serhateng(at)gmail.com
+90 532 256 93 12

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde İstanbul

Evliya Çelebi kimdir? Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinden İstanbul hakkında kısaca bilgi

Evliyâ Çelebi’nin 50 yıl boyunca Osmanlı topraklarını dolaşarak gördüklerini yazdığı Seyahatname adlı eseri, yalnızca Türk tarihi için değil, dünyanın kültürel mirası için önemli bir metin olarak kabul ediliyor.

Öyle ki, 2011 yılı UNESCO tarafından “Evliyâ Çelebi Yılı” olarak kabul edilmiş ve Seyahatname Dünya Belleği Listesi’ne alınmıştı. Çelebi’nin seyahatnamesini okuyarak 17.yüzyıl İstanbul’u hakkında bilgi edinmek mümkün.

Evliya Çelebi Kimdir? Hakkında Kısaca Bilgi

Çelebi ailesinin aslen Kütahyalı olduğu ve İstanbul’un fethinden sonra kente yerleştirilen ailelerden biri olduğu biliniyor. Öyle ki, Evliya Çelebi’nin dedesi Kara Ahmet, Fatih Sultan Mehmet‘in akıncılarından biriydi. Seçkin bir aileden gelen Evliyâ Çelebi, oldukça iyi bir eğitim aldı.

Bir rivayete göre, Hz. Muhammed’i rüyasında gördüğünde dili sürçmüş ve “Şefaat ya Resullullah” yerine “Seyahat ya Resulullah” demiş, böylece 70 yaşına kadar sürecek seyahatleri başlamıştır.

Evliya Çelebi kimdir kısaca
Osmanlı Döneminde İstanbul – Evliya Çelebi kimdir?

Evliya Çelebi’nin Seyahatname Adlı Eserinde İstanbul

Çelebi’nin Seyahatnamesi, İstanbul ile başlar. İstanbul’un kuruluşu ve kent hakkındaki hadisler ile ilgili bilgi verir. Kentin tarihçesini, tarihi yapılarını detaylı bir biçimde anlatır ve o vakitlerde kullanılan “İslâmbol” isminin nereden geldiğini açıklar.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi, elbette oldukça uzun bir eser ve bir yazıda özetlemek mümkün değil. Bu sebeple, bu yazıda daha çok Çelebi’nin eseri üzerinden 17.yüzyıl İstanbul’unun manzarasını çıkarmaya çalışacağız.

Evliya Çelebi’nin Anlatımıyla İstanbul Tarihi

Evliya Çelebi, seyahatnamesinde gezdiği yerlerdeki rivayetleri ve tarih anlatılarını eserine yansıtmıştır. İstanbul’dan bahsederken de ilk önce tarihiyle başlıyor ve mekânları tanımlarken –büyük ölçüde dini kaynaklara ve rivayetlere dayanan- tarihi kökleriyle birlikte anlatıyor.

“Tavuk pazarında kırmızı zımpara taşı parçalarından oluşmuş yüz arşın uzunluğunda iğne gibi bir sütun vardır. Bu Hazreti Muhammed’in doğumu sırasında iki gece içinde meydana gelen depremlerde hasar görmüştü; ancak ustalar sütunu hâlâ sağlam ve ayakta duracak biçimde, bir adam baldırı kalınlığındaki demir çemberlerle çevrelemişlerdi. Büyük İskender döneminden 140 yıl önce dikilmişti. Konstantin Sütunu’nun tepesine yılda bir kez kanatlarını çırparak havadaki bütün kuşları pençeleri ve gagalarında üçer zeytinle birlikte oraya toplanan sığırcık şeklinde bir tılsım yerleştirilmişti.”

Evliya Çelebi, şehrin anıtsal yapılarından biri olan ve bugün hâlâ ayakta duran Çemberlitaş’ın tarihçesini böyle bir rivayete dayandırmaktadır. Seyahatname bu bakımdan da büyük bir kaynak. Nitekim mekanların tarihini anlatırken Bizans döneminden kalan rivayetleri ve efsaneleri de aktarıyor.

İstanbul’un fethi de Seyahatname’de oldukça geniş bir biçimde işleniyor. Çelebi’nin dedesi bu fethe katılan askerlerden biri olduğu için, Çelebi fethi kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyelerle anlatıyor ve İstanbul’daki mekânların tarihçesini anlatırken fetih anılarını da ekliyor.

“Dedemiz (Yavuz Er Sinan) İstanbul’un fethinde onunla birlikteydi. Ganimetten payına düşen parayla Unkapanı’ndaki binaları aldı. II. Mehmed’in şehri fethinden sonra Sağrıcılar Camisi tarafında yüz dükkânla birlikte bir cami inşa ettirerek vakfetti. Doğduğum ev ganimet parasıyla o dönemde yapıldı. Evlerin, dükkânların ve caminin beratı da Fatih’in tuğrasıyla imzalandı, idaresi ailemize bırakıldı. Şimdi bununla ilgili işlere ben baktığımdan, onun saltanatı sırasındaki bütün olayların tarihlerini iyi biliyorum.”

Çelebi’nin anlattıkları İstanbul’un fethi hakkında ciddi bir kaynak oluşturuyor. Nitekim Seyahatname eserinde fetih sürecini, kuşatma esnasında yaşananları ve II. Mehmet’le ilgili rivayetleri detaylı birbiçimde anlatıyor. Öyle ki bu eserde Avrupa’dan Bizans İmparatorluğu‘na yardıma gelen Frenk gemilerinin alıkonulmasından Fatih’in çarpışmalar bittikten sonra Okmeydanı’nda verdiği ziyafete kadar birçok detaya rastlamak mümkün.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde İstanbul Gezisi
Osmanlı Döneminde Galata Köprüsü Ve İstanbul Tarihi Yarımada

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde İstanbul Gezisi

Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde İstanbul; saraylardan mezarlıklara, gayrimüslim mahallelerinden varoşlara kadar detaylı bir biçimde tasvir edilir. Seyahatname’de anlatılan İstanbul, bir panoramadan ibaret değildir. Semtlerin hikâyeleri, fetih sonrasında yeniden yapılandırılması, sosyal yaşantısı hakkında bilgi verir.  Bugün hâlâ ayakta duran birçok yapının hikâyesini de Çelebi’nin eserinden öğrenmek mümkün.

Eserde İstanbul manzarası Yedikule’den başlar. Bu bölgenin dönüşümü de oldukça ilginç. Çelebi’nin aktardığına göre, Yedikule’nin dışındaki kasaba bir zamanlar Lazaretti. Yani, vebalı yoldan gelenlerin yedi gün boyunca karantinaya alındığı bir bölgeydi. Ancak İstanbul’un fethinden sonra Fatih tarafından kasapların ve tabakhanelerin olduğu bir bölgeye dönüştürülmüş.

“…Savaş zamanı bu kasaba 5 bin yiğit tabakçı çıkarır. Ancak kötü kokusundan dolayı burada kimse duramaz, ama sakinlerine bu kötü koku miski amber gibi gelir. Yardımsever ve varlıklı insanlardır.

…Bu kasabanın dışında kemeri altında kaz resmi tasvir edilmiş dört köşe mermer bulunan bir çeşme vardır ki işçiliği anlatılmaz. Bu çeşme Kazlı Çeşme ismiyle meşhurdur.”

Her ne kadar Fatih tarafından yapılan tabakhaneler, camiler ve tekkeler kalmamışsa da, Kazlı Çeşme bugün hâlâ yerinde ve bulunduğu semte adını veriyor.

Galata’nın aşağı kısmında yer alan Kasımpaşa da fetihten sonra iskâna açılan yerler arasında. Adını Fatih dönemindeki donanma kaptanından alan Kasımpaşa, Fatih döneminde bir tersane ve divanhaneyle açıldıysa da kente dâhil olması, Kanuni Sultan Süleyman döneminde mümkün olmuş. Şehir genişlediği ve çoğalan nüfusu kaldırmadığı için, Kasımpaşa ve Tersane semtleri iskâna açılmış.

“…Sultan Süleyman zamanında her cami, her mescit kapısında her tersane hangarı ve her dükkânla ev kapısı önünde kandil yanarmış. – On Rum ve Ermeni mahallesi vardır, ancak Yahudi mahallesi yoktur, dükkânlarında durup giderler.”

Çelebi’nin yaşadığı dönemde Boğaz’ın ve Haliç’in köylerle, mesire alanlarıyla ve gettolarla çevrildiğini görüyoruz. Örneğin Üsküdar, Arnavutköy gibi semtler getto özelliği taşıyor.

Kadıköy ise Fenerbahçe’de II. Bayezit tarafından yaptırılan saraylar dışında, bağlarla ve bostanlarla dolu küçük bir kasabadan ibaret. Deniz kıyısındaki getto mahallelerinde daha çok kayıkçılar ve askerler yaşıyor.

Müslüman ve gayrimüslim mahalleleri arasında büyük uzaklıklar olmasa da, bu bölgelerdeki yaşantının çok farklı olduğunu söylemek mümkün.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde İstanbul Kısaca Bilgi
Evliya Çelebi seyahatnamesi hakkında bilgi ve özellikleri
Saray Ressamı Fausto Zonaro’dan Osmanlı İstanbulu

Evliya Çelebi Seyahatnamesi Ve İstanbul’da Sosyal Yaşam

Evliya Çelebi’nin eserinden anladığımıza göre, İstanbul’un çok kültürlü yapısına tanık olmak için kentte bir saat sürecek bir yürüyüşe çıkmak yeterliydi. Tophane ve Kasımpaşa semtlerinde başlayan bir yürüyüş Galata’ya ulaştığında iki farklı dünyaya tanık olunuyordu.

“Galata’da keferenin kendini müzik ve içkiyle oyaladığı iki yüz meyhane ve şarap dükkânı vardır. Meyhaneler Ankona, Saragoza, Mudanya, Edremit ve Bozcaada şaraplarıyla ünlüdür. Oynayan, dans eden oğlanlar, hanende ve sazendeler bir araya gelip kendilerini eğlendirdiğinden Galata meyhaneleri kolayca günaha girilecek yerlerdir. Bu bölgeden geçerken yalın ayak başı çıplak sarhoş yatan çok adam gördüm ve bazıları hâllerini sorduğumda şu  beyitle karşılık verdiler: Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir / Men kimem saki olan kimdir mey-i sehba nedir.”

Tekkeler İstanbul’un sosyal yaşantısında önemli bir yere sahipti. Örneğin meşhur Miskinler Tekkesi fiziksel ve psikolojik problemler yüzünden toplumla birlikte yaşama şansı olmayan kişileri barındırıyordu. Bir rehabilitasyon değil, tecrit yeriydi ancak tecrit edilen kişilere yaşama şansı sunuyordu.

“Miskinler Tekkesi; şehir dışında ana cadde üzerinde bir tekkedir. Bütün miskinler burada kalırlar ve sadakalarla geçinirler. Şehir içinde bir miskinin varlığı haber olursa derhâl aman vermeyip tekkelerine getirirler. İsterse ayan ve eşraftan olsun, hiç dinlemezler. Ellerindeki padişah emrine dayanarak zorla götürürler.”

Bu durum aynı zamanda sadaka toplama mesleğinin bile bir örgütlenmeye dayandığını gösteriyor. Nitekim İstanbul’da icra edilen bütün mesleklerin bir loncası, yani esnaf örgütlenmesi vardı. Evliya Çelebi eserinde bu esnaf loncalarına da büyük bir yer ayırmış, baharatçılardan meyhanecilere kadar esnaf örgütlenmelerini ve sosyal hayattaki yerini detaylı bir biçimde anlatmıştır.


Önerilen Diğer Yazılar:


Evliya Çelebi Kimdir? Seyahatnamesinde İstanbul Gezisi By Babür Karbey Vina

Evliya Çelebi Kimdir? Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde İstanbul

Evliya Çelebi Kimdir? Seyahatnamesinde Kısaca İstanbul was last modified: March 27th, 2018 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *