serhateng(at)gmail.com
+90 532 256 93 12

Haydarpaşa Garı Tarihi

Haydarpaşa Garı Tarihi, Gar Meyhanesi, Kahvaltı Mekanları, Fotoğraflar

Haydarpaşa Garı, İstanbul’un siluetinde yadsınamayacak bir yere sahip. Yıllarca İstanbul’a gelenleri karşılama görevi gören bu gar, ne yazık ki banliyo seferlerinin iptal edilmesi sebebiyle bugün terk edilmiş bir durumda. Alman mimarlar Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından yapılan gar binasının inşasında İtalyan taş ustaları çalışmıştır. Ancak Osmanlı’nın son dönemine ve Türkiye’nin tarihine damga vurmuş önemli bir yapı olduğunu belirtmek gerekiyor.

Haydarpaşa Garı, birçok Yeşilçam filminde dekor olarak kullanıldı. Nitekim, Anadolu’dan İstanbul’a Kara Trenlerle göç edenlerin İstanbul ile tanıştıkları ilk yer burası oldu. Bununla birlikte, Nazım’ın şiirlerinden Kemal Tahir’in romanlarına kadar, eserde de Haydarpaşa’ya yer verildiğini görebiliriz. Bu yazımızda, Haydarpaşa’nın bir panoramasını çıkarmaya çalışacağız.

Haydarpaşa Garı’ndan Yapılmadan Önce

Bugün Haydarpaşa Garı’nın olduğu bölgenin tarihiyle ilgili sahip olduğumuz en eski bilgiyi 17. Yüzyıl’ın önemli Ermeni tarihçilerinden olan Eremya Çelebi Kömürcüyan’dan öğreniyoruz. Kömürcüyan, Haydarpaşa çayırının Bizans İmparatorluğu döneminde bir dinlenme yeri olduğundan bahsediyor. Ayrıca, burada azizlik mertebesine sahip kişiler için inşa edilen bir yapı olduğunu da eserinde belirtiyor.

Bunlar kesinliği olan bilgiler olmamakla birlikte, Haydarpaşa’nın adını nereden aldığıyla ilgili de net bir bilgi mevcut değil. Ancak 1533’te vezir olarak görev yapan Hadım Haydar Paşa’nın buralarda yaşadığını bildiğimiz için, semtin adının buradan geldiğini tahmin edebiliyoruz.

Bölgenin 19.yüzyıla kadar bir dinlenme ve eğlence yeri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak 19.yüzyılda burası saray ve ordu için önemli bir yer hâline geldi. Bahar geldiğinde, padişahın atları burada beslenip süsleniyor ve mevsim boyunca çadırlar kurularak eğlenceler düzenleniyordu. Diğer yandan, Haydarpaşa Çayırı ordunun Anadolu’ya ve Orta Doğu’ya yaptığı seferler için önemli bir ordugâh merkeziydi.

Burada bir parantez açmak gerekirse, Bağdat Caddesi adını Bağdat’a düzenlenen seferler için kullanılan bir yol olmasından alır ve Osmanlı döneminde Bağdat Caddesi’nin başlangıç yeri Haydarpaşa’dır. Cadde, Haydarpaşa’daki ordugâh merkezinden başlayıp Gebze’ye kadar uzanırdı. Hatta bugün Marmaray istasyonu bulunan Ayrılık Çeşmesi, adını ordunun Haydarpaşa’dan ayrılırken kullandığı ilk çeşme olmasından alıyor.

Osmanlı İmparatorluğu‘nun demiryolu ile tanışması, bölgenin çehresini değiştirdi. Haydarpaşa Garı’ndan önce, 1873 yılında buraya bir gar inşa edildi. Haydarpaşa Koyu’nun kuzeyinde yer alan bu gar, Osmanlı’nın ilk demiryolu olan İstanbul-İzmit Yolu’nun başlangıç noktasıydı.

Diğer yandan, Anadolu-Bağdat demiryolları genişledikçe, buradaki küçük gar binası yolcu sirkülasyonunu karşılayamayacak hâle geliyordu. Demiryolu ulaşımı önem kazandıkça, bir gar binası yapmak zorunlu hâle geliyordu.

Haydarpaşa Garı Tarihi ve Fotoğrafları
Haydarpaşa Garı Tarihi
Haydarpaşa Garı, Kadıköy’ün Simgesi Haline Geldi

Haydarpaşa Garı Tarihi ve Garın İnşası

Buraya büyük bir gar binası inşa etme fikri, 20. Yüzyıl başlarında dile getirilmeye başlandı. Demiryolu yapımı bir nüfuz meselesi hâline gelmişti ve yapılacak gar binası, Osmanlı’nın nüfuzunu gösterecekti.

Diğer yandan, bu bina Hicaz Demiryolu’nun yani Mekke’ye giderken kullanılan yolun başlangıcı olacaktı, dolayısıyla buraya görkemli bir bina yapılması gerekiyordu.

Mimar Kemalettin ve Nazmi Yaver tarafından projeler hazırlandıysa da, bunlar kabul edilmedi. Alman mimarlar Otto Ritter ve Helmuth Conu tarafından hazırlanan proje ise saray tarafından kabul edildi ve garın inşası 1906 Alman Holzman firması tarafından başladı.

Gar binası, trenlerin yanaşmasına ve binanın içine girmesine olanak tanıması için U biçiminde tasarlandı. Ritter ve Cuno, binayı Barok mimari üslubuna uygun bir biçimde inşa ettiler. Diğer yandan, inşa için gerekli olan taşlar Bilecik’ten getirildi.

Neme karşı dayanıklı olan Lefke taşları, binanın hâlâ ayakta durmasının sebebi olarak kabul ediliyor. Alman ve İtalyan taş ustalarının yapımında çalıştığı Gar Binası 1908 yılında tamamlandı ve Hicaz Demiryolu’nun ilk durağı olarak çalışmaya başladı.

I. Dünya Savaşı’ndaki Gar Yangını

Haydarpaşa Garı, Anadolu ve Suriye’deki ordulara asker, cephane ve silah götürmek için kullanılıyordu. Özellikle Suriye Cephesi’nde çatışan Dördüncü Ordu’nun ihtiyaçları buradan karşılanmaktaydı. 6 Eylül 1917 tarihinde Haydarpaşa ilk büyük felâketini yaşadı.

Yüzlerce insanın ölümüne yol açan bu olay bir patlamayla başladı. Savaş yıllarında İngiliz uçakları İstanbul’da çeşitli yerleri bombaladıktan sonra kayboluyordu, bu yüzden patlamanın başta bir İngiliz bombaardıman uçağı yüzünden çıktığı düşünüldü. Ancak gerçek, birkaç saniye sonra duyulan ikinci patlamadan sonra anlaşılacaktı. Cephane taşıyan bir trenle banliyo treni yanmaya başlamıştı. Diğer yandan gardan kopan taş parçaları ve yangın dumanı etrafa saçılıyordu.

Olay bir süre sonra ortaya çıktı. Suriye’deki  orduya cephane götüren tren, bir ajan tarafından havaya uçurulmuştu. Patlama sadece garı değil, çevresindeki binaları da etkiledi. Nitekim buradan çıkan ses camların kırılmasına sebep oldu.

Sabotajı kimin yaptığı tam olarak bilinmiyor. Kimileri bunun bir İngiliz ajanı tarafından yapıldığını söylerken, Harbiye Nezareti’nde bir yedek subay olarak görev yapmış Baha Özler, sabotajın Alman ordusunda görevli olan bir Fransız ajanı olduğunu ve adının Georges Mann olduğunu belirtmiştir.

Gar binası, bu patlamadan ciddi hasar almıştı. Ölü sayısı belli değildi ve olayla ilgili sansür uygulandığı için hiçbir zaman tam olarak öğrenilemedi. Ancak görgü tanıkları bu rakamın bini aştığını söylüyordu. Diğer yandan, yapımı uzun yıllar süren bina harap olmuştu.

Sivri kuleleri paramparça olmuş, çatısı yanmış, özel olarak yapılan camları kırılmıştı. Bu saldırının Çanakkale’yi aşıp İstanbul’a gelmeyi başaran bir İngiliz denizaltı tarafından yapıldığı da söylenenler arasında.

Saldırının kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmese de, Suriye ve Irak’taki Türk-Alman birliklerinin bu sabotaj yüzünden cephaneden ve erzaktan mahrum kaldığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla, bu sabotaj Osmanlı’nın bölgedeki durumunu ciddi anlamda etkilemiştir.

Cumhuriyet Dönemi’nde Haydarpaşa

Haydarpaşa’nın işletmesi Cumhuriyet’in ilanına kadar Societe Du Port De Haydar-Pacha şirketine aitti. II. Abdülhamid, Haydarpaşa Garı’nı yap-işlet-devlet modeliyle inşa ettirmiş ve işletme hakkını bu firmaya tanımıştı. Cumhuriyet ilan edildikten sonra, gar parası ödenerek kamulaştırıldı, işletmesi ve mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti’ne geçti.

Cumhuriyetin ilân edildiği yıllarda Haydarpaşa Garı harap bir hâldeydi. 1917’deki patlamanın etkileri hâlâ görülmekle birlikte, işgâl yıllarında ordugâh olarak kullanılmıştı. Vapurların ve lokomotiflerin dumanı binanın dış cephesini mahvetmiş, kaplamaların çürümesine sebep olmuş, denizin nemi, biriken yağmur ve kar suları garı harap bir hâle getirmişti.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki demiryolu politikalarıyla Haydarpaşa Garı büyük bir önem kazandı.
Adapazarı, Kurtalan, Doğu ve Güney ekspreslerinin sefere başlaması burayı işlek bir hâle getirdi. Banliyo seferleri de bir yandan devam ediyordu. Başta Pendik’e kadar hizmet veren Banliyo hattı Gebze’ye kadar uzatıldı.

Haydarpaşa, İstanbul ile Ankara ve Anadolu arasında bir köprü görevi görüyordu. 1950’li yıllardan sonra yapılan göçler için önemli bir merkezdi. Nitekim taşradan gelen birçok kişinin, İstanbul’a dair gördüğü ilk şey Haydarpaşa’nın merdivenlerindeki manzara oluyordu.

1976 yılına gelindiğinde bina harap hâldeydi. Garın kullanılmaya devam edebilmesi için, bu yıl büyük bir restorasyon yapıldı. Taşlar kaplanıyor, değiştiriliyor, çıkarılan taşların şablonu çizilerek yenisi yerleştiriliyordu. 1977 yılında ise banliyo ve ekspres setleri yenilendi. Hatta bu setlerde yer alan trenler 2013 yılına kadar kullanıldı.

Haydarpaşa Garı, 1979 yılındaki tanker patlamasında da büyük bir hasar gördü. Libya’daki ham petrolü Köstence’ye taşıyan Rumen tankeri Indapendenta, kuzeyden gelen bir Yunan gemisiyle çarpıştı ve bunun sonucunda büyük bir patlama gerçekleşti.

Yüzlerce ton ham petrol denize dökülürken, İstanbul büyük bir felâketten kurtulmuştu. Ancak Haydarpaşa Garı’nın kurşun vitrayları bu patlamada hasara uğrar. Linneman adlı Alman bir ustanın yaptığı vitraylar, ancak 1983’ün sonlarında restore edilmiştir.

Haydarpaşa Gidilecek Görülecek Mekânlar

Haydarpaşa, tarihi boyunca İstanbul’un önemli merkezlerinden biri oldu. Bu yüzden, sadece bir gar olduğunu söylemek mümkün değil. Nitekim bu binada sadece müdavimlerinin bildiği bazı yerler bulunuyor. Haydarpaşa’nın ileride nasıl değerlendirileceği belli değil ancak hazır sessiz, sakin bir hâldeyken mutlaka uğramanız gereken yerler var.

  • Haydarpaşa Mythos Meyhanesi

Tarihi Haydarpaşa Lokantası, bugünlerde Mythos adı altında hizmet veriyor. Bir zamanlar Edip Cansever, Cemal Süreya, Nilgün Marmara, Ece Ayhan gibi şairlerin ve yazarların uğrak yeri olan meyhane, konseptine ve menüsüne göre oldukça uygun fiyatlarla hizmet vermekte.

Canlı müzik günleri dışında genellikle sessiz ve sakin bir yer olduğunu söyleyebiliriz. Buraya geldiğinizde kendinizi tarihin içinde bulacağınızdan emin olabilirsiniz.

Önerilen Yazı: İstanbul en iyi meyhaneler yazısı da işinize yarayabilir.

Haydarpaşa’nın Meşhur Meyhanesi Mythos
Haydarpaşa Garı Rakı-Balık Meyhane
Haydarpaşa Garı Tarihi Meyhane
  • Garda Kadıköy

Not: Garda, aslında Haydarpaşa’nın içinde değil. Ancak Haydarpaşa ortamı nedeniyle tavsiye ediyoruz.

Duvar resimlerinde Haydarpaşa’yı yansıtan Garda, Kadıköy‘ün Yeldeğirmeni Mahallesi‘nde ilk açılan kafelerden. Yeorgios Rum Kilisesi’nin hemen karşısında yer alan kafe, Ada kahvaltısı konseptini başarıyla sunuyor.

Ayvacık peynirleri, Edremit zeytinlerinin süslediği ada kahvaltısında, reçeller Bozcaada’dan geliyor. Pişi ve simit özelinde de kahvaltı tabakları sunan Garda, sakin ortamı ile tren garı konseptiyle güzel bir deneyim sunuyor.

Önerilen Yazı: İstanbul en iyi kahvaltı mekanları yazısı da işinize yarayabilir.

Haydarpaşa Garı’nda Kahvaltı Yapabileceğiniz “Garda Kadıköy”
Haydarpaşa Garı Kahvaltı Yapılacak Mekanlar
Haydarpaşa Garı Tarihi Atmosferinde Kahvaltı
  • Haydar Baba Türbesi

Demiryolu hatlarının ayrıldığı yerde, küçük yeşil bir türbe bulunuyor. Bu türbede kimin yattığıyla ya da gerçekten birinin olup olmadığıyla ilgili bir bilgi sahibi değilim.

Ancak makinistler, kondüktörler ve demiryolu çalışanları, yıllar boyunca işe başlamadan önce gelip burada dua etmiş. Türbeyle ilgili birçok rivayet bulunuyor. Türbe, Haydarpaşa Köprüsü’nden geçerken rahatlıkla görülebilir.

Kalabalıktan Sessizliğe

2010 yılındaki yangın, Haydarpaşa’nın 1917’deki saldırıdan beri yaşadığı en büyük felâket olabilir. İzolasyon çalışmaları sırasındaki ihmâller yüzünden çıktığı iddia edilen yangında, garın çatısı ve kuleleri büyük bir zarar gördü. Restorasyon çalışmaları sürse de, büyük ihtimâlle garın akibeti belli olmadığı için herhangi bir şeyin düzeldiğini söylemek mümkün değil.

Yüksek Hızlı Tren çalışmaları sebebiyle Ekspress seferleri 2011 yılında sonlandırıldı. Daha sonra, 2013’te banliyo hatları da kaldırıldı ve gardaki son sefer böyle yapıldı.

Gebze-Halkalı banliyo hattının yakın zamanda açılacağı konuşulsa da, Haydarpaşa’nın tekrar gar olarak kullanılıp kullanılmayacağı, bu önemli tarihi yapının nasıl değerlendirileceği tam olarak bilinmiyor.


Önerilen Blog Yazıları


Haydarpaşa Garı Tarihi Blog Yazısı by Babür Karbey

Haydarpaşa Garı Tarihi, Meyhane, Kahvaltı, Fotoğraflar

Haydarpaşa Garı Tarihi, Meyhane, Kahvaltı, Fotoğraflar was last modified: August 12th, 2018 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *