info(at)istanbulclues.com

Paris Gezilecek Yerler Ve Seyahat Tavsiyeleri 2017

Paris için romantizmin başkenti ve aşıklar şehri gibi yakıştırmalar sıkça yapılır. Aslına bakarsanız Paris, sizin beklentilerinize göre şekil değiştiren bir şehir. Ne isterseniz onu sunabilecek cazibeye ve kapasiteye sahip olduğu için, onu nasıl isterseniz öyle görebiliyorsunuz.

Giriş

Yazıyı tamamladıktan sonra buraya dönüp bu cümleyi eklemeye karar verdim. Bu blog için birçok seyahat yazısı kaleme aldım, ancak sanırım en çok emek sarf ettiğim yazı bu oldu. Biraz uzun ve detaylı bir yazı kaleme almış olabilirim, ancak Paris‘i kısa cümleler ile tarif etmek imkansız.

Paris makalesini yazmayı neden bu kadar ertelediğimi sanırım şimdi anladım, uzun saatler süreceğini içten içe seziyordum ve bundan dolayı uygun zamanı kolluyordum.

Paris kentini iki kelime ile nasıl tarif ederdiniz? Milyonlarca insanın bu soruya vereceği cevap: Dünyanın Başkenti olacaktır. Ancak Paris’i gezdikçe bu sıfatın hiç de tesadüfi bir şey olmadığını ve asırlık bir şehir planlamasının bir meyvesi olduğunu fark ediyorsunuz. Öyleyse başlayalım.

Paris’te Yapılacak Şeyler

Tarih ve kültür meraklıları için Orsay (d’Orsay) ve Louvre Müzeleri gibi muhteşem kültür-sanat mekanları var. Yeme içmeye meraklı biriyseniz zaten doğru yere geldiniz, en stil caféler, en lezzetli patisserie ve restoranlar Paris’in tüm mahallelerine yayılmış durumda… Romantizm arıyorsanız Eyfel Kulesi‘nden Paris’i izlemek, Montmartre Tepesi‘nin hoş atmosferine kendinizi bırakmak, Seine Nehri‘nde bir tekne turuna katılmak mümkün.

Paris’te Görülecek Yerler
Paris Panoramik

Tiyatro ve opera gibi etkinliklere meraklıysanız Paris Opera Binası‘nı gezebilir ve şehirdeki etkinlikleri kovalayabilirsiniz. Mimari ve fotoğrafçılık ile ilgiliyseniz, geniş açı lensinizi yanınıza almayı ihmal etmeyin, zira bu şehirde çirkin bir bina bulmak çok zor. Başta Notre Damme, Petit Palace, Eyfel Kulesi, Opera Binası ve Sacre Cour Kilisesi olmak üzere her köşe başında fotoğrafı çekilecek bir şeyler var. Latin Mahallesi‘nde canlı müzik, barlar ve gece hayatı sizi bekliyor.

Sözün özü, Paris siz ne isterseniz O’dur. Gezginlerin Paris’e özel bir ilgi ile yaklaşması ve onu dünyanın merkezine koyması bu yüzden olsa gerek.

Paris Gezisi Rehberi 2017

Paris’e ne zaman gidilir, Paris’te nerede kalınır, Paris’te ulaşım gibi başlıkları içeren Paris Gezi Rehberi, yazımızın pratik bilgi içeren giriş bölümüdür. Ancak siz direkt olarak Gezilecek Yerler ile ilgileniyorsanız, sayfayı biraz aşağı kaydırıp; Paris’in tarihi eserlerinin ve güzelliklerinin tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz.

Paris’e Ne Zaman Gidilir?

Paris biraz kuzeyde olduğu için örneğin İstanbul’a oranla daha soğuk bir şehir. Yazın bile hava sıcaklıkları 20 ila 25 derece arasında seyrediyor. Ben ilk seyahatimde Roma‘dan, Fransa’nın Akdeniz kıyısındaki Nice şehrine oradan da Paris‘e gelmiştim ve hava sıcaklığındaki değişim kayda değerdi. Roma‘da t-shirt bile fazla gelirken ve Nice sahillerinde mayo ile dolaşırken, bir hafta sonra Paris‘te uzun kollu giymeye başlamıştım.

Paris’in en güzel zamanı ilkbahar ve sonbahar dönemidir. Yazın sonuna doğru giderseniz, yine yürüyüşe elverişli ılık bir hava bulabilirsiniz. Ancak kışları oldukça soğuk olduğunu belirtmek gerek. Tabi kışın gitmenin de kendine göre avantajları var, turist sezonu olmadığı için, şehir sizinmiş gibi gezebilirsiniz.

Paris’te Kış Mevsimi
Kışın Paris

Paris Kentinde Ulaşım Ve Metro Haritası

Paris’te metro ağı çok kullanışlı bir şekilde tasarlanmış. Çok kısa aralıklarla metro durakları olduğundan, yürüyerek gitmeye üşendiğiniz mesafeleri kolayca metro ile katedebilirsiniz. Ancak kendinizi çok da fazla alıştırmayın, Paris sokaklarında yürümek ve Paris’te kaybolmak bu seyahatin ruhunda var. Daha önceki satırlarda bahsettiğim gibi, her bir yapı ayrı güzel ve haritanızda işaretlenmiş olan tarihi eserlerin haricindeki bu yapıları keşfetmek için bolca yürüyerek gezmek gerek.

Paris’in Metro İstasyonları

Pariste Bir Metro İstasyonu

Paris Metrosu Hakkında Bilgi

Paris şehrinin altı deyim yerindeyse köstebek yuvası gibi olmuş. İstanbul’a da son zamanlarda bazı yeni Metro hatları açıldı, şehrimizin hakkını yemeyelim. Ancak bizim metro ağımız, Paris metrosunun şehrin köklerine işlemiş asırlık çınarının yanında henüz gencecik bir fidan.

Şehrin turistik gezi haritasını incelemek ve sokakları ezberlemek, Paris Metro haritasını öğrenmekten kolaydır desem abartmış olmam. Zaten haritayı ve aktarma noktalarını çözene kadar tatiliniz bitmiş oluyor. İkinci gidişinizde rahat edersiniz artık!

Yüksek Çözünürlükte Paris Metro Haritası

Paris Metro Haritası

Paris Metro Haritası‘nın yüksek çözünürlüklü (2600X1784) bir görselini indirmek için Paris Metro Haritası linkine tıklayabilirsiniz. Üzerinde pratik yapmanızı öneririm.

Paris Kentinin Havalimanları

Paris şehrinde üç tane havalimanı var. Bu havalimanlarının şehirden uzaklıkları ve tahmini taksi ücretine bir göz atalım.

Charles De Gaulle Havalimanı

Boyutların kavramanın güç olduğu devasa bir havalimanıdır. Uçaktan indiğinizde, terminale kadar uzun bir otobüs yolculuğu sizi bekliyor olabilir. Zira Paris Charles De Gaulle Havalimanı dünyanın beşinci büyük havalimanı.

Havalimanı şehir merkezinden yaklaşık 25 km uzaklıkta konumlanmış. Size bir fikir vermesi açısından bu uzaklık aşağı yukarı Atatürk Havalimanı ile Taksim Meydanı arasındaki kadar bir mesafedir. Ancak Fransa’da taksiler çok pahalı olduğu için, bu mesafeyi yaklaşık 50 Euro ödeyerek ancak kat edebilirsiniz. Tabi ki otobüs ve metro bu ücreti ödemek istemeyenler için iyi birer alternatiftir.

Orly Havalimanı

Bu da oldukça yoğun bir hava trafiği olan bir havalimanı. Şehir merkezinden yaklaşık 20 km uzaklıkta ve taksi ücreti 45 Euro civarı diyebiliriz.

Beauvis Havalimanı

İşte bu havalimanı biraz problemli. Şehirden 115 km uzaklıkta olan havalimanından, Paris merkeze taksiyle gitmek küçük bir servete mal olabilir. Yalnız Ryan Air gibi en ucuz charter uçaklar da bu havalimanına iniyor. Paris merkeze otobüs bileti yaklaşık 17 Euro ve zaman olarak en az 75 dakika sürüyor.

Sözün özü, Orly veya Charles De Gaulle havalimanlarına ucuz bilet bulursanız kaçırmayın. Beauvis sizi zorlayabilir.

Interrail Yolcuları İçin Paris’in Tren Garları

Paris’e trenle gitmek, uçakla gitmenden çok daha kolay. Ben ilk gittiğimde interrail seyahati yapıyordum ve Paris Gare Du Nord tren istasyonuna çıkıp, şehrin içine karışıvermiştim. Aşağıda ismini verdiğim dört tren istasyonunun her birine metro ile ulaşım mevcut. Tren istasyonlarına giden metro durakları zaten aynı adı taşıyor.

Paris Gare Du Nord (Kuzey Garı)

Paris’in en işlek ve en merkezi tren istasyonudur. Eurostar gibi hızlı ve konforlu trenler bu gardan kalkar. Özellikle Paris’ten Amsterdam‘a kalkan hızlı tren çok konforludur ve yalnızca 3 saat 20 dakika gibi bir sürede Amsterdam’a varır.

Bana kalırsa birden fazla şehir gezecekseniz kesinlikle Paris’in ardından Amsterdam’ı planınıza ekleyin. Ben ilk interrail seyahatimde İtalya, Fransa ve Hollanda yapıp, sürekli kuzeye doğru seyahat etmiştim ve çok keyif almıştım.

Mesafe verirken Eyfel Kulesi‘ni (şehrin turistik merkezi) baz alırsak, Paris Nord Tren İstasyonu, Paris merkeze 6,5 km uzaklıkta konumlanır. Şehir trafiğine girildiği için otobüsle yarım saate yakın sürer.

Paris Nord Tren İstasyonu
Paris Nord Garı

Paris Gare De l’est

Paris’ten Almanya‘ya ve Lüksemburg‘a kalkan trenler bu istasyondan hareket eder. Gar De l’est, şehrin turistik merkezine 6 km civarında uzaklıktadır.

Paris Gare d’Austerlitz

Portekiz ve İspanya şehirlerine giden trenler bu istasyondan kalkar. Şehre mesafesi yine 6 km. Mükemmel şehir planlaması bu olsa gerek!

Paris Gare De Lyon

İsviçre ve İtalya istikametine seferler bu tren istasyonundan Kalkar. Turistik merkezlere mesafe yaklaşık 7,5 km.

Paris Pass Nedir? Fiyatı Ne Kadar?

Paris Pass Müze Kartı, Türkiye’de turistlere uygulanan Museum Pass (85 TL) uygulamasının bir benzeri olan müze kartıdır. Paris Pass tabi ki oldukça pratik bir şey, çünkü sadece müzeleri bilet fiyatından ucuza getirmekle kalmıyor, bilet kuyruğunda bekleme zahmetinden de kurtulmuş oluyorsunuz. (Fast Track)

Kuyruk deyip geçmeyin, bazen bir tarihi eseri görmekten vazgeçirecek kadar uzun zaman alabiliyor. Özellikle Avrupa’nın çok turist çeken Roma, Barselona ve Paris gibi şehirlerinde bu müze kuyruğu olayını ciddiye almak gerek!

Paris’te gezilecek yerler çok fazla ve her birinin 10 Euro ve üstü giriş ücreti var. Bu yüzden bu kartı edinmek size Louvre ve Orsay Müzeleri ile Notre Dame Kilisesi gibi yerlere girmekte avantaj sağlayabilir. (Dikkat Eyfel’de geçmiyor!)

Paris Pass kartının 2 gün (39 Euro), 4 gün (54 Euro) ve 6 günlük (69 Euro) seçenekleri mevcut. Aralarında 4 günlük kart ideal gibi gözüküyor. Zira iki günde listedeki her yeri gezip bitirmek mümkün değil.

Peki bu Paris Pass almazsanız müze giriş ücretleri ne kadara geliyor? Ona da bir göz atalım: Orsay Müzesi: 12,5 Euro, Louvre Müzesi: 12 Euro, Notre Dame Kilisesi: 8,5 euro, Arc de Triomphe Anıtı: 10 Euro, Versailles Sarayı: 18 Euro.

Detaylı bilgi için Paris Pass Kart Nedir? isimli yazıya da göz atabilirsiniz.

Paris Pass Almalı Mıyım?

Paris Pass Nedir?

Paris’te Konaklama Veya Paris’te Nerede Kalınır?

Bu konu beni biraz zorlamıştı. Avrupa’nın büyük şehirlerinin çoğunu gezdim ve benim Paris‘te olduğum dönemde Rugby turnuvası olduğu için en çok Paris’te zorlandım. Kesintisiz 4 gün kalacak otel bulamamıştım diye hatırlıyorum. Tabi bunda benim spontane konaklamayı sevmemin de biraz payı var.

Planlamayı uzun süre önceden yaparsanız daha rahat edersiniz. Ancak karşılaştırmak gerekirse, Paris otelleri, pansiyonları ve hostelleri; Roma, Barselona gibi şehirlere göre daha az konforlu ama daha pahalı oluyor.

Ben Paris’te önce hostelde konaklamayı seçtim. Çünkü benim konakladığım hostelin farklı bir konaklama sistemi vardı. Şehrin çeşitli yerlerinde kiralanmış apartman dairelerini kullanıyorlardı ve kendinizi Paris’e yerleşmiş gibi hissediyordunuz. Aparman sakinleri ile “Bonjour” diye selamlaşmak ve iki laf etmek güzeldi. Parislilerin lafın içini doldurarak ve gülümseyerek Bonjouuur diye insanı selamlaması sabah sabah insana hoş bir enerji veriyor. İstanbul’da ise daha kapıdan sokağa adım atınca gerilmeye başlıyoruz.

Paris’te şehir hayatına karışmak istiyorsanız, konaklanacak en güzel bölgeler: Latin Quarter (Latin Mahallesi), Champs Elysees (Şanzelize) civarı ve St Germain. Montmarte gibi şehrin tepesinde konaklarsanız seyahatiniz daha ucuza gelebilir.

Konaklama konusunda artık Air BNB denilen bir güzellik var. Harika Parisien evlerde konaklayabilir ve kendinizi Parisli gibi hissedebilirsiniz. Bence otel yerine, lokal bir apartman dairesini birkaç günlüğüne kiralamayı seçin.

Paris Seyahatinde Gezilecek Yerler 2017

Paris’in seyahatseverlere sunduğu olanaklar böylesine zengin olunca, gezilecek yerler yazısı da ona göre uzun oluyor. Şimdi arkanıza yaslanıp görsellerin tadını çıkarma zamanı!

Eyfel Kulesi (Eiffel Tower)

Eyfel Kulesi’ne çıkmak, elbette Paris gezisinin mutlaka yapılması gerekenler listesinde ilk sıralarda… Kulenin ikinci katına çıktığınızda, şehrin boyutlarının farkına varıyor ve kendinizi muhteşem bir manzara ile baş başa buluyorsunuz.

Eyfel Kulesi şehir tarihinde öyle çok köklü bir yer tutmuyor. Binlerce yıllık tarihi olan bir şehirde 100 yıldan biraz daha eski bir yapı. 19. Yüzyıl’ın sonunda inşa edilmiş. Bu sebeple bazı Parisliler bu demir kulenin varlığını hala kabul edememiş gibi gözüküyor. Varlığından hoşnut olanlar kadar, olmayan da var. Hatta Eyfel’i sevmeyenler onu şehrin bağrına sokulmuş bir hançer olarak görüyorlar.

Siz beğenir misiniz bilmiyorum ama Eyfel şehrin manzarasına çok şey katıyor. Yer yön bulma konusunda Eyfel’i geçmişin Milyon Taşı gibi kabul ediyorum. Özellikle akşamları ışıklar yanınca mükemmel gözüküyor.

Dipnot: Milyon Taşı (Million Stone) Roma İmparatorluğu‘nun temsili merkezini sembolize eden anıttır. İstanbul, Konstantinopolis adıyla Doğu Roma‘nın başkenti olduğu için Sultanahmet‘te de bir tane var.

Eyfel ile ilgili daha fazla detay için Eyfel Kulesi Tarihi Hakkında Bilgi başlığına da bakabilirsiniz.

Paris’in Meşhur Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi Ve Meydan

Eyfel’in Işıkları

Eyfel Kulesi‘ni şehirdeki etkinliklere, olaylara ve kutlamalara göre özel olarak ışıklandırıyorlar. Hiçbir özel etkinlik yoksa bile duru haliyle muhteşem görünüyor.

Eyfel Kulesi Paris’in Güzelliğine Güzellik Katıyor
Panoramik Paris Manzarası Ve Eyfel Kulesi

Şanzelize Bulvarı (Champs-Élysées)

Şanzelize Bulvarı, dünyanın en ünlü caddesi olsa gerek. Hal böyle olunca tüm ünlü markaların da prestij için galeri açtıkları bir yer oluyor. Paris Saint Germain futbol takımının mağazasından tutun, en ünlü otomobil markalarının galerilerine kadar her şey var. Meydan Arc De Triomph isimli zafer anıtından başlıyor ve Concorde Meydanı‘na kadar uzanıyor.

Paris’te Mutlaka Görülmesi Gereken Yerlerden Şanzelize Caddesi
Paris’in Şanzelize Caddesi

Zafer Takı (Arc de Triomphe)

Bu Zafer Takı benim özel ilgi alanıma giriyor. Bir savaş tarihi meraklısı olarak, Roma Antik Forumda bulunan zafer takları da hoşuma gitmişti. Paris’in en büyük bulvarlarının kesiştiği noktada, yani Paris’in kalbinde bulunan bu Zafer Takının da hikayesini sizlerle paylaşmak isterim.

Napolyon Bonaparte Hakkında Çıtır Bilgiler

İtalya’nın Sicilya şehrinde doğan ve Fransız Devrimi (1792) sırasında orta düzey rütbeli bir subay olan Napolyon, ordusu ile İtalya‘da büyük zaferler kazanmış ve göz kamaştırıcı bir şöhrete sahip olmuştur. Askeri bir dehaya sahip olan Napolyon, rakiplerine karşı küçük ordular ile kısa sürede savaş kazanmasıyla ünlüdür. Durum böyle olunca Konsüllüğe kadar yükselmiş ve nihayet 1804‘te kendini imparator ilan etmiştir. Kendini Avrupa’nın Sezarı olarak gören Napolyon ve Eşi Josephine, Papa tarafından taç giydirilerek Roma İmparatoru ve İmparatoriçesi ilan edilmiştir.

Louvre Müzesi’nde Görülebilecek Napolyon Tablosu
Napolyon Taç Giyme

Napolyon Savaşları

Fransız Devrimi‘nde Kral‘dan zar zor kurtulmuş olan Fransız halkı, şimdi de başında bir imparator bulmuştur. Napolyon Avusturya, Rusya ve İngiltere ile çılgın savaşlar yapar. İlk yıllarda hep kazanır, ancak ülkesinin insan ve para kaynaklarını tükettiği için Rusya seferinden sonra düşüşe geçer.

Hikayenin bu kısmı biraz enteresan: Napolyon Elbe Adası adında, İtalya yakınlarında bir adaya hapsedilir. Ancak Napolyon çok kısa bir sürede buradan kaçmayı başarır ve yeni bir ordu toplar. Bir kez daha İngilizler ve birleşiklerinin karşısına çıkan Napolyon, bu kez Waterloo Savaşı‘nda kesin bir yenilgi alır ve Atlas Okyanusu‘nun tam ortasında, kuş uçmaz kervan geçmez, St. Helena adında bir adaya bir bölük İngiliz askerinin refakatinde sürgün edilir. Müttefikler 15 yıl boyunca Avrupa’yı kasıp kavuran Napolyon’dan ancak böyle kurtulurlar.

Napolyon’un Mirası

Biraz uzatmış oldum ama kusuruma bakmayın, tarih yazmaya başlayınca duramıyorum! Fransız tarihinin çok önemli bir dönüm noktası Napolyon’un hükümdarlık dönemi… Alt başlığını doldurduğumuz Arc de Triomph da onun muzaffer ordularını (Antik Roma’da olduğu gibi) Paris’e gelirken altından geçirdiği Zafer Takı‘dır. Anıtın üzerindeki figürler, Napolyon Savaşları’nda ölen Fransız askerlini yad eder.

Napolyon ayrıca İtalya savaşları döneminde Fransa’ya muazzam kıymette tarihi eserler taşımış ve kendi kurduğu Louvre Müzesi‘ni zenginleştirmiştir. Bugün Paris’te ziyaret edilen bu iki eser Napolyon’un imzasını taşır.

Paris’in Anlamlı Tarihi Eserlerinden Arch De Triomph
Arch De Triomph

Alexander Köprüsü (Pont Alexander III)

Alexander Köprüsü‘nü, Paris’in en estetik mimari eserlerinden biri olarak görüyorum. 1900 yılında kullanıma açılmış olan bu köprü, Eyfel Kulesi ile neredeyse aynı yaşta ve şehrin güzelliğine güzellik katıyor. Ayrıca köprünün sütunlarını süsleyen altın rengi heykeller köprüye müthiş bir asalet katıyor.

Paris’in En Güzel Mimari Eserlerinden Alexander Köprüsü
Alexander Köprüsü

Notre Dame Katedrali (Notre-Dame de Paris)

Notre Dame Katedrali, 1345 yılında inşa edilmiş Barok tarzında bir kilisedir. Kilisenin Paris şehrindeki konumu ve mimari üslubu elbette ilgi çekici; ancak Notre-Dame Kilisesini bugünkü şöhretine kavuşturan şey, Victor Hugo‘nun yazarlığının en parlak döneminde yazmış olduğu Notre Dame de Paris isimli romandır. Romanın hayali karakterlerinden birisinin şöhreti, romanın kendisinin önüne geçtiği için; Hugo’nun bu eseri Notre Dame’ın Kamburu olarak bilinir.

Victor Hugo‘nun bu romanı yazmasındaki amaç gerçekten takdir edilesidir. 19. Yüzyıl‘da yıkılmaya yüz tutmuş olan tarihi katedral, Paris‘in şehir planlamacıları tarafından ucube olarak nitelenmekte ve yıkılmak istenmektedir. Victor Hugo, katedralin varlığını sürdürmesi için, Paris halkının dikkatini bu yöne çekmek ister. Yazdığı muhteşem roman, öylesine üne kavuşur ki; katedralin restore edilmesine ve korunmasına karar verilir. Böylelikle Fransız Barok mimari üslubunun en güzel örneği olan kilise, günümüze kadar ulaşır.

Paris’te Görülecek Eserlerden Notre Dame Kilisesi
Notre Dame Kilisesi
Notre-Dame Katedrali Paris’te Fotoğraf Çekmek İçin Estetik Bir Obje
Notre Damme

Seine Nehri

Seine, Paris şehrinin ortasından; İstanbul‘un Boğaz suları misali akıp giden bir nehirdir. Nehrin üzerinden 37 köprü geçmekte ve Paris‘i çeşitli noktalardan birleştirmektedir. Bu köprülerin arasında önceki satırlarda bahsettiğimiz, estetik Alexander Köprüsü ve 1607 yılında inşa edilmiş bir tarihi eser niteliğindeki Pont Neuf de vardır. Seine nehrinde rehberli bir tekne turu tavsiye edilir.

Seine Nehrinde Tekne Turuna Çıkmak Boğaz Turu Gibi Olmazsa Olmaz
Paris Seine Nehri

Louvre Müzesi (Museo de Louvre)

Louvre, benim üç saatte ancak koşturarak sadece küçük bir kısmını görebildiğim yer. Müze değil, kendi başına bir şehir. Harcadığım tüm efora karşılık, müzenin dokuzda birine denk gelen bir kısmı görebildim. O da Latin Eserleri bölümüydü. Tahmin edeceğiniz gibi Mona Lisa tablosunun da sergilendiği kısım.

Herkes Mona Lisa tablosunun şöhretine ve çekiciliğine kapılarak müzeye gitse de, eminim gördüğü güzellikler karşısında Mona Lisa’ya bakmayı unutacak raddeye geliyordur. Resim sanatına ilgi duyan biri için, Disneyland misali bir yer burası…

Ben üç saatte edindiğim izlenimleri Louvre Müzesi Eserleri isimli yazıda derlemiştim. Ancak bir de heykeller bölümünde özel bir parça var. Ona da bakmadan edemedim. Eros ile Psyche’nin ölümsüz aşkını anlatan mitolojik bir heykel var. O da müzenin en göz alıcı parçalarından birisi… Tek başına bundan bile bir yazı çıkarmıştım: Eros (Cupid) ile Psyche’nin Hikayesi linkinden okuyabilirsiniz.

Louvre öyle bereketli bir kaynakmış ki, Cam Piramit hakkında da bir şeyler karalamaktan kendimi alamamışım: Louvre Cam Piramit Mimarisi

Louvre Müzesinin Da Vinci Şifresi Kitabına Konu Olan Cam Piramidi
Louvre Müzesi’nin Eşsiz Mimarisi Ve Cam Piramidi
Louvre Müzesi Sanat Koleksiyonları
Louvre Müzesi Koleksiyonları

Orsay Müzesi (Musée d’Orsay)

Orsay Müzesi, Paris’te Louvre Müzesi gezildikten sonra ziyaret edilecek en önemli ikinci müze konumundadır. Eyfel Kulesi ve Alexander Köprüsü gibi 19. Yy sonlarında inşa edilmiş olan müze, ağırlıklı olarak 1848 ila 1914 yılları arasında Fransız ressamların ortaya koyduğu sanat eserlerinin sergilendiği bir yerdir.

Empresyonizm (Impressionism) adı verilen doğayı gözlemleme ve doğanın insan içinde uyandırdığı hisleri betimleme sanatı, Fransa’da tam da bu yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu yüzden Orsay Müzesi İzlenimcilik tarzında resimlerden hoşlananlar için bir cennettir. Fransa’nın Dünyaca ünlü ressamları Renoir, Monet, Degas, Manet, Cézanne, Seurat, Sisley, Gauguin ve Hollandalı Van Gogh‘un eserleri bu müzede görülebilir.

Orsay Müzesi

Orsay Müzesi

Orsay Müzesi Sanat Eserleri Koleksiyonu

Orsay Müzesi İç Mekan

Paris Opera Binası (Palais Garnier)

1875 yılında inşa edilmiş, yaklaşık 2000 kişi kapasiteli Opera binasıdır. Turizmle ilgili otorite olan tüm kaynaklar, bu binadan dünyanın en ünlü opera binası diye bahsederler. Sebebi ise tarihte yatmaktadır. Gaston Leroux isimli yazarın 1910 yılında yazdığı Operadaki Hayalet (The Phantom of the Opera) isimli roman, tiyatroya uyarlanmış ve burada sahnelenmiştir. Bir klasik haline gelen bu tiyatro oyununun ilk sahnelendiği yer burasıdır.

Paris’in Palais Garnier Olarak Da Bilinen Opera Binası
Paris Opera Binası

Paris Şehrinin Yeniden İmarı: Haussman’ın Paris Şehir Planı

Paris‘i gezerken 19. Yüzyıl sonlarında şehir planlaması anlamında büyük bir atılım yaşandığını görüyoruz. Şehrin o tarihlere kadar plansız büyümesi Paris‘i yaşanmaz hale getirince; şehir mühendisleri günümüzün Arc de Triomphe zafer anıtının etrafındaki büyük bir alanı tamamen yapıdan arındırmışlar. Uzun yıllar sürecek olan şehrin baştan imarı projesi,  İmparator III. Napoleon tarafından görevlendirilen Baron Haussmann tarafından yürütülmüş. Zafer takından şehrin içine akan ve şehrin adeta ana damarları işlevini gören Şanzelize gibi bulvarlar o dönemde planlanmış.

Baron Haussman döneminde başlayan şehir yapılanması, 1900’lü yıllara yaklaşıldığında Alexander Köprüsü, Eyfel Kulesi, Küçük ve Büyük Saraylar ve Paris Opera Binası gibi binaların inşa edilmesi ile tamamlanmış. İşte günümüzün Paris’i böyle şekillenmiş. Metro ağının da bu tarihlerde inşa edilmeye başlandığını da belirtelim. Yani kısacası Paris, boşuna dünyanın en güzel şehri olmamış. Bu idealin temelleri yüz elli yıl önceden atılmış.

Haussman’ın Paris Şehrine Kazandırdığı Muhteşem Şehircilik Planı
Haussman’ın Paris Şehir Plan

Latin Mahallesi (Latin Quarter)

Paris‘teki entelektüel hayatın merkezlerinden olan Latin Mahallesi’nin çevresinde, üniversitelerin kampüsleri bulunur. Bu sebeple gençlerin çok rağbet ettiği bu mahallede sosyal hayat ve eğlence üst düzeydedir. Bunun yanında Latin Mahallesi, İstanbul’un Cihangir semti gibi yazarların ve sanatçıların da akın ettiği bir yerdir. Hem dinamizmi, hem de enetelektüel haliyle Paris’in en çok turist çeken merkezidir.

Roma İmparatorluğu‘nun bir dönem etkisinde kalan Paris’in bu bölgesinde, Roma kökenli vatandaşlar yaşadığı ve Latince konuştukları için bu bölge Latin Mahallesi (Quartier Latin) adını almış.

Paris’te Gece Hayatı

Paris’in en kaliteli cafeleri, restoranları ve barları bu bölgede konuşlanmıştır. Bazı yerler biraz bütçeyi zorlayabilir. Ancak beğeninize uyacak, hesaplı yerler de bulmak mümkündür. Paris’in Gece Hayatının tadını çıkarmak için buraya mutlaka uğramak gerekir. Bölgenin barlarında çalan canlı müzik grupları kadar, çevre sokaklarında sanatlarını icra eden sokak müzisyenleri de dinlenmeye değerdir.

Latin Mahallesi (Latin Quarter) Girişindeki St. Michele Heykeli
St. Michele Heykeli

Paris’te Gece Yaşamının Kalbi Latin Quarter

Latin Mahallesi

Montmarte (Ressamlar Tepesi)

Montmarte, Paris’in sanat merkezlerinden biridir. Ressamlar tepesi olarak ünlenmesinin sebebi Salvador Dali, Claude Monet, Pablo Picasso ve Van Gogh gibi ressamların, semti mesken tutmalarından kaynaklanır. Semtin romantizm ve nostalji ile bezeli bir atmosferi vardır ve güzel bir yürüyüş veya bolca fotoğraf çekmek için idealdir. Ayrıca yetenekli sokak ressamları bolca bulunur.

Paris’te Romantizmin Kalesi Montmarte Tepesi

Montmarte Tepesi

Sacre Coeur Bazilikası (La Basilica del Sacro Cuore)

Montmarte Tepesi deyince akla gelen Sacre Coeur Bazilikası‘nın en enfes mimarisi ve beyaz kubbesidir. Montmarte Kilisesi olarak da bilinen Sacre Coeur, Paris şehrinin silüetine karakter katan en önemli yapılardan biridir. Yapının inşaatı 1875 yılında başlanmış, ancak I. Dünya Savaşı yüzünden tamamlanması gecikmiş ve 1919 yılında hizmete girmiştir.

Paris’e Tepeden Bakan Sacre Coeur Kilisesi

Sacre Coeur Kilisesi

Madeleine Kilisesi (Église de la Madeleine)

Benim gibi her gittiği yerde Kilise, Cami, Sinagog veya Tapınak demeden her ibadethaneyi gezen biri için, bu kilise de Paris‘teki önemli duraklardan biriydi. Şehrin turistik merkezinin tam ortasında olan bu güzel kilisenin tarihi 1182 yılına kadar gidiyor. Napolyon döneminde (1807) tamamen yeniden ele alınmış ve bugünkü etkileyici görünümüne kavuşmuş.

Neo Klasik Bir Mimari Üslubu Olan Magdalene Kilisesi
Magdalene Kilisesi

Küçük Saray (Petit Palais)

Büyük Saray (Grand Palais) ve Küçük Saray (Petit Palais) 1900 senesindeki Evrensel Sergi’de Fransız sanatını tanıtma amacıyla inşa edilmişler.

Bu yapılardan Küçük Saray, 1902 yılında müzeye çevirilmiş ve Paris Güzel Sanatlar Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Küçük Saray dendiğine bakmayın, yalnızca abisi Büyük Saray’a kıyasla küçük bir yer olduğu için böyle deniyor. Binanın esasında dev boyutlarda bir sergi sarayı olduğuna ve müthiş bir sanat koleksiyonuna sahip olduğuna dikkatinizi çekmek isterim.

Paris’in Kongre Ve Etkinlik Merkezi Olarak Tasarlanmış Küçük Saray
Küçük Saray

Önerilen Blog Yazıları

Barselona Gezilecek Yerler

Roma Gezilecek yerler


Paris Gezi Yorumları, Tavsiyeleri, Önerileri, İpuçları 2017 ve 2018

Serhat Engül

Paris Şehrinde Gezilecek Yerler Blog was last modified: September 2nd, 2017 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

18 + 10 =