Hint Dinleri Hakkında Bilgi

Hint Dinleri Hakkında Kısa ve Özet Bilgiler

Hindistan renkli kültürü ve festivalleri ile meşhur bir Asya ülkesidir. Hindistan toprakları üzerinde dünyanın tüm büyük dinleri temsil edilir ve yüzlerce yerel dil konuşulur. Nüfusu ise bir buçuk milyara yaklaşıyor. Hindistan ile ilgili serinin ilk yazısı olan Hindistan Tarihi ve Kast Sistemi isimli yazının devamıdır.

Hindistan’da Yaygın Hint Dinleri Hangileridir?

Bu yazıda Hindistan’ın bağrından çıkmış üç büyük dinden bahsedeceğiz. Asya’nın tamamına yayılmış olan bu dinlerin adları Hinduizm, Budizm ve diğerlerine göre çok daha az takipçisi olan Jainizm.

Hint Dinleri Budizm ve Jainizm’in Doğuşu

Hindistan’da alt kastlarda ailelerden doğup, Hinduizmin kast sistemi tarafından dışlanan insanlar yeni arayışlara girerler. Bu dışlamaya tepki olarak M.Ö. 600 civarında Budizm ve Jainizm oraya çıkar.

Birbirine çok benzeyen bu iki din temelde insanların arzularını gemlemesine yönelik öğretiler. “Ne kadar çok şey arzularsanız o kadar acı çekersiniz bu yüzden azla yetinin” düşüncesinden yola çıkıyorlar.

Budizm zaten dünyaca popüler bir din. Jainizm ise Hindistan toprakları ile sınırlı kalmış. Sebebi ise aydınlanmaya giden yolda çok daha sert kurallar koymasından olsa gerek.  Zira Budizm’in aydınlanmaya giden yolda 8 aşaması var iken, Jainizm’de bu 14 aşamaya kadar çıkıyor.

Jainizm’in (Caynacılık) Kurucusu Mahavira

Jainizm’in kurucusu Mahavira, nefsini terbiye etme denemelerini tüm hayatına yaymış ve sonunda açlıktan ölmüş. Jainizmin en güzel öğretisi yaşayan her canlıya duydukları sonsuz saygı olsa gerek. Jain rahipleri bir canlıya zarar vermemek için ellerinde süpürge ile dolaşıyor ve oturmadan önce yerleri süpürüyorlar. Ağızlarında ise sinekleri nefes alırken öldürmemek için ağızlık oluyor.

Jainizm dinine mensup insanlar canlı organizmalara zarar verdiği için tarımla uğraşmıyorlar. Buna bağlı olarak belli sebze ve meyveleri de yemiyorlar. Fakat tüm bunlara rağmen Hindistan’da günümüzde oldukça seçkin yerlere gelmeyi başarmışlar. Bu da onların bilgisayar sektöründeki kabiliyetinden ileri geliyor. Jainizmin izleyicileri, dinsel pratiklerin sağladığı yüksek disiplinleri sayesinde çok başarılı olmuşlar.

Jainizm’de Ağızlık Takmak Dinsel Bir Kural
Hint dinleri ve özellikleri ile ilgili sorular
Caynacılar

Budizm’in Kurucusu Siddhartha Gautama

Efsaneye göre, sarayda lüks içinde büyüyen biri olan prens olan Siddharta Gautama, bir gün saray dışına çıktığında; kraliyet parkının içinde fakirleri, hastaları ve yaşlıları görür. Hayatın çile ve ızdırap içerdiğini fark eder.

Zenginlikten vazgeçip, Ganj vadisindeki dervişlere katılır. Altı ay boyunca nefsini kontrol etmeye çalışır. Uzun süre aç ve yoksul bir hayatı izleyen Siddhartha bu yöntemlerin insana açlığa dayanma, hassas fısıltıları dahi duyma, vücutta ağrı hissetmeme gibi olağanüstü manevi güçler kazandırdığını farkeder, ancak aynı zamanda vücudu tahrip ettiğini de görür.

Bir gün bu çileci yolla hayatın anlamına tam olarak varamadığını fark eder. Amacı artık hem vücuda zarar vermeyen, hem de nefsi tamamen kontrol edebileceği bir yol bulmaktır.

35 yaşındayken bir gün Buddh Gaya olarak bilinen bir ağacın dibine oturur ve amacına ulaşıncaya kadar orada kalmaya yemin eder. Nefesini çok dikkatle kontrol ederek yeni bir meditasyon çeşidi bulur.

49 gün boyunca ağacın dibinde meditasyon yaparak aydınlanma sürecini tamamlar ve bugün bilinen ismi ile Buda olur. Bilgeliği üzerine vaaz verir ve çok sayıda mürit toplar. 80 yaşında ise ölür.

Çile çekmesinin kişisel istekleri gerçekleştirmeye çalışmaktan kaynaklandığını savunan Buda; aydınlanmak ve dünyevi isteklerden arınıp Nirvana’ya ulaşmak için 8 aşamalı yolu önermiştir.

  1. Doğru fikirler
  2. Doğru karar
  3. Doğru söz söyleme
  4. Doğru davranış
  5. Doğru rızık
  6. Doğru çaba
  7. Doğru hatırlama
  8. Doğru meditasyon

Budizm, Uzakdoğu’nun diğer ülkelerinde ana yurdu Hindistan’dan çok daha yaygın bir izleyici kitlesine sahiptir.

Hint Dinleri ve Özellikleri Nelerdir?

Hint Dinleri hakkında bilgi kısaca
Budist Tapınağı

En Yaygın Hint Dini Hinduizm’in Özellikleri

Dinler konusuna girmişken ana başlığımız Hinduizm’den de bahsetmekte fayda var. Hinduizm, Hindistan topraklarında yüzyıllar içinde şekillenmiş bir din. 330 milyon tanrısı olduğu tahmin edilmekte… Tabi tüm bu tanrılar, tek bir Tanrı’nın yeryüzündeki suretleri olarak düşünebilirsiniz. Çünkü Hindular özde tek tanrıları olduğunu ileri sürüyorlar.

Hint mitolojisinde tüm olayların etrafında döndüğü üç ana Tanrı görüyoruz. Bunlardan birincisi Brahma (Yaratıcı Tanrı), ikincisi Vishnu (Koruyucu Tanrı), üçüncü ve en sevileni ise Ganj Nehri’ni kendi saçlarından süzdüğü suyla meydana getirdiğine inanılan Shiva (Yok edici Tanrı). Hinduizm öğretisi en yalın haliyle; dünyayı yaratan Brahma, dünyayı tüm kötülüklerden korumak için farklı suretlerde enkarne olan Vişnu, kötülükleri yok eden zamanın ve kaderin tanrısı Şiva etrafında oluşmaktadır.

Hinduizm temelde bir yeniden doğma zinciridir. İnsanlar yeniden doğma yolu ile dünyaya birçok kez gelip, gidiyorlar. Hayatımız boyunca yapacağımız iyi hareketler, iyi karmaya ve ilahi özgürlüğe yaklaşmamıza; kötü hareketler ise bir dahaki sefere daha alt seviyeden yeniden dünyaya gelmemize sebep oluyor. Yalnızca insan değil, hayvan olarak da dünyaya gelebiliyorsunuz. Bu yüzden tüm canlılara saygı duymak Hinduizm’in ana prensibi olarak göze çarpıyor.

Hinduizm’de Dharma Doğa Yasaları

Hinduizm’de, Dharma denilen doğa yasaları, yaşamın sosyal, ahlaki ve ruhsal alanlarında uyumlu olmayı öneriyor.

  1. Dharma: Tüm evren ve bireyin uyumudur.
  2. Dharma: Kastları ve kastlar arası ilişkileri belirler.
  3. Dharma: Bireyin uyması gereken kurallardır.

Hint Dinleri Hakkında Kısa Bilgi

Hint dinlerinin ortak veya benzer özellikleri nelerdir
Hinduizm’in Koruyucu Tanrısı Vişnu

Not: Hindistan’ın büyük dinlerinden Sihizm’i de kapsayan bir yazı okumak isterseniz, Hinduizm, Budizm, Sihizm ve Jainizm adlı yazıyı da gözden geçirmenizi öneririm.

Hint Dinleri Üzerinde Etkisi Olan Kültürler

M.Ö 3400 yılından başlayan Hindistan tarihinden önceki yazımızda biraz bahsetmiştik. Indus Vadisi Uygarlığı ve Aryan Uygarlığı’nın Hindistan’a göçünden sonra hikayemiz Persler ile devam eder.

İmparator Kyros ve Pers Kültürü

MÖ. 530 yıllarında Pers imparatoru Kyros, Hindistan topraklarına gelip İndus havzasına girmiş. Brahman alimleri ile Pers filozofları fikir alışverişinde bulunmuşlar. Hindistan’ın günümüzdeki renkli kültürü ve mozaik yapısının altında farklı medeniyetlerin bu topraklarda hüküm sürmüş olmasının büyük payı var.

Büyük İskender’in Hindistan Seferi

MÖ.326’da bu kez Persleri yenilgiye uğratan Büyük İskender, İran topraklarından geçerek günümüzdeki Pakistan topraklarına gelmiş. (Pakistan ve Bengaldeş ülkeleri aslında eski Hindistan’ın toprak parçalarıdır.) Büyük İskender önce bir zafer kazanmış, fakat iç kısımlara ilerlemeyi göze alamayarak, bölgeyi yönetmesi için valiler tayin ettikten sonra Babil’e geri dönmüş. Bu yüzden Antik Yunan kültürü, Hindistan topraklarında çok etkili olamamış.

Hindistan’da Yaygın Hint Dinleri

Hint dinleri nelerdir kısaca
Büyük İskender’in Hindistan Seferi

Budist İmparatorlar Dönemi

M.Ö. 321’den sonra yaklaşık yüz yıl boyunca Maurya İmparatorluğu hüküm sürmüş. Bu İmparatorluğun en önemli özelliği, Hindistan’daki ilk İmparatorluk hanedanını kurmuş olmaları ve Budizm’i resmi din olarak kabul etmeleridir. Kurucu Maurya’nın torunu Aşoka, en meşhur hükümdar olarak biliniyor. İmparatorluğa en güçlü dönemini yaşatan bu hükümdar taş kitabeler üzerinde fermanlarını yazılı olarak miras bırakmış.

Hindistan’ın Bölgesel Kralları Racalar

Hindistan tarihin hiçbir döneminde bir bütün olarak Hintli bir Raca (Kral) tarafından yönetilmemiş. Racalar hep kendi bölgesel yönetimleriyle sınırlı kalmışlar. Hindistan’ın büyük toprak parçalarını yöneten ise hep dışarıdan gelen topluluklar ve onların kralları, hakanları, imparatorları olmuş. Zira Hindu Racalar, İslam’ın dalga dalga geldiğini ve kalıcı olacağını da fark etmemişler. Arap, Türk ve Moğol istilacıları gelip geçici olarak görmüşler.

Hindistan’da Türk ve Moğol Etkisi

Racaların düşüncesinin aksine dışarıdan gelenler pek de geçici olmamış. Gazneli Mahmut’un, 11. Yüzyıl’ın hemen başında, Hindistan’ın büyük bölümünü ele geçirmesi ile başlayan İslam etkisi; bölgeyi 18. Yüzyıl’da İngilizler gelene kadar terk etmemiş.

Gazneli Mahmut’tan sonra uzun bir süre Türk-Afgan asıllı Delhi Sultanlığı bölgeye hakim olmuş. 1398’de ise Timur gelmiş. 1402’de Ankara savaşında Yıldırım Beyazıt’ı yenilgiye uğratıp, Osmanlı İmparatorluğu‘nda 14 sene sürecek Fetret Devri’ne sebep olan Aksak Timur’dan bahsediyoruz.

Timur, Delhi’ye girip sultanlığı kalbinden vurmuş ve her yeri yerle bir etmiş. Sonra da ganimetlerle Semerkant’a dönmüş. Timur’un şehirde sebep olduğu enkazla ilgili “Öyle bir yıkım yaşandı ki, O’nun gidişinden sonra bir ay şehirde kuş bile uçmadı.” diye bir betimleme bile var.

Akabinde Türk-Moğol karışımı bir soydan gelen, Babür Şah sahneye çıkar. Ana dili Çağatay Türkçesi olan ve soyu Cengiz Han ile Timur’a dayanan Babür Şah; Hindistan’ı ele geçirir ve boyları kendine bağlar.

Bu aynı zamanda 300 sene sürecek Babür İmparatorluğu’nun (Mughal Empire) başlangıcıdır. O imparatorluk ki, günümüzdeki Hindistan turlarında görülecek tarihi eserlerin büyük bir bölümü, onların miras bıraktığı yapılardır.

Hint Dinleri Hakkında Bilgi yazısı by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *