Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi

Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi, Mahatma Gandi ve Bağımsızlık

İngilizlerin, Hindistan’a gelişi 17. Yüzyıl başlarına denk gelir. O yıllarda Babür İmparatorluğu halen ülkenin mutlak gücü konumundadır. Ayrıca İngilizler, Hindistan’a gelen ilk batılı devlet değildir. Portekizliler ile rekabet halinde olan İngilizler, Hindistan kıyılarında bir ticaret kolonisi kurmakla işe başlarlar.

Hindistan Başkentinin Çeyiz Olarak Verilmesi

Portekizliler, Hindistan’a çoktan yerleşmiş ve ticaret yapmaya başlamışlardır. Fakat İngilizlerin gelişinden rahatsız olmak şöyle dursun, 1661’de Mumbai şehrini İngiltere’ye, II. Charles ile evlenen Portekizli prensesin çeyizi olarak verirler. Bu süreçte elbette Hintlilerin fikri sorulmamıştır. 300 sene daha da sorulmayacaktır.

İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth, 17.  Yüzyıl’ın hemen başında “British East India Company” adında bir şirket kurar ve İngiltere’nin, Hindistan’daki ticari faaliyetlerinin tüm haklarını bu şirkete verir. Söz konusu şirket 250 sene boyunca Hindistan’ın yönetiminde etkili olur.

Hindistan’ı Sömürmek için İngiliz-Fransız Çekişmesi

18. Yüzyıl‘da İngilizler ve Fransızlar, Hindistan’ı sömürmek için büyük bir mücadele içine girerler. 1803 yılına gelindiğinde İngilizler uzun süren çekişmeden galip çıkmış ve Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi başlamıştır.

Babür İmparatorluğu‘nun da iyice güçsüz düşmesi ile İngilizler ülkenin tek ve mutlak gücü olurlar. Böl ve yönet politikasını kullanarak, birbirinden bağımsız Mihracelerin (Racalar) bölgesel güçler olarak yönettiği Hindistan’ı ustalıkla kontrol ederler.

Batılıların Hindistan’a Ayak Basması

hindistan hangi 2 ülkenin sömürgesiydi
Hindistan’da Portekiz ve İngiliz Sömürgeciliği

Halkın Köleleşmesi Ve İlk İsyanlar

İngilizler, yerel halkın nasıl yaşadığı veya dini inançları konularıyla pek ilgilenmez; daha çok madenlerin işlenmesi, çay üretimi, pamukçuluk gibi para getiren işlerle uğraşırlar. Bu amaçla da sulama kanalları ve demiryolu sistemini çok geliştirirler.

Bu süreçte yerel halk gittikçe daha fakirleşir hatta köle haline gelir. Çünkü Hindistan’dan, İngiltere’ye gönderilen pamuk, fabrikalarda işlenip; Hintli zanaatkarların kendi yaptıklarından çok daha ucuz kumaşlar olarak geri dönmektedir.

Bu ilgisizlik 1857 yılında büyük bir isyan patlak vermesine sebep olur. Fabrikalarda işçi, tarlalarda çiftçi ve hatta İngiliz ordusunda asker olarak çalıştırılan Hint halkı, dinlerine saygısızlık yapıldığı gerekçesiyle isyan ederler.

Delhi’nin 40 km dışında başlayan isyan tüm ülkeye yayılır. Hintli isyancılar kadın, çocuk demeden önlerine gelen İngilizleri öldürmeye başlarlar. Bu isyan sırasında İngilizler çareyi eski kalelere sığınmakta bulurlar.

Neden sonra, İngiliz ordusu yardıma koşar ve isyancılara aynı şiddette bir karşılık verilir. Sonunda isyancıların göstermelik önderi olan Bahadır Şah ve oğulları, Burma’ya sürülür ve zaten artık sembolik bir hale gelen Babür İmparatorluğu resmen son bulur.

Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi

Bu isyan aslında bir anlamda karşılığını bulmuştur. Çünkü İngilizler, 1858’de “Hindistan’ın daha iyi yönetilmesi kanunu” adında bir yasa çıkarırlar. Artık Hint vatandaşların hakları daha çok önemsenmektedir.

British East India Company isimli sömürge şirketi yönetimdeki 250 senelik etkinliğini kaybeder ve 1874’te tarihe karışır. Artık Hindistan direk olarak İngiliz Kraliyet Ailesi tarafından yönetilmeye başlanır.

1876’da payeleri arasına “Hindistan İmparatoriçesi” ünvanını da ekleyen Kraliçe Victoria, Hint kamu yönetiminde çalışma hakkının tüm tebaasına ait olduğunu ilan eder ve nihayet bürokraside Hintliler de yer almaya başlar. Hintliler bu noktadan itibaren büyük bir uyanış yaşar; siyasi arenada, ticarette ve fikir alanında etkin olmaya başlarlar.

1911’de Kral V. George İngiliz kraliyet ailesinden, Hindistan’ı ziyaret eden ilk kişi olur. Sebep ise başkentin Kalküta’dan, Delhi’ye taşınacağının ilan edilmesidir. Kraliyet mimarları sonsuza dek İngilizlerin hüküm süreceğini düşündükleri Hindistan’a yeni bir başkent kazandırmak üzere kolları sıvarlar. Dev hükümet binaları ve sarayları ile Yeni Delhi inşa edilir.

Birinci Dünya Savaşı ve Hintlilerin Uyanışı

Hür irade taleplerinin dile getirilmeye başlandığı bir dönemde, Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Hindistan, İngilizler ile birlikte savaşa girer. Günümüzde başkent Delhi’de, I. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybetmiş Hint askerleri anısına büyük bir anıt yükselmektedir.

1917’de Londra, Britanya İmparatorluğu’nun ayrılmaz parçası Hindistan’ın, kendi hükümetini kurmasının mümkün olduğunu açıklar. Hür iradeye yaklaşılmıştır. Ilımlı Hintliler bunu memnuniyetle karşılarken, devrimciler ise bunu bir başlangıç noktası olarak gördüler.

Hintlilere eğitim, sağlık, kamu işleri ve tarım konularında yönetim erki verilir. İngiliz bürokratlar ise Hintli bakanların altında çalışmak yerine istifa ederler.

Mahatma Gandi’nin Yükselişi

Ülkenin kendi kendini yönetmesi için kurulan Kongre Partisi, zamanla devrimci bir yapıya dönüşür. Söz konusu partinin en etkili ismi ise Londra’da hukuk eğitimi aldıktan sonra 1915’te ülkesine dönmüş olan Mahatma Gandi’den başkası değildir.

Hindistan’da İngiliz Katliamı: Amritsar

Gandi’nin ilk keskin çıkışı Amritsar Katliamı‘ndan sonra olur. İngiliz misyoneri bir kadının Amritsar kentinde tacize uğradığını ihbar etmesinden sonra, bölgenin askeri yöneticisi General Reginald Dyer, meydandaki halka onur kırıcı muamele yapar ve onları yerlerde süründürür.

Bu olayın üzerinden bir süre geçtikten sonra, Sikh dinindeki bir bayramı kutlamak üzere toplanan binlerce kişi, aynı zamanda bu olaydaki aşırılığı protesto ederler. General Dyer, bu kez dağılmaları için uyarıda dahi bulunmadan, 50 askerden oluşan birliğine kalabalığın üzerine ateş açması talimatı verir.

Kadın, çocuk demeden mühimmat bitene kadar ateş ederler. Mermilerden yara alanlar kadar, ezilerek ölen de birçok insan olur. Resmi kaynaklar 379 ölü, 1100 yaralı açıklaması yapsalar da, Hindistan Hükümeti ölü sayısının 1000’in üzerinde olduğunu beyan eder. Mahatma Gandhi, dönemin İngiliz yanlısı hükümeti için; “Bu hükümetle işbirliği yapmak günahkarlıktır” diyerek tepki gösterir.

Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi
Hindistan'da ingiliz Sömürge Dönemi
Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi

Mahatma Gandi ve Bağımsızlık için Pasif Direniş

Gandi’nin savunduğu zarar vermeme ve pasif direniş gibi kavramlar; Amritsar‘daki ilk girişimde başarısız olmuştur. Fakat zaman içinde meyvesini verir. Gandi 1930’da Ahmedabad kenti kıyısına bir yürüyüş başlatır. Orada İngilizlerin tuz vergisi yasalarına aykırı olarak, denizden tuz elde etme işlemini yapar ve hapse atılır.

İçeriden çıktıktan sonra Kongre Partisi delegesi olarak Londra’da bir konferansa katılır ve İngilizlerin ilgi odağı olur. Fakat dönünce yine hapse atılır. Bu kez hapiste kastsızların (Dokunulmazlar) haklarını kazanması için ölüm orucuna başlar ve başarılı olur.

1934 yılında Kongre Partisi ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeni ile istifa eder ve kendini halkın eğitimine adar.

1942’de İngiltere’ye karşı yürüttüğü Quit India (Hindistan’ı terk edin) kampanyası ile siyasete dönüş yapar. Fakat kendisi ile birlikte Kongre Partisi’nin birçok üyesi hapse atılır.

1945’te II. Dünya Savaşı’nın bitişiyle, İngiltere’nin Hindistan’dan ayrılacağı kesinleşir. Fakat bu kez ülkenin bölünmesi gündeme gelir. İktidardaki Kongre Partisi Müslüman birliğini tanımayı reddeder.

Gandi tarafları sükunete davet eder. Ülkedeki umutsuz Müslüman azınlığı temsil eden Muhammet Ali Cinnah, “Hindistan ya ikiye bölünür, ya da yok olur” diyerek uzlaşmaz bir tavır içine girer. 1946’da patlak veren çatışmalarda iki taraftan da binlerce kişi ölür.

Hindistan’ın Özgürlüğüne Kavuşması

Olayları durduramayacağını anlayan İngilizler, 1947’de ülkeyi terk ederler. Böylece Hindistan, 1947 yılında bağımsızlığını kazanır. Hindistan’ın İngiliz sömürgesinden kurtuluşu kutladığı, tam bağımsızlık günü ise 15 Ağustos 1947‘dir.

Bu olumlu gelişmeye karşılık, iç savaş tehlikesi de kapıdadır. Gandi barışı korumaya çalışır ve Hindistan ile Pakistan‘ın ayrılmasına karşı çıkar. Ne var ki, Müslümanları ülkede istemeyen bir Hindu fanatik tarafından öldürülür.

Hindistan Bağımsızlık Hareketi Lideri Gandi
hindistan'ı bağımsızlığına kavuşturan lider Gandi
Mahatma Gandhi

Hindistan’ın Bölünmesi ve Pakistan’ın Ayrılması

Yaşanan gerilimin sonunda Pakistan ve Bengal, Hindistan’dan ayrılır. Fakat Hindistan’da yaşayan Müslümanların ve Pakistan topraklarında kalan Hinduların nüfus mübadelesi sırasında büyük katliamlar olur. İki taraf da hıncını yolcu trenleri ile yer değiştiren mültecilerden alır. Günümüzde Hindistan ile Pakistan arasında halen süren düşmanlığın ve savaş tehlikesinin nedeni budur.

Sonuç olarak Hindistan, içinden Pakistan gibi dev bir Müslüman ülke çıkardıktan sonra bile dünyadaki en büyük Müslüman nüfuslardan birine sahiptir. Zira 130 milyon Müslüman halen Hindistan’da yaşar. Bu rakam Endonezya ve Pakistan’dan sonra dünyanın en büyük Müslüman topluluğudur. (Türkiye ve İran’ın nüfuslarının toplamına yakın bir rakam!)

Günümüzde Hindistan

Hindistan bağımsızlığına kavuştuktan sonra, kendi gücü ile kendi kurumlarını geliştirerek demokrasi dersi verir. Oysa böyle uzun süreli sömürge döneminden çıkan birçok ülke askeri darbelere ve cunta rejimlerine mahkum olmuştur. (Örn. Güney Amerika ülkeleri)

Önceleri tarıma dayanan bir ekonomisi bulunan Hindistan, bugün sanayi ve bilişim sektöründe dünyanın önce gelen güçlerinden birisi haline gelmiştir. Ayrıca geleceğin süper güç adayları arasında gösterilmektedir.

Hindistan’da İngiliz Sömürge Dönemi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *