Floransa Gezi Rehberi

İtalya Gezisi Yazıları – Bölüm 4 – Floransa Gezi Rehberi ve Gezilecek Yerler

Bologna’daki seyahatimi sonlandırıp “Firenze” yollarına düştüğümde çok heyecanlıydım. Çünkü benim için en özel iki şehir olan Floransa ve Roma’yı gezmeye gelmişti sıra. Henüz seyahate çıkmadan önce ilk on günlük hostel rezervasyonumu internet üzerinden yapmıştım.

Genelde rezervasyonlarımı “Hostelworld” adlı web sitesinden yapıyordum. Sitenin oldukça fazla aktif kullanıcısı olduğundan, içinde konaklanacak mekanlarla ilgili çok faydalı kişisel yorumlar bulmak mümkündü. Floransa’daki hostelim olan Archi Rossi hakkında da müthiş yorumlar vardı. Gençliğin çok rağbet ettiği, fıkır fıkır bir mekan olarak tanımlanıyordu bu sevimli hostel. Hem tanışacağım bir çok insan, hem de bu ünlü şehirde göreceğim kültürel zenginlik beni çok meraklandırıyordu.

Tren yolculukları her zaman kendine özgü bir gizem ve seyahat keyfi içerir benim için… Lakin her gezdiğim şehri terk ettiğimde, hem bana o şehirdeki anılarımı hafızamda sıraya koyacak kadar, hem de yeni gidilen şehre manevi olarak hazırlanacak kadar zaman kalır. İtalya’nın akıllıca bir rota çizildiğinde birbirine çok kısa mesafede olan şehirleri arasında, böyle trenle tıngır mıngır gezmek ne büyük keyifti!

İşte bu hisler içinde yola çıktım ve bir buçuk saat gibi kısa bir süre sonra Firenze tren istasyonuna vardım. Oldukça hareketli bir tren garıydı. Hostelimi elimdeki adresi ve krokisinden rahatça buldum. İçeri girdiğimde gerçekten anlatıldığı kadar canlı ve hareketli bir mekan olduğu hemen belli oluyordu. Otele giriş işlemlerimi yaptırıp oda anahtarımı aldıktan sonra bahçedeki odalardan birine yönlendirildim.

Bahçedeki odamın kapısına gidene kadar otel lobisinde, internet salonunda, yemekhanede ve bahçede onlarca genç gördüm. Kimi sohbet eden, kimi sessizce kendi halinde internette sörfe dalmış, kimi elinde kitabı bir köşeye kıvrılmış, kimi bahçede yemek yiyen onlarca gezgin mekana çok sıcak bir atmosfer katıyordu. Yolculuğumla ilgili bir genelleme yapmak gerekirse en keyifli anlarımı bu tarz birden fazla kişinin ortak kullandığı odaları olan hostellerde yaşadım diyebilirim.

Archi Rossi‘de dört kişilik oda ayırtmıştım. Odamda bir İrlandalı genç çift ile bir Brezilyalı gezgin vardı. Onlarla tanışır tanışmaz “Odamda rahat edebilirmiyim?”, “Bir şeyim çalınır mı?” gibi kaygılarım buharlaşıp gitti. Lakin benden kıdemli olan bu gezginlerden İrlandalı çift haftalardır, Brezilyalı arkadaşım da aylardır yollardaydı. Floransa’daki konaklamam sırasında geceleri bira eşliğinde doyumsuz sohbetler ettiğim bu insanlardan birçok şey öğrenecektim.

Floransa Gezi Rehberi Blog Yazısı

Odama yerleşip ortama şöyle bir göz attıktan sonra çantamı ve fotoğraf makinemi alıp dışarı çıktım. Elimde hostelden bana verilmiş küçük ama çok işlevsel bir harita vardı. Tüm sokakları ayrıntısı ile gösteren haritamda önemli yerler büyük simgelerle belirtilmişti. Her yeni gittiğim şehirde, gezilecek yeni yerleri gösteren bu haritalara göz atmak büyük keyifti doğrusu. İşte yine keşfedilecek bir sürü yer vardı.

Otele tesadüfen beraber giriş yaptığımız ve çıkarken de kapıda karşılaştığımız Avustralyalı bir kız şehirdeki ilk yol arkadaşım oldu. Ben ilk olarak şehri ortadan ikiye bölen Arno Nehri çevresini gezmeyi düşünüyordum. O da civarda bir yere gideceği için beraber yola çıktık.  Yolda ettiğimiz sohbetten onun güzel sanatlar öğrencisi olduğunu ve bu rüya şehirde tez hazırlamak amacıyla aylarca kalacağını öğrendim. Bu inanılmaz şehirde böyle uzun zaman geçirebilecek olmak ne büyük bir şanstı!

  • Ponte Vecchio

Arno Nehri’nin orada arkadaşımdan ayrıldım ve bu durgun nehirle onun üzerindeki seyrine doyulmaz köprüleri fotoğraflamaya başladım.

Buradaki köprülerden özellikle nehrin en dar noktasına konuşlanmış “Ponte Vecchio” isimli köprü inanılmaz etkileyiciydi. Roma döneminde inşa edildiği rivayet edilen bu köprü sel baskınından dolayı yıkılmış ve 1345’te yeniden inşa edilmiş. Köprünün özelliği üzerinde kuyum ve hediyelik eşya dükkanları barındıran bir çarşı olması. Floransa’da bu köprü haricindeki tüm köprüler ikinci dünya savaşı sırasında Hitler tarafından bombalanmış fakat tarihi özelliği ve estetiğinden dolayı Ponte Vecchio’ya zarar verilmemiş.

Floransa Gezi Rehberi

Floransa Gezi Rehberi Blog Yazısı
Ponte Vecchio
  • Repubblica Meydanı

Köprülerden sonra şehrin kuzeyindeki tarihi merkez olan Duomo rotasında yürüyemeye başladım. Eline şeker verilmiş çocuk gibi keyiften şapşalca sırıtarak sokakları turluyor ve gördüğüm güzellikler karşısında şaşırmaktan kendimi alamıyordum. Yalnızca sokaklarında keşif yürüyüşü yaparken bile bu şehir bana dopdolu bir gezi vaat ediyordu.

Sokaklarda çeşitli sanatsal etkinlikler ve gezinen yüzlerce turist vardı. Republica meydanı civarında iki gitar ve kontrbas’tan oluşan ve İspanyolca şarkılar söyleyen bir grubu uzun süre dinledim. Bu sokak orkestrasının etrafı her dakika daha çok insanla dolduğundan sokak otomatikman trafiğe kapanmıştı.

Yürüyüşüme kuzey rotasında devam edip Duomo Meydanı‘nda darbuka çalan Arapları kısa bir süre izledim. İspanyol müzisyenlerin çaldığı sokağa geri döndüğümde, sokakta etrafı biraz öncekinden çok daha büyük bir kalabalık tarafından sarılmış olan “Charlie Chaplin” vardı. Evet yanlış okumadınız! Charlie Chaplin kılığındaki bir adam insanları gülmekten kırıp geçiren bir gösteri yapıyordu.

Meydanın hemen karşısındaki sokakta bir süre bu etkinliği izledikten sonra etrafı restoranlarla çevrili Republica Meydanı‘na yöneldim. Burası üç tarafı duvarlarla çevrili bir meydandı ve canlı müzik eşliğinde yemek servisi yapan restoranlarla doluydu. Meydanın göbeğinde ise ressamlar sanatlarını icra ediyorlardı. Bu sokak ressamlarının yanında gündüzden sokaklara Hz.İsa ile Meryem’e gönderme yapan çeşitli dini motifli resimler çizen ve bu yolla geçimini sağlayan bir çok insan da vardı.

Akşam hostelime döndüğümde çok yorgundum. Fakat hostel öylesine hareketliydi ki yatmak olmazdı. Oda arkadaşlarımla beraber hostelin en kalabalık mekanı olan restorana yöneldik. Biralarımızı alıp sabah saatlerine kadar süren sohbetlere daldık.

  • Santa Maria Del Fiore

Ertesi gün ilk işim görkemli Duomo’yu gezmek oldu. Bu muhteşem kilise Floransa’nın tam kalbinde yükselen devasa bir yapıydı. Gerçek adı Santa Maria Del Fiore olan bu mekan Avrupa’nın en büyük 4. kilisesi. Kilisenin en ilgi çekici tarafı, sıra dışı bir mimariye sahip kubbesi olarak göze çarpıyor. Şehrin tepelik yerlerinden rahatça görülen bu kubbe, bir bakıma şehrin sembolü olmuş. Kilisenin inanılmaz ayrıntılı Neo-Gotik ön cephe işlemeleri ise insanı kendinden geçirecek kadar güzel.

Floransa Katedrali (Duomo)

Floransa'da gezilecek yerler
Santa Maria Del Fiore
  • San Lorenzo Kilisesi

Şehirde her biri ayrı bir üstat tarafından inşa edilmiş ve süslenmiş büyüleyici kiliseler var. Bunlardan biri de Michelangelo imzalı San Lorenzo Kilisesi. Şehrin ileri gelen ailelerden olan Medicilerin aile kilisesi olan yapı içinde barındırdığı manastır, vaiz kürsüleri, şapelleri, koro mahalli ve kütüphanesi ile oldukça karmaşık bir mekan.

  • Santa Croce Kilisesi

Yine Michelangelo, Galileo Galilei ve Machiavelli gibi ünlülerin üstünde çalıştığı bir başka mekan Santa Croce Kilisesi. İçindeki muhteşem freskolar ve güzel bahçesinde konuşlanmış şapeli ile çok güzel bir yapı.

