info(at)istanbulclues.com

İlgiyle Takip Ettiğim Tek Blog: Oi The Blog

2006 yılında tek başıma Avrupa’yı keşfetmeye karar vermiş ve sırt çantası ile seyahatlere başlamıştım. Bu seyahatler öncesinde internet üzerinden okunacak kaynak sayısı neredeyse yok denecek kadar azdı. Gazete arşivlerini karıştırıyor, Ekşi Sözlük‘ün ilgili başlıklarına bakıyor ve interrail başlığında ne bulursam okumaya çalışıyordum. Ancak gayet subjektif bir şekilde kaleme alınmış yazılardan başka kayda değer bir şey bulduğum söylenemezdi.

Barış Bakır isimli bir arkadaşın “Sırt Çantamda Avrupa” isimli bir kitabına tesadüfen rastlamış ve çok sevinmiştim. Zira birinci ağızdan, samimi bir dille bilgi veren ve bu bilgileri fotoğraflar ile destekleyen kaynaklar çok önemliydi.

Venedik, Floransa ve Roma gibi şehirleri gezerken, attığım her adımı fotoğraflamış ve dönünce yazı haline getirmeye karar vermiştim. Çünkü böyle kaynaklara ihtiyaç vardı. Ancak web sitesi inşa etmek günümüzde olduğu kadar kolay olmadığı için, elimdekileri aktaracak bir yer arayışına girişmiştim.

Bir arkadaşımın bilgilendirmesi ile, bir seyahat acentesinin şemsiyesi altında bir blog sayfası açıldığını öğrendim. İtalya, Fransa, Hollanda ve İspanya ile ilgili tüm deneyimlerimi o blog sayfasına (Bin/Rota) aktardım. Ancak bir süre sonra bu sayfa, yayın hayatını sonlandırmaya karar verdi ve site içerisinden bir yazar tarafından içerik kaybolmasın diye kendingez.com‘a dönüştürüldü.

Sitede yazılarımın okunma sayısına bakıyordum ve binlerce kez tıklandığını görüyordum. On binlerce sayfa içereğin olduğu bir sitede en çok favorilere eklenen yazar bendim. Demek ki işe yarıyordu. Benden bu kadardı, bildiklerimi yazıya dökmüştüm ve seyahat makalesi yazma işine noktayı koymuştum.

Küba Seyahati Ve Oi The Blog İle Tanışmam

Yıllar sonra, yurt dışı turlarında tur liderliği yaptığım bir dönemde; Küba turlarımdan birine iki sevimli kız katıldı. Bu genç hanımlar OiTheBlog‘un O’su Öykü ve gizli öznesi Cansu‘dan başkası değildi. 15 kişilik grubumla İstanbul’dan, Paris’e ve oradan da Havana’ya uçmuş ve turumuza başlamıştık. Öykü ile Cansu, 9 gün süren Küba Turu‘nda; günlük turların yarısına katılmadılar ve kendi başlarına gezdiler. Gezi grubunun içinde, bu başına buyruk kızların avare bir şekilde sokaklarda dolandığı algısı hakimdi. Ben ise bizzat grup turlarına rehberlik yaptığım halde, böyle program içine sıkıştırılmış gezilerden hiç haz almayan biri olarak “En güzelini yapıyorlar!” diye düşünüyordum.

Küba’nın muhteşem başkenti Havana

Velhasıl yanıma gelip bana blog yazdıklarını ve bloglarının okunma sayısının ivmelenerek arttığını, artık bu işten para kazanacak seviyeye geldiklerini anlattılar. Ben aslında ilk başta pek ciddiye almamıştım. “Blog yazmak?! Hmm ben de yazmıştım blog yazıları bir ara!” modundaydım.

Gezimizin son günü, nihayet Havana sokaklarında yalnız dolaşmanın tadına varırken, Öykü ve Cansu ile karşılaştım. Bir kafede oturduk ve gruptan bağımsız sohbet etme fırsatı bulduk. İşte o zaman anladım bu kızların Küba‘nın ve özellikle Havana‘nın “off the beaten track” sokaklarının izinde olduğunu… Sokaklarda kaybolmak, yeni yerler keşfetmek; restoran ve kafelerin yerel lezzetlerini tatmak ve hatta onlara kendince puan vermek. Seyahatten dönünce ise bu deneyimlerin ve araştırmaların hepsini yazıya dökmek… Yıllar önce sırt çantası ile gezerken yaptığım, ancak sonra tur rehberliğinin beni bir programa bağlaması ve monotonlaştırması sebebiyle unuttuğum şeylerdi bunlar.

Şimdi yıllar sonra Google üzerinden Küba arama sonuçlarına bakınca, OiTheBlog ortamların tek hakimi olarak gözüküyorsa; temelinin o günlerden atılmış olduğunu anlıyorum. Bravo Kızlar!

OiTheBlog

OiTheBlog

Yıllar Sonra Gelen Blog Yazma Hevesi

Yurt dışı turlarına çıkmayı ağırdan alıp, tamamen yabancı turistleri gezdirmeye odaklandığım bir dönemde; ardı ardında gelen terör saldırıları nedeniyle turizm çöküşe geçti. İşlerim ciddi anlamda azalınca, fazlasıyla artan boş vakitlerimi faydalı bir şey için kullanmaya karar verdim ve bu blog sayfasını açtım. Elimde eskiden kaleme alınmış bir sürü deneme yazısı ve fotoğraf vardı. Diğer blog sayfalarına ve Ekşi Sözlük’e yazdığım bir kısım yazıları sildim ve kendi sayfamda yayınlamaya başladım. İlk başlarda günde 30-40 kişi okuyordu. Sonra yüzlere ulaştı ve şimdi günde 1000 kişi barajını aştı. O zaman OiTheBlog’u daha iyi anlamaya başladım. Bana söyledikleri “Blog yazıyoruz, takipçi sayımız artıyor.” minvalinde cümlelerin altında yatan hevesi ve heyecanı idrak ettim. Başka bir blog sayfasına yazı yazmak ile, kendi sayfanı bir çocuk gibi besleyip büyütmek arasında çok fark varmış.

Blog Yazmak Keyifli Bir Uğraş

Blogger Dünyası Hakkında İzlenimler

Velhasıl blog dünyasına girince üç çeşit seyahat yazısı olduğunu gözlemledim. Şöyle ki:

  • Ayse.blogspot.com veya Fatma.wordpress.com diye hazır blog sayfalarından adres alıp, instagram‘a fotoğraf yüklemekten biraz hallice seyahat yazıları yazanlar. Bu tarz bloglarda Ayşe’nin veya Fatma’nın özçekimlerini ve kıyafet sunumlarını görüyoruz ve altında dikkate alınabilecek birkaç satır yazı da olabiliyor. Bu blog çeşidi bilgi vermekten çok, “Bakın nasıl gittim İtalya’ya! İşte ben hep böyle gezerim” mesajı veriyor.
  • İkincisi Google arama motorunun, 2011’de çıkardığı Panda Algoritması yüzünden; bir şey üretmeden üst sıralarda gelinemeyeceğini fark eden şirketlerin, personeline zorla yazdırdığı “bilgilendirici!” seyahat yazılarından oluşuyor. Bu ruhsuz yazılar, genelde başka bloglardan araklanmış ve tekrar derlenmiş pasajlardan ve üstünkörü bilgilerden başka bir şey değil.
  • Üçüncüsü ise OiTheBlog’un da içinde olduğu grup. Kullanıcı dostu bir blog inşa eden, içini de bilgi ve araştırmaya dayalı yazılar ile dolduran bloggerlar. Ancak burada yazı üslubu da çok önem kazanıyor. Olayın özü: Yazının faydalı olmasını sağlayacak kadar çok bilginin, okuru sıkmayacak kadar akıcı bir dille aktarılması…

Peki Oi The Blog Ne Yapıyor?

İşte üçüncü kategoride belirttiğim okuyucuyu sıkmadan, mümkün olan en çok bilginin aktarılması olayını en iyi yapan blog olarak Oi’yi görüyorum. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır derler. Ben tarih ile ilgili bilgileri aktarmayı çok önemsediğim için, blog yazılarımda tarih ile seyahat çok iç içe geçmiş oluyor. Ancak yeme-içme konularında pek iyi değilim. Bakıyorum da, Oi bu işi çok iyi yapıyor. Kaşla göz arasında, o kadar gezilecek yerin içinde; restoran ve cafelerin de röntgenini çekmeyi başarıyorlar ve bunu da okura iyi aktarıyorlar. Oi’yi rehber alarak Karaköy kafelerine ve restoranlarına da gidilir, Vatikan’ın yeme-içme mekânlarına da… Ekşi Sözlük’teki Oi yorumlarında da tam olarak bu özelliğe çokça değinilmiş.

Oi’yi diğer bloglardan ayıran bir başka özellik de, yazıların içine kattıkları espriler oluyor. Bir okur olarak bunun daha çok Öykü’den kaynaklandığını düşünüyorum. Zira İdil’in yazdığı Amerika’da Yaşam yazısından, onun yazım tarzının daha otoriter olduğuna kanaat getirdim. Tabi bu kötü bir şey değil. Doğru bilgiyi, net ve okunabilir şekilde okura aktarıyor. Aynı benim yapmaya çalıştığım gibi… Ancak işin içine espri katmak ve yazılarda okura sohbet ediyormuş hissi verebilmek ayrı bir yetenek. İkisinin karışımı olunca da ortaya Oi çıkıyor demek ki…

Eğleneceksen Gel! 🙂

Oi The Blog

Google’da Seyahat Blog’u Aramak

Bu arada Google sonuçlarından anladığım kadarıyla okurlar tüm gereksiz siteleri atlayıp, kişisel görüşler içeren blog yazılarına ulaşabilmek için, her şeyin sonuna “blog” ibaresini ekler olmuşlar. Belli sayıda arama girişiminden sonra, çok aratılan şeyler Google tarafından teklif edilen sonuçlar haline geliyor. İşte bu şekilde aratanlar hep Oi’ye ulaşıyorlar. URL adreslerinin içinde “Blog” kelimesinin geçmesinin bir avantajı, ancak ciddi bir kitle de direkt onlar gelsin diye de aratıyor olabilir tabi…

Google’da Blog Arayışları

Seyahat Blogu Yazanlara Sorulan İlginç Sorular

Bu arada OiTheBlog yazarlarına en çok sorulan soru “Siz nasıl bu kadar geziyorsunuz? Zengin misiniz?!” sorusu imiş. Bir ofise kapanıp tüm gün çalışan ve senede bir kez tatile çıkan bir insan için, hayatını seyahat etmekten kazanmak garip bir olgu… Bizim ülkemizde kitap, dergi veya blog yazarı olmak; para kazanmakla pek ilişkilendirilmiyor. Gerçi soyut hiçbir sanat dalı veya beceri para etmiyor ya! Oi de aslında avukat, mimar veya doktor olarak bilfiil çalışmalıydı. O zaman geçerli bir meslekleri olur ve iyi para kazanırlardı. Sonra da kendilerine ödül verir ve gönüllerince gezerlerdi. Ama bir dakika! Zaten geziyorlar! “Fatal Error!”

Yurt dışında Nomadic Matt, Wandering Earl, Adventerous Kate gibi insanlar peydah olmuş. Sadece gezerek para kazanıyorlar. Dünyada milyonlarca insan bloglarını okuyor. Oteller, seyahat acenteleri onlara reklam vermek için yarışıyor. Bu akımın Türkiye’deki yansıması, Oi gibi seyahat blogları, ancak bu sektörün henüz yeterince olgunlaştığını söyleyemeyiz.

Dünyanın En Çok Okunan Bloglarından Nomadic Matt

Nomadic Matt Seyahat Blogu

Oi’yi Trafik Ölçerler Rakip Olarak Gösteriyor. Niye Onları Yazıyorum?!

Blog dünyasında sponsored post denilen bir şey var. Bir kuruluş, reklamını yapma amacıyla; çok okunan bir internet sayfasına (blog, gazete, haber portalı) yazı sipariş veriyor ve sıfırdan bu konu ile alakalı bir yazı yazılıp içinden link veriliyor. Zaten bu yöntem inernet sayfalarının temel para kazanma yöntemlerinden birisi… Ancak şu an okuduğunuz öyle bir yazı değil. Zaten Oi, benim üç veya dört katım trafik alırken, böyle bir şeye ihtiyaç duymayacaktır.

İnternet Ortamında Da Gerçek Hayattaki Gibi Kıyasıya Bir  Rekabet Var
Google İstatistiklerine Göre Rakip Siteler

Bu yazının amacı, Oi’nin kendini ne kadar geniş çaplı bir okur kitlesine okuttuğunu anlatmak ve elbette takdir etmek. “Evet Oi, gerçekten bu konuda başarılısınız.” Bir de “Ne hakkında yazsam?!” diye takıldığımda, bazen sizden ilham aldığımı itiraf etmek istiyorum. Hem fikirlerinizi örnek aldığım için, hem de seyahat blogu yazma sürecinde benim hiçbir sorumu geri çevirmediğiniz ve nazikçe yardımcı olduğunuz için bu yazıyı size borçlu olduğumu düşündüm.

Oi! Yazmaya devam edin kızlar. Bu arada gerçekten zengin misiniz? Zenginseniz söyleyin artık! 🙂

Serhat Engül

Oi The Blog: Yoksa Siz Sahiden Zengin Misiniz? was last modified: July 25th, 2017 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

eight + 13 =