info(at)istanbulclues.com

İstanbul’un Tarihteki İsimleri (Adları) Ve Geçmişi Hakkında Bilgi

İstanbul, benim doğup büyüdüğüm şehir. Çocukluk yıllarımın bir kısmını Fatih bölgesinde geçirdim. Fatih aslında fetheden anlamına gelen bir takma isim. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’e atfedilen bir unvan da diyebiliriz.

Hafızama kayıtlı en eski anılarım İstanbul’un Tarihi Yarımadası olan Fatih’in dar sokakları ve eski ahşap Osmanlı evlerini bana hatırlatır. Henüz mahalle kültürünün varlığını sürdürdüğü bir çağda yetiştim ve 7 yaşına kadar da geleneksel bir mahallenin ortasında yaşadım. Fatih, Osmanlı dönemi İstanbul’un en eski semti olduğu için; Osmanlı döneminden kalan mirası en güzel yansıtan ilçedir.

İstanbul’un Kuruluş Hikayesi Ve Tarihteki İlk İsmi

Byzantion (Yunan Kolonisi) – Konstantinopolis (Roma ve Bizans Başkenti)

Çocukluk yıllarında tarih bilgim yok denecek kadar az olduğu için bu eski semtin bir zamanlar Yunan kolonisi Byzantion, ondan sonra Roma ve Bizans kenti Kontantinopolis olduğu aklımın ucundan bile geçmezdi tabi… Bu kadim topraklara doğup, orada şekillenmek; kaderimin hiç ayrılmamacasına Fatih bölgesine ve özellikle de onun en özel bölgesi olan Sultanahmet’e bağlanmasını sağlamış olsa gerek.

Surlarla çevrili bu küçük yarımada, nice antik dönem Yunan halklarının, nice Romalıların, nice Bizanslıların ve nihayet Osmanlıların hayatına damgasını vurdu. Bu zengin tarih birikimi, şimdi de modern zamanların insanlarını aşka getiriyor.

İstanbul’un Tarihteki İlk İsmi Byzantion Veya Byzantium

İstanbul ilk olarak Byzantion (Byzantium) olarak isimlendirilmişti. Antik Yunan illerinden Megara’dan göç eden Byzas ilk olarak kenti kurdu. Bir Yunan Akropolisi olan İstanbul, günümüzün Topkapı Sarayı’nın olduğu bölgede (Sarayburnu çevresi) kurulmuştu. Bir Yunan balıkçı kasabasından öte değildi.

Önce Roma Eşbaşkenti ve sonra Bizans Başkenti Konstantinopolis

M.Ö. 638 yılında bir Yunan kasabası olan Byzantion, Roma İmparatoru Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu’nun eş başkentine çevrildi. Dört katı büyütülen ve surlarla çevrilen İstanbul, muhteşem bir kent haline geldi. Tarihte Roma ve İstanbul yazımda bu iki kentin ortak kaderine çokça değinmiştim. Roma’nın 395’te, Doğu ve Batı olarak ayrılması ile İstanbul, Doğu Roma’nın başkenti olarak kaldı. Doğu Roma günümüzde Bizans İmparatorluğu olarak anılır.

Bizans Dönemi Konstantinopolis Dünyanın En Büyük Şehirlerinden Biriydi
Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu’nun Başkenti Konstantinopolis (İstanbul)

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Konstantiniyye Ve Sonra İstanbul

Osmanlı Padişahı, Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında şehri aldığında Ayasofya’nın güzelliğine hayran oldu ve camiye çevirdi. Şehre çok güzel yapılar kazandıran ve Doğu mimarisi ile Batı mimarisinin harmanlanmasını sağlayan Fatih döneminde, şehre Konstantiniyye deniliyordu. Şehrin Der-Saadet gibi başka isimleri de oldu. Osmanlı’nın ilerleyen dönemlerinde ise İstanbul ismine evrildi. İstanbul isminin kaynağı tartışmalıdır. Kimilerine göre İslam’dan gelir, kimilerine göre ise şehrin ilk dönemlerinde, şehir merkezinin Stanpoli olarak anılmasından türetilmiştir.

İstanbul Şehrindeki İlk Osmanlı Yapılarından Topkapı Sarayı
Topkapı Sarayı © Fotoğraf: Serhat Engül

Tarihi İstanbul Gezisi ve Ayasofya ile İlk Tanışma

Bir öğrenci olarak Sultanahmet bölgesine ilk adım attığım zamanları dün gibi hatırlıyorum. Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı

gibi yapılar gözüme nasıl da bugün olduğundan çok daha büyük ve görkemli gözüküyordu. Bugün rehberlik yaparken insanların gözündeki o ilk pırıltıyı ilgiyle izliyorum. Sultanahmet Meydanı’ndaki parka gelip, bir yanlarında 1500 yıllık Ayasofya; bir yanlarında ise 400 yıllık, dünyaca ünlü Sultanahmet Camii’ni (Mavi Cami) görünce nasıl da hayranlık ve huşu içinde bakıyorlar. Aynı hissi tüm İstanbul’da en çok sevdiğim, hayranlık duyduğum eser olan Ayasofya’ya ilk adım attığımızda da yaşıyorum.

İstanbul’un En Güzel Tarihi Yapılarından Ayasofya
Ayasofya Dışarıdan Görüntüsü © Fotoğraf: Serhat Engül

İnsanların Ayasofya’nın iç koridorundaki İmparator kapısından geçip, ana mekana adım attıkları ilk an zaman duruyor. Ben geri adımlarla giderek onların yüzündeki şaşkınlığı, gözlerindeki parıltıyı izliyorum. Çünkü ben de yüzlerce kez de ziyaret etmiş olsam, yine aynı şeyleri hissediyorum.

Ayasofya Müzesinin Ana Mekanına Açılan Anıtsal Kapılar
Ayasofya İç Mekan © Fotoğraf: Serhat Engül

Ayasofya’yı Ziyaret Etmenin Verdiği Hisler

Turlarıma katılan misafirlerime özellikle vurguladığım bir nokta var:

Bu bina 537 yılında tamamlandı. Biz, bugün bile o muhteşem kubbeye kafamızı kaldırıp bakarken, boyutlarına inanmakta güçlük çekiyoruz. Bir de 6.Yüzyıl ve onu izleyen bin yılda insanların duygularını hayal etmeye çalışır mısınız? Küçük kasabalarından ve köylerinden sırf bu binayı görmek, içinde bir dua edebilmek için gelen ve bu arza asılı gibi duran gök kubbeyi gören insanları bir hayal edin! İşte tam da bu yüzden Ayasofya ortaçağ boyunca efsanelerin merkezi oldu. İnsanlar bu kubbenin insan yapısı olduğuna inanamadığı için…

Aslında bana kalırsa zaten inanmak da istemiyorlardı. Zaferlerin kutlandığı, imparatorların taç giydiği bu yapıya en kötü, en umutsuz günlerinde sığınmak istiyorlardı. Onun Tanrı tarafından yaratıldığı ve Tanrı’nın melekleri tarafından korunduğuna inanmak şehir halkı için müthiş bir manevi güç ve bir şifa kaynağıydı. Ayasofya yapımını izleyen 1000 yıl boyunca dünyanın en büyük mabedi olarak kaldı.

İstanbul Kuşkusuz Ki Şöhretini İstanbul Boğazı’nın Güzelliğine Borçlu
İstanbul Boğazı © Fotoğraf: Serhat Engül

İstanbul Tarihindeki Krallar, İmparatorlar, Padişahlar

İstanbul tarihini şekillendiren en önemli liderleri şöyle bir gözden geçiriyorum da… Antik Yunan Sitesi Megara’dan kopup gelen ve halkıyla birlikte burada bilinen ilk şehri kuran Kral Byzas… Bu toprakları Roma’nın başkentine dönüştüren Roma İmparatoru Konstantin… Şehrin kalbine Ayasofya gibi bir şaheseri inşa eden Bizans İmparatoru Justinianus… Parıltısını kaybetmekte olan şehri Osmanlı adına fetheden ve onu yeniden bir İmparatorluk başkentine çeviren Fatih Sultan Mehmet… Son olarak da, şehri Birinci Dünya Savaşı sonrası işgalden kurtarıp; modern Türkiye’nin incisi olarak yeniden dirilten Mustafa Kemal Atatürk.

Bu şehir hakkında ne kadar konuşup ne kadar yazsak az… Fakat bu blog sayfasında İstanbul’un tarihine her açıdan bakmaya çalışacağız. Onun kültürü, yaşam tarzı, gelenekleri ve yemekleri hakkında konuşacağız.

İstanbul İle İlgili Tarih, Seyahat, Blog Yazıları

İstanbul’un Anadolu Yakası Ve Kadıköy

Yazının başında bahsettiğim Fatih bölgesinden 7 yaşında ayrıldım ve şehrin Asya Yakası’nda bulunan Kadıköy’de yaşamaya başladım. Hani şu İstanbul’un kuruluş efsanesinde ismi geçen körler ülkesi var ya: Khalkedon. İşte günümüzde Kadıköy diye anılan yer. Her gün işe gitmek için şehrin Avrupa Yakası’na geçiyor ve sabahtan akşama kıta değiştiriyorum. İşte böyle bir şehir İstanbul!


Önerilen Blog Yazıları


Serhat Engül

© İstanbul’un Kuruluşundaki İlk Adı Ve Tarihteki İsimleri Blog Yazısı 2017

Lisanlı Tur Rehberi

İstanbul’un Kuruluşu Ve Tarihteki İsimleri was last modified: June 6th, 2017 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

5 × three =