Floransa Gezilecek Yerler Blog

Floransa şehri gezi rehberi
Santa Croce Kilisesi
  • Piazza Della Signoria

Şehrin Duomo mahalline yakın bölgesindeki Piazza Della Signoria günün her saatinde yüzlerce turisti bir arada görebileceğiniz paha biçilmez heykellerle süslü bir meydandır. Bu meydan tarih boyunca Floransa’daki sosyal ve politik yaşamın merkezi olmuş.

Eski zamanlarda büyük çan, bu meydanda Floransa halkını toplantıya çağırma görevini üstlenmiş. Meydanda ünlü Davud Heykeli ve Medusa’nın kesik başını taşıyan meşhur mitolojik kahraman Perseus da mevcut.

Signoria Meydanı

Floransa seyahat tavsiyeleri
Signoria Meydanı
  • Palazzo Pitti

Şehrin köprülerini geçip güney yakasına ilk kez şehirdeki üçüncü günümde inebildim. Bu civarda bulduğum bir pizza dükkanında inanılmaz lezzette pizzalar müşterilerin gözünün önünde hazırlanıyor ve taş fırında pişirilip servis ediliyordu. Bu ziyafetten sonra güney yakanın en büyük ören yeri olan Palazzo Pitti’ye yöneldim.

Floransa içinde barındırdığı zengin ailelerin desteği ile kalkınmış ve dönemin en büyük ustalarının bu zengin şehirde toplanması ile Rönesans’ın parlayan yıldızı olmuş. Bu zenginlerden banker Luca Pitti, şehrin önde gelenlerinden Medici ailesi ile rekabet etmek için “Palazzo Pitti” isimli Pitti Sarayı’nı yaptırmış. Fakat ironik bir şekilde, bu sarayın yapım maliyeti kendisini iflas ettirmiş ve saray sonunda yine Medici ailesi tarafından satın alınmış.

1457 tarihli bu devasa saray, içinde sayısız salon ve odalar barındırır. Raffaello Sanzio dahil birçok ünlü ressamın tabloları ile süslü salonların, tavanları da mitolojik temalar barındıran freskolarla bezenmiş. Kişisel bir yorum yapmak gerekirse mekan insanı hipnotize edecek kadar lüks ve şaşaalı bir yer. Sarayın yemyeşil Boboli Bahçeleri de sarayın kendisi kadar ünlü ve görkemli.

Bu sarayı, hemen girişte Türkçe konuştuğunu fark ettiğim ve tanıştığım iki Türk kızı ile gezdim. Biri mimar ve diğeri ise mitoloji eğitimi almış olan iki arkadaşımla çok keyifli ve bilgilendirici bir gezi yaptım.

Floransa Gezi Rehberi

Floransa gezi önerileri
Palazzo Pitti
  • Uffizi Müzesi

Yine şehrin sanat koleksiyoncularından Medici ailesi mensubu Dük I. Cosimo’nun  sahip olduğu sanat eserleri, günümüzde Uffizi Müzesi adlı binada sergileniyor. Uffizi “Ofisler” anlamına geliyor ve aslında Cosimo’nun eserleri muhafaza ettiği ofislerinden oluşan bir saray.

Burada özellikle belirtmek istediğim bu müzeye girmenin zorluğu. Müzenin önündeki kuyruklar öylesine uzundu ki! Her gördüğümde müzeye girme şevkimi kırıyordu. Günün her saatinde en az beş yüz kişinin kapıda metrelerce kuyruk oluşturduğunu söylesem sanırım abartmış olmam. Şansıma normalde 19:00’a kadar açık olan müze, haftanın bir günü akşam 22:00’ye kadar açıkmış.

O gün saat akşam yedi gibi müzenin önünde -yaklaşık yüz kişilik!- görece az bir topluluk görünce, cesaretimi toplayıp kuyruğa girdim. Kalan iki ila iki buçuk saatlik sürede koşturarak müzeyi gezme imkanım oldu.

Müzenin sanat koleksiyonunun zenginliği gözümü öyle korkutmuştu ki, rehber kitabımın yeterli olmayacağını düşünerek girişteki müze kitaplarından birini satın almıştım. İçinde Leonardo Da Vinci, Michalengelo, Rafaello, Filippo Lippi, Sandro Boticelli gibi ressamların orijinal ve paha biçilmez eserleri insanı başka alemlere sürüklemekteydi.

Floransa’da Gezilecek Yerler

Floransa Davut Heykeli
Davut Heykeli

Bir Sonraki Yolculuk: Pisa Şehri

Floransa’daki bu son günümde Palazzo Pitti ve Uffizi gibi iki devasa müzeyi gezmek öylesine yormuştu ki akşam saat onbir gibi uyuya kalmıştım. Ertesi gün ise sıra meşhur eğik Pisa Kulesi‘nin olduğu “Pisa” şehrine gitmek ve günübirlik bu seyahatten sonra akşam Roma’ya yola çıkmaya gelmişti. Floransa, her zaman İtalya’da gönlümde taht kuran şehir olarak kalacaktı.

Serinin devamını Pisa Gezi Rehberi yazısından okuyabilirsiniz.

Floransa Gezi Rehberi Blog Yazısı by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *