında dünyanın önde gelen müzelerinden biri olarak kabul edilen bu müzeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Müze Hakkında Bilgiler

Hatay’daki müze, 53.500 metrekareye yayılan bir arazide hizmet veriyor. Müzede Neolitik dönemden Orta Çağ’a kadar uzanan bir zaman aralığında üretilmiş objeler sergileniyor.

Bununla birlikte, dünyadaki en büyük mozaik koleksiyonunun burada bulunduğunu belirtmekte fayda var. Yapılan son sayımlara göre, müze dâhilindeki 8 sergi salonunda ve bahçede sergilenen 35.433 eser bulunuyor. Read More

Kaymaklı Yeraltı Şehri Giriş Ücreti ve Saatleri

Kaymaklı Yeraltı Şehri

Kaymaklı Yeraltı Şehri Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Dünyanın en kendine has yerlerinden olan Kapadokya‘da yapılacak birçok şey var. Bunların arasında sıcak hava balonu ile uçmak, vadilerde trekking yapmak ve kayaların içine oyulmuş kiliseleri gezmek oldukça ilgi çekici. Ancak Kapadokya’da bu saydıklarımdan bile daha ilginç bir şey varsa, asırlık yeraltı şehirlerini gezmek olsa gerek.

İnsanların savaşlardan ve yağmadan korunmak için evlerinin altında oluşturduğu yaşam alanları, yüzyıllar içinde şehirlere evrilmiş. Birbiri ile koridor aracılığı ile bağlanan odalarda yaşayanlar, ortak şeylere ihtiyaç duymuşlar. Bu yüzden de yeraltı şehirlerine şarap mahzenleri, kiliseler ve toplantı salonları açılmış. Hatta uzun süreli konaklamayı mümkün kılacak bir havalandırma sistemi bile eklenmiş.

Bu yazıda size Kapadokya‘nın en çok ziyaret edilen iki yeraltı şehrinden biri olan Kaymaklı‘yı tanıtacağım. Daha önceki yazıda Derinkuyu Yeraltı Şehri‘ni incelemiştik. Dilerseniz bu yazıdan sonra onu da okuyabilirsiniz. Read More

Derinkuyu Yeraltı Şehri Giriş Ücreti ve Saatleri

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Nevşehir Derinkuyu Yeraltı Şehri Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Derinkuyu Yeraltı Şehri, eşine rastlanmayacak karmaşık bir yapıya sahip. Tarihi oldukça eskiye uzanan bu yapı, dünya üzerindeki en eski yeraltı şehirlerinden biri. Kapadokya‘daki yeraltı şehirleri, milattan önceye kadar uzanan tarihiyle insanların tarihteki yaşam tarzları hakkında ipuçları veriyor. Sizi hayrete düşürecek olan Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirlerini, Kapadokya gezilecek yerler listenize eklemenizi öneririm.

Kapadokya’nın Yeraltı Şehirleri

Derinkuyu yeraltı şehri, yer altına inşa edilmiş sekiz ayrı kattan oluşuyor. Kent, Kapadokya’nın jeolojik oluşumu sayesinde inşa edilebilmiş. Yanardağlardan süzülen lavların oluşturduğu tüflü toprak, yumuşak bir yapıya sahip olması nedeniyle insan eliyle kolayca şekillendirilmiş. Bu sayede insanların evlerinin altında açtığı kiler veya sığınak tarzındaki odalar, zamanla büyüyerek tam teşekküllü birer şehir haline gelmiş.

Diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak Derinkuyu, oldukça geniş bir kapasiteye sahip ve içinde birbiri ile iç içe geçmiş birçok bölüm bulunuyor. Derinkuyu, zaman içerisinde ihtiyaç duyulan bölümler eklenerek büyütülmüş. Odalar, mahzenler ve salonlar birbirine koridorlarla bağlanmış. Bu sayede binlerce metrekarelik bir alan elde edilmiş. Read More

Göreme Açık Hava Müzesi Giriş Ücreti 2020

Göreme Açık Hava Müzesi

Göreme Açık Hava Müzesi Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Türkiye’nin önemli turistik bölgelerinden biri olan Göreme, oldukça köklü bir tarihe sahip. 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Göreme Örenyeri, benzersiz yapısıyla ve dünyada başka bir eşi olmayan yapıtlarıyla dikkat çekiyor. Kapadokya’ya gelip Göreme’yi görmeden giderseniz, birçok şeyin eksik kalacağından emin olabilirsiniz.

Nevşehir’deki Göreme Ören Yeri Hakkında Bilgi

Göreme’deki yerleşimler, bir vadideki kaya bloklarına oyulmuş kilise, şapel, manastır gibi yapılardan ve yemekhane gibi sosyal alanlardan oluşuyor. Hristiyan sanatının en nadide örneklerini buradaki yapıtlarda görmek mümkün.

Sanat tarihçilerine göre, sonraki yıllarda Avrupa’daki kiliselerde kullanılan geometrik süslemeler ilk olarak Göreme Vadisi’ndeki kilise ve şapellerde ortaya çıktı. Günümüzde bu yapıtlardan Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Yılanlı Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor. Read More

Karanlık Kilise Giriş Ücreti ve Saatleri 2020

Göreme Karanlık Kilise

Karanlık Kilise Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri Hakkında Bilgi

Karanlık Kilise, Bizans İmparatorluğu döneminden günümüze kalan önemli yapıtlardan biri. Göreme Örenyeri’nde bulunan bu kilise, özünü günümüze kadar koruyabilmiş tarihi yapıtlar arasında yer alıyor. Her yıl yüzlerce turistin ziyaret ettiği Karanlık Kilise’yi, Kapadokya Gezilecek Yerler listenize mutlaka eklemelisiniz. Read More

İstanbul’da Boğaz Turu Nereden ve Nasıl Yapılır?

İstanbul’da Boğaz Turuna Çıkmak

İstanbul’da Boğaz Turu Nerede ve Nasıl Yapılır?

İstanbul‘u ilk kez ziyaret edenler, öncelikle Tarihi Yarımada‘daki tarihi eserleri görürler. Sultanahmet ve çevresinde kümelenmiş olan Topkapı Sarayı, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Sultanahmet Camii gibi eserler elbette önceliklidir.

Ancak İstanbul’un tarihte neden bu kadar önemli bir yer olduğunu anlamak için, bu bölgeyi gezmek yeterli olmaz. Çünkü Sultanahmet‘te inşa edilmiş olan tüm bu saraylar ve dini yapılar, sebep değil sonuçtur. İstanbul bu kadar önemli bir yerde konumlandığı için Roma, Bizans ve Osmanlı gibi imparatorluklar tarafından başkent olarak tercih edilmiştir.

İstanbul‘un ne kadar büyük bir alana yayıldığını ve içinden ne kadar önemli bir suyolunun geçtiğini kavramak için boğaz turuna çıkmak elzemdir. Böylece asırlar boyunca Tarihi Yarımada ve Galata bölgesi ile sınırlı kalmış olan kent yaşamının, 19. Yüzyıl’dan itibaren nasıl Boğaz kıyılarına yayıldığını da gözlemleyebilirsiniz. Zira padişah geleneksel Topkapı Sarayı’nı terk edip, Dolmabahçe Sarayı‘na yerleştiğinde, Boğaz kıyılarındaki gelişme de hızlanmıştır. Read More

Sergius ve Bacchus Kilisesi (Küçük Ayasofya)

Sergios ve Bakhos Kilisesi

İmparator Justinianus‘un tahtta olduğu 527 ile 565 yılları arasındaki dönem, Bizans İmparatorluğu‘nun zirve noktası olarak bilinir. Günümüzde Küçük Ayasofya olarak bilinen, Sergius ve Bacchus Kilisesi de Justinianus’un saltanatının ilk yıllarında inşa edilmişti. Sergius ve Bacchus adlı iki asker kökenli Hristiyan şehidine adanmış olan kilise, İstanbul’daki Bizans eserleri içinde en eskilerinden biridir.

Kilise Osmanlı döneminde camiye çevrildi ve Ayasoyfa‘ya benzerliğinden dolayı Küçük Ayasofya Camii adını aldı. Bu güzel Bizans yapısının tarihinden bahsetmek için, Justinianus’un selefi olan İmparator Justin‘in hükümdarlık yıllarından başlamak gerekir. Read More

Ioannis Hrisostomos (John Chrysostom) kimdir?

St. John Chrysostom

Ioannis Hrisostomos (John Chrysostom) kimdir?

İstanbul’un tarihinde uzmanlaşmaya çalışan biri olarak, adına sıkça rastladığım kişilere özel bir başlık açma gereği duyuyorum. Aziz Ioannis (Yannis) Hrisostomos, 4. Yüzyıl’a damga vurmuş kişilerden biri olarak, hayat hikayesi ile dikkat çekiyor.

Ioannis, Hristiyanlık aleminde önemli bir şöhrete sahip olduğu için, öncelikle Hristiyanlığın o yıllardaki durumundan söz etmekte fayda var. Bilindiği üzere Hz. İsa’nın M.S. 30 yılındaki ölümünden sonra havarileri dünyaya Hristiyanlığı yaymaya başladılar. İskenderiye, Antakya, Efes ve Roma gibi Antik Çağ’ın en önemli şehirlerinde ilk kiliseleri kurdular.

Bilinen dünyanın en büyük siyasi gücü olan Roma İmparatorluğu,  Hristiyanlığın yayılmasını hoş karşılamadı ve sert karşılık verdi. Hristiyanlara karşı zulüm ve katliam yaklaşık 3 asır sürdü. Nihayet İmparator Konstantin‘in yayınladığı Milano Fermanı ile 313 yılında Hristiyanlık serbest bırakıldı. Hatta Konstantin’in kendisi de Hristiyan oldu.

İmparator Konstantin dönemine kadar büyük zulümler gören Hristiyanlar, artık inançlarını özgürce yaşayabilecekti. 325’te toplanan İznik Konsili‘nde alınan kararlar ile Hristiyanlık merkezleri de belirlendi. Buna göre Roma, Konstantinopolis, Antakya, Kudüs ve İskenderiye başlıca psikoposluk merkezleri olacaktı.

İnanç serbestisi ile birlikte, Hristiyanlık felsefesinde müthiş bir ilerleme oldu. Erken dönem psikoposlar, günümüzde halen tüm dünya kiliselerinde uygulanan ibadet şekillerinin temellerini attılar. Aziz Ioannis Hrisostomos, tam da böyle elverişli bir dönemde doğdu ve adını kilise tarihine büyük harflerle kazıdı. Read More

Bergama Akropol Giriş Ücreti ve Saatleri 2020

Bergama Akropol Ören Yeri

İzmir Bergama Akropol Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Antik adı Pergamon olan Bergama, tarih boyunca önemli bir yerleşim merkezi olagelmiş. Akropol ise, Pergamon şehrinin ilk yerleşimi olarak kabul ediliyor. 300 metre yükseklikte yer alan Akropol, Roma döneminden kalan yapılara ev sahipliği yapıyor. Yolunuz İzmir’den geçtiğinde, Roma dönemini bütün görkemiyle muhafaza eden bu antik kenti mutlaka görmelisiniz.

Akropol Nedir?

Akropol ya da Akropolis, Antik Yunan dönemine ait bir yerleşim biçimidir. Bu kelime, Yunanca akro (yukarıda bulunan) ve polis (şehir) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yüksek yerlerde bulunan ve tapınaklar, hazine binaları, devlet kurumları gibi önemli binalara ev sahipliği yapan yerleşimler bu şekilde adlandırılırdı.

Antik Yunan devrinde, hemen hemen her kentin bir Akropol’ü bulunurdu. Bu yerleşimler, devletin hazinesine, belgelerine ve önemli yapılarına ev sahipliği yaptığı için savaş zamanlarında asla terk edilmezdi. Read More

Sultanahmet Hipodrom (At Meydanı) Tarihi

Sultanahmet Hipodrom Meydanı

Sultanahmet’teki Hipodrom (At Meydanı) Tarihi Hakkında Bilgi

İstanbul‘da hüküm süren imparatorlukların yönetim merkezi olan Sultanahmet, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Bizans ve Osmanlı dönemi yapılarından Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii‘ne odaklanan ziyaretçiler, geçmişi Roma dönemine kadar uzanan Hipodrom‘u gözden kaçırabiliyorlar. Halbuki Mısır Obeliski ve Yılanlı Sütun gibi İstanbul’un en eski tarihi eserlerinden ikisi burada konumlanıyor.

Roma imparatoru Konstantin, M.S. 330 yılında başkenti Roma’dan, Byzantion’a (İstanbul) taşıdı. İmparatorluk mimarları ve mühendislerinin 6 yıllık çalışması sonucunda, küçük bir Yunan kasabası olan Byzantion yeniden inşa edilmiş ve bir imparatorluk başkenti haline getirilmişti.

Yeni inşa edilen şehirdeki en önemli yapılar; Büyük Saray, Konstantin Forumu ve Hipodrom’du. Savaş arabalarının yarışacağı Hipodrom inşa edilirken, Roma’daki Circus Maximus isimli antik yapı örnek alınmıştı. Read More