serhateng(at)gmail.com
+90 532 256 93 12

Mevlana Hakkında Kısa ve Özet Bilgi

Mevlana Kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

Mevlana adıyla bilinen Celaleddin Rumi, yalnızca Müslümanlar’ın değil, farklı dinlerden birçok insanın saygı gösterdiği ve fikirlerine önem verdiği bir İslam bilginidir. Tasavvuf düşüncesinin en önemli isimlerinden biri olmakla birlikte, fikirleri yaşadığı sınırları aşmış ve tüm dünyaya ulaşmıştır. Öyle ki 2007 yılı UNESCO tarafından “Mevlana Yılı” ilan edilmişti. Mevlana’nın Konya’da bulunan türbesi her yıl dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler almaktadır.

Mevlevilik öğretisi, Mevlana’nın ilkelerine ve öğretilerine göre şekillendiyse de Mevlana bir tarikat kurucusu olarak kabul edilemez. Zira Osmanlı’nın düşünsel hayatında önemli bir yere sahip olan Mevlevi tarikatı, Mevlana’nın oğlu Sultan Veled tarafından, onun ölümünden sonra kuruldu. Mevlevi Dergâhı‘nın temelinde bulunan bu düşünceler günümüzde de birçok kişiyi etkilemeye devam etmektedir.

Osmanlı Döneminde Galata Mevlevihanesi
Mevlana kimdir kısaca
Mevlana Kimdir? Kısaca Hayatı, Eserleri Hakkında Bilgi

Görsel Hakkında: İstiklal Caddesi’nin Tünel istikametinde ilerlerseniz, Galata Kulesi‘ne doğru inen Galip Dede Caddesi‘nde Galata Mevlevihanesi‘ni görebilirsiniz. Burada Mevlevihane Müzesi ziyaret edilebildiği gibi, belli günlerde Semazen gösterisi de izlenebiliyor.

Mevlana Kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri

  • Mevlana’nın Ailesi ve Kökenleri

Mevlana, soylu bir ailenin evladı olarak bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Belh şehrinde doğdu. Babası Bahaeddin Veled, ünlü bir hukukçu ve din alimiydi. Kimi kaynaklar, Bahaeddin Veled’in Hz.Muhammed ile kan bağı olduğunu iddia etmektedir. Bu iddiaya göre, Veled anne tarafından Hz.Muhammed’in torunu olan Hz.Hüseyin ile akrabadır.

Veled’in babası Hüseyin Hatibi de tıpkı oğlu ve torunu gibi büyük bir alimdi. Yaşadığı dönemde adından söz ettirmiş ve saygı görmüş biriydi.

  • Anadolu’ya Göç

Mevlana ve ailesinin Belh’i terk edip Anadolu’ya yerleşmeleriyle ilgili birçok teori bulunuyor. Belh’in ve bağlı bulunduğu Horasan eyaletinin Moğol saldırılarına uğraması en yaygın kabul edilen teori olsa da, kimi tarihçiler ailenin şehri terk etmesini dönemin otoriteleriyle olan anlaşmazlığa bağlıyor.

Nitekim dönemin ünlü alimlerinden biri olan Fahreddin-i Razi’nin tasavvufçulara ve tasavvuf öğretisine pek iyi bir gözle bakmadığı biliniyordu. Dolayısıyla, bazı tarihçiler Razi’nin Harezmşahlar ile Veled’in yakın ilişkisinden hoşlanmadığını, Bahaeddin Veled ile hanedanlığın arasını açtığını ve Veled’in göç etmesinin bu sebepten kaynaklandığını söylüyor.

Ailenin Anadolu’ya varması yedi yıl sürdü. 1212-13 yılında şehri terk eden Bahaeddin Veled, hacca gitmeye karar verdi ve Nişabur’da dönemin ünlü din alimi Feridüttin Attar tarafından karşılandı. Attar’ın Mevlana’ya hediye ettiği Esrarname kitabının, onun düşüncelerine ciddi etki ettiği söylenmektedir. Veled, ailesiyle birlikte Kabe’ye hareket ettikten sonra Şam üzerinden Anadolu’ya geçti. Göçün son durağı Larende (Karaman) şehri oldu.

Göç sona erdiğinde Mevlana 18 yaşına gelmişti. Burada Semerkantlı Hoca Şerafettin Lala’nın kızı Gevher Banu ile evlendi ve oğlu Sultan Veled (Mehmet Bahaeddin) ile Alaeddin Mehmet dünyaya geldi.

Bahaeddin Veled ve Mevlana, Anadolu’da büyük bir ün yapmışlardı. Selçuklu Devleti‘nin sultanı Alaeddin Keykubat, onların o dönemin başkenti olan Konya’ya yerleşmeleri konusunda ısrar etti. Bu ısrarlar üzerine 3 Mayıs 1228’de şehre yerleştiler.

  • Mevlana’nın Konya’daki İlk Yılları

Bahaeddin Veled ve Mevlana, gerek halk gerekse saray eşrafı tarafından büyük saygı görüyordu. İlimleri Anadolu’nun dört bir yanına ulaşmaktaydı. Konya’ya geldiklerinde Alaeddin Keykubat tarafından Altınapa Medresesi’nde ağırlandılar. Bu ağırlamadan kısa süre sonra, Sultan Alaeddin Keykubat, sarayında bir merasim düzenleyip eşrafıyla birlikte Bahaeddin Veled’in öğretisini kabullenerek onun manevi terbiyesi altına girdi.

Bahaeddin Veled, 1231 tarihinde vefaet ettiğinde, ardında binlerce mürid ve Maarif isimli bir eser bıraktı. Saraydaki Gül Bahçesi’ne gömüldü. Sultan, onun ölümünün ardından uzun süre yas tuttu ve kırk gün boyunca onun ruhu için yemek dağıttı.

Ancak Mevlana’nın ünü zamanla babasını aşacak, Mevlana onun öğrettiği ilmi geliştirecekti. Mevlana, gerek babasının vasiyeti gerekse müridlerin isteğiyle ölümünden sonra onun yerine geçti. Selçuklu Sultanı’nın buyruğu da bu kararında etkili oldu.

  • Mevlana’nın İlim Yolundaki Adımları

Mevlana, babasının mirasıyla onun yerine geçtiği hâlde, kendini yeterli görmüyordu. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi’nin Konya ziyareti yolunu bulmasını sağladı. Mevlana, manevi terbiyesi altına girdiği Tirmizi tarafından bir sınava tabii tutuldu. Tirmizi, Mevlana’nın imtihanını şu cümlelerle değerlenddirdi:

“Bilgide eşin yok fakat baban hâl ehli (gönül adamı) sen kâl ehlisin (söz adamı). Kâl’i bırak, onun gibi hâl sahibi ol. Ancak o zaman onun gerçek varisi olur ve âlemi bir güneş gibi aydınlatırsın.”

Mevlana, Tirmizi’nin bu önerisine değer verdi ve onu babası gibi görmeye başladı. Dokuz sene ona hizmet etti. Daha sonra, yüksek ilimlerde tahsil yapmak ve kendini geliştirmek için Halep yolunu tuttu. Meşhur Halaviyye Medresesi’nde fıkıh ve tefsir dersleri aldı. Buradaki tahsilinden sonra Şam’a geçerek âlimlerle sohbet etme şansı buldu ve ilim yoldaşı Şems ile bu şehirde tanıştı.

Mevlana kimdir? Mevlana Sözleri ve Hakkında Bilgi
Mevlana Eserleri
Mevlana Celaleddin Rumi kimdir? Kısaca Hayatı

Görsel Hakkında: Mevlana, sadece Türkiye‘de değil Batı ülkelerinde de büyük ilgi görüyor. Mevlana‘nın sözlerinin farklı dillerde çevirileri, tüm dünyada karşımıza çıkıyor. “Beni sevmeyenleri dert edecek vaktim yok. Çünkü ben beni sevenleri sevmekle meşgulüm.”

  • Konya’ya Dönüş ve “Gönül Aslanı”nın Şehre Gelişi

Mevlana’nın Halep ve Şam Medreseleri’ndeki eğitimi yedi sene sürdü. Ancak yolculuğu bitmemişti. En önemli düşmanını, nefsini yenmesi gerekiyordu. İlim tahsilinden sonra Konya’ya dönen Mevlana, Tirmizi’nin huzurunda üç kere çile doldurdu. Üçüncü çile sonunda hâl ehli olmayı başarmıştı.

Tirmizi, 1241 yılında Kayseri’de hayatını kaybetti. Konya’dan ayrılmadan önce “Buraya güçlü bir gönül aslanı yöneldi, sana gelecek. Ben bir din aslanıyım, birbirimize ağır geliriz.” demişti bir rivayete göre. Mevlana, Tirmizi’nin vefatından sonra ders notlarını derleyerek Fihi-Ma Fih isimli bir kitap yazdı.

Tirmizi’nin vefatından sonra müridleri Mevlana’nın etrafında toplandı. Ancak Mevlana büyük bir sabırla Gönül Aslanı’nı bekliyordu. Bu süreçte medreselerde fıkıh dersleri vermeye başladı. Adından söz ettiren bir ilim adamı olmuştu. Babasının ve şeyhinin mirasını başarıyla taşıyordu. Fakat yalnızlığını gideremiyor, onların bıraktığı boşluğu tamamlayamıyordu.

Nihayet Gönül Aslanı şehre teşrif etti. Şemsettin Muhammed Tebrizi (Tebrizli Şems) 1244 senesinde Konya’ya geldi. Öncesinde yazdığı Makalat (Sözler) kitabında gönlünün aradığını Konya’da bulacağını söylüyordu. Şehre geldiğinde 60 yaşındaydı.

Mevlana, Şems’in gelmesiyle bir dönüm noktası yaşadı. Onunla sık sık yaptığ ilmi sohbetler zamanla gönül arkadaşlığına dönüştü. Mevlana, bu süre boyunca kendini dünyanın geri kalanından soyutladı.

Şems’in ilmi o kadar etkilemişti ki, dostlarıyla görüşmeyi, ilim öğrenmeyi, ders vermeyi bıraktı ve altı ay boyunca gözü Şems dışında hiç kimseyi görmedi. Bu durum müritlerin pek hoşuna gitmemişti.

Şems de Mevlana’nın vazifelerini unutmasından hoşnut değildi. 1245 yılında Konya’yı terk eden Şems, 1247’de geri döndü. Ancak sonrasında ortadan kayboldu ve Mevlana en yakın dostunu kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı.

Kimilerine göre Şems, ortadan kaybolmamış, Mevlana’nın oğlu Alaeddin’in de dahil olduğu bir grup derviş tarafından öldürülmüştü. Zira Mevlana’nın derslerden elini eteğini çekmesi Şems’e bir öfke duyulmasına sebep olmuştu.

  • Mevlana’nın Ölümsüz Eseri Mesnevi

Mevlana, Şems’in ölümünden kendini kötü bir durumun içinde buldu. Müritleri onu herkesten kıskanıyor, yakınlık gösterdiği herkese düşmanlık besliyordu. Zira Mevlana’nın dostu ve dünürü Selahattin Zerküb de bu düşmanlıktan nasibini almıştı. Mevlana, Zerküb’ün ölümünden sonra Hüsamettin Çelebi ile arkadaşlık etmeye başladı. Çelebi, ahilerin reisiydi ve kentte hatırı sayılan bir isimdi.

Çelebi, Mevlana’nın sözlerini, menkibelerini kaleme alarak İslam Tasavvufu‘nun en önemli eserlerinden olan Mesnevi’yi oluşturmaya başladı. Mesnevi’nin yazılması yıllar sürdü ve bittiğinde ortaya 25.700 beyitten ve altı ciltten oluşan bir eser çıktı.

Mevlana, Çelebi’nin de yardımıyla Mesnevi’yi tamamladıktan sonra ciddi anlamda yorgun düşmüştü. 1273 yılında hayatını kaybetti. Cenazesinde sadece Müslümanlar değil, Yahudiler ve Hristiyanlar da bulunuyordu. Mevlana’nın cenaze namazını kıldıran Sadrettin Konevi, onun acısına dayanamayarak cenazede baygınlık geçirince, namazı Kadı Sıraceddin kıldırdı.

Ancak Mevlana, ölümü bir ümitsizlik olarak düşünmüyordu. Tam aksine, dünyevi yaşam sona ermiş ve asıl olan ahiret ile buluşma gerçekleşmişti. Bu yüzdendir ki ölüm günü düğün günü anlamına gelen Şeb-i Arûs olarak adlandırıldı ve her yıl 17 Aralık’ta kutlanmaya başlandı.

Bu törenlerde ortaya çıkan Sema Dansı, bilinen dünyanın ötesinde bir gerçekliğin olduğuna işaret ediyordu. Zira Mevlana’nın öğretilerine göre dünyanın ötesinde bir sır vardı ve bu sırra ancak uzun çabalarla, çilelerle erişmek mümkündü. Mevlana öldükten sonra öğretisi dünyanın dört bir yanına yayıldı ve dört kitaba mensup insanların mirası olarak kabul edildi.

Mevlana’nın Anısını Yaşatan Semazenler
Mevlana hayatı kısaca
Mevlana kimdir? Neler Yapmıştır? Kısaca Hayatı
  • Mevlana Celaleddin Rumi Kitapları

  1. Mesnevi
  2. Divan-ı Kebir
  3. Fih-i Ma Fih
  4. Mektubat
  5. Mecalis-i Seb’a

Önerilen Blog Yazıları


Mevlana Kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri by Babür Karbey

Mevlana Kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

Mevlana Kimdir? Kısaca Hayatı, Eserleri Hakkında Bilgi was last modified: October 4th, 2018 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *