Roma İmparatorluğu Tarihi

Roma İmparatorluğu Tarihi Hakkında Kısa ve Özet Bilgiler

Romalılar, Antik Yunan‘dan aldıkları matematik, felsefe ve tıp temellerinin üzerine bir imparatorluk inşa edip; askeri, idari, mimari ve hukuki alanlarda dünyaya büyük bir miras bıraktılar.  Bu anlamda günümüz batı medeniyetinin idari ve hukuksal temellerini atmışlardır.

Roma İmparatorluğu’nun Kuruluşu

Roma bir İtalyan kent devleti olarak kurulur ve yayılmacı bir politika izleyerek etrafındaki diğer kentleri ele geçirir. Öncelikle İtalya’da mutlak bir hâkimiyet sağlar ve daha sonra da Akdeniz’in tamamına hâkim olur.

Askeri anlamda döneminin tüm güçlerinden üstün bir ordu sistemi kurup, Lejyon adı verilen ve mutlak bir disiplin ile savaşan tümenlerin etkisi ile; Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında uçsuz bucaksız bir kara parçasına hükmeder.

Roma Cumhuriyeti Tarihi (M.Ö. 509 – M.Ö. 27)

Roma, oldukça uzun bir süre Cumhuriyet ile yönetilmiş bir devletti. Roma’nın seçilmiş üyelerden oluşan senatosu, ülkeyi uzun yıllar oy birliği ile alınan kararlar ile yönetmiş ve gerekli gördüğü zamanlarda, devletin başına yönetimi tek elde toplayan konsüller atamıştı.

Roma İmparatorluğu, tarihi boyunca birçok kez büyük ölçekli halk isyanları, askeri saldırılar ve istilalar ile yüzleşmiş ve senatonun manevra kabiliyeti ile bunların üstesinden gelmeyi bilmiştir.

Roma İmparatorluğu’nun Lejyon Adlı Askeri Birlikleri
roma imparatorluğu tarihi
Roma İmparatorluğu Ordusu

Korkunç Düşman Hannibal

En büyük askeri tehdit ve istila ise Akdeniz’in Roma’dan sonraki süper gücü olan Kartaca’nın kralı Hannibal tarafından gerçekleştirilmiştir. M.Ö. 218 yılında fillerle güçlendirilmiş bir ordu ile Galya (Fransa) üzerinden İtalya içlerine kadar ilerleyen Hannibal’in, yaptığı müthiş stratejik hamleler ile Roma’yı ele geçirmesine ramak kalmıştır.

Romalılar defalarca yenilirler. Ancak senato birkaç başarısız denemeden sonra Hannibal’i etkisiz hale getirecek hamleyi yapmayı başarmış ve Kartaca’ya karşı atağa geçmiştir. Burada şunu belirtmek gerekir ki, Hannibal’in yaptığı öyle basit bir sefer değildir.

Hannibal’in ordusuna hakimiyeti, kullandığı taktikler ve zaferler onu antik dünyanın en büyük askeri dehalarından biri yapar. Roma gibi büyük bir düşmanı, kendi evinde defalarca yenilgiye uğratmış ve yabancı topraklarda uzun yıllar tutunmayı başarmıştır.

Roma’nın Ezeli Düşmanı Barbarlar

Roma’nın en uzun vadeli düşmanları ise kuzeydeki barbar kabileler olmuştur. Günümüzün modern Kuzey Avrupa ulusları, geçmişte Roma medeniyetinin dışında kaldıkları için Romalılar tarafından hep barbarlar olarak aşağı görülmüşlerdir.

Dünyanın İlk Büyük Köle İsyanı

Roma Cumhuriyeti tarihinin en ünlü halk isyanı kuşkusuz Spartacus isimli bir gladyatörün başlattığı ve örgütlediği isyandır. Bölgesel bir başkaldırı gibi başlayan olaylar, örgütlü bir isyana dönmüş ve Roma, çığ gibi büyüyen ayaklanmayı büyük ordular ile bastırabilmiştir.

Üçlü Yönetimler ve İmparatorluğa Geçiş

Cumhuriyet’ten, İmparatorluk dönemine geçiş dönemi ise öyle entrikalı ve karmaşıktır ki; birçok kitaba ve filme konu olagelmiştir. (Mesela Shakespeare). Yazımızın ana konusunu oluşturan dönem de bu sancılı geçiş dönemidir.

Roma adına yapılan savaşların doruğa çıktığı yıllarda, Roma Senatosu, şanlı şöhretli seferleri yönetmesi ve ordulara komuta etmesi için üç tane eş başkan seçmişti.

Roma Senatosu’nu betimleyen bir temsili resim
roma senatosu
Roma Senatosu

Birinci Üçlü Yönetim (Triumvirate)

  • Pompei Magnus, Marcus Crassus, Julius Caesar

Bu üçlü yönetimden zekâsı, hatipliği ve ordu üzerindeki nüfuzu ile ön plana çıkan Julius Caesar (Sezar) yönetimi tek başına ele geçirir. Kendisini tiran olarak ilan edeceğinden korkan bir kısım senato üyesi, Sezar’a suikast düzenler ve onu senatoda infaz ederler.

Bunun üzerine iç savaş çıkar. Sezar’ın manevi oğlu Octavius ile generali Marcus Antonius tarafından intikam yeminleri edilir ve Sezar’ın katlinden sorumlu tutulan Marcus Junius Brutus ve Gaius Cassius Longinus, Roma’yı terk etmek zorunda kalır.

Brutus ve Longinus, Balkan eyaletlerinden asker toplayıp, Roma’yı geri almak niyetindedir. Ancak Octavius ve Antonius gibi iki mükemmel taktisyene karşı koyamaz ve yenilirler.

İkinci Üçlü Yönetim

  • Octavius, Marcus Antonius, Marcus Aemilius Lepidus

Marcus Antonius ve Lepidus aslında Sezar’ın eski generalleridir. Octavianus ise Sezar’ın manevi oğludur. Bu üçlünün arasından Octavianus, en ciddi rakibi olan Antonius’u (ve müttefiki Kleopatra’yı) yenilgiye uğratır (Aktium Deniz Savaşı) ve Roma bu kez dönüşü olmayan bir yola girer.

Octavianus,  Augustus Caesar ismi ile kendini imparator ilan eder. (M.Ö.27) Augustus uzun yıllar Roma’ya hükmedecek ve Roma yüzyıllar boyunca çoğu asker kökenli olan İmparatorlar tarafından mutlak hükümdarlıkla yönetilecektir. (M.S. 476’ya kadar)

Yani henüz mutlak hükümdar olmayan büyük stratejist Julius Caesar belki de boş yere öldürülmüştür. Onu Cumhuriyet’ten koparan ve öteki dünyaya gönderen senato, Octavius’un (Augustus) yöneticilik erkini silah zoruyla kabul etmek zorunda kalır.

Roma İmparatorluğu’nun Özet Tarihi

Roma imparatorluğu hakkında özet bilgi
Colosseum

Roma İmparatorluğu Tarihi (M.Ö. 27 – M.S. 395)

Augustus ve onu takip eden imparatorluk döneminde Roma, en büyük sınırlarına erişmiş ve hegemonyasını bilinen dünyanın büyük bir bölümüne yaymıştır.

Nerva–Antonine Hanedanı (Five Good Emperors)

Roma İmparatorluğu, altın çağını Nerva, Trajan, Hadrian, Antoninus Pius, Marcus Aurelius adlı aynı hanedandan bir dizi imparator döneminde (M.S. 96 ila 192) yaşamıştır.

“Evlatlık İmparatorlar” olarak da bilinen bu dönemde, her imparator kendisinden sonra gelecek kişiyi evlat ediniyor ve onu eğitiyordu. Ancak Marcus Aurelius, öz oğlunu (Commodus) tahta çıkarmak isteyince düzen bozuldu. Oğlu Commodus, Roma’yı yönetecek kabiliyetten yoksundu. Ancak babası olduğu için Aurelius bu gerçeği göremedi. Commodus’un dönemi, Gladiator filminde güzel bir kurgu ile işlendi.

Kısaca Roma İmparatorluğu Tarihi

Roma İmparatorluğu’nun En Geniş Sınırları

Diocletian Reformları ve Dörtlü Yönetim

Bu hanedanın ardından Roma tahtı, askeri darbeler ile el değiştirip durmuştur. M.S. 3. Yüzyıl boyunca süren bir kaos döneminin ardından, ilk reform hareketi Diocletian isimli imparatordan gelir. Roma’nın çalkantılı siyasi yaşamını düzenleyen Diocletian, Dörtlü Yönetim (Bkz: Tetrarşi Dönemi) modelini getirmiştir.

Doğu’da ve Batı’da birer büyük imparator (Augustus) ve onların yardımcısı birer ikincil imparatoru (Sezar) kapsayan bu sistem bir süre yönetimi kolaylaştırır. Bu sistem aynı zamanda Roma’nın Doğu ve Batı olarak bölünmesinin habercisidir. Diocletian, imparatorluk başkentini de İzmit (Nicomedia) şehrine taşımayı tasarlamış ve bu şehri imar etmiştir.

İmparator Konstantin ve Yeni Başkent İstanbul

Roma’nın merkezini doğuya taşıma düşüncesini resmiyete döken ise İmparator Konstantin olur. Tetrarşi’de (4’lü yönetim) bir Sezar olan Konstantin, tüm rakiplerinden kurtulup, idareyi tek elde toplar ve Roma’yı ele geçirir.

Bugün İstanbul’da yaşayan büyük bir çoğunluk farkında olmasa da, İstanbul’u Konstantinopolis adıyla gerçek bir kente dönüştüren Konstantin’dir. Sıradan bir Yunan sitesi olan Byzantium, M.S. 330 yılından itibaren artık Roma’nın yeni başkentidir.

Konstantin, imparatorluk içinde önlenemez bir güç olarak yükselen Hristiyanlık öğretisini göz ardı etmemiş ve önceki imparatorların aksine bu öğretiye ılımlı bir yaklaşım göstermiştir. Nihayet 315 yılında Milano Fermanı ile Hristiyanlara ibadet serbestliği getirilir ve ilerleyen zamanlarda Hristiyanlık, imparatorluk dini olarak resmiyet kazanır.

Roma İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı olarak bölünmesi
Roma’nın Doğu ve Batı Olarak İkiye Bölünmesi

Roma’nın Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesi

İmparator Theodosius, 395 yılında vefat etmeden önce imparatorluğu oğulları arasında paylaştırır. Arcadius, Doğu Roma İmparatoru olur ve başkent İstanbul’dur. Honorius ise Batı Roma İmparatoru olur ve başkent Roma’dır.

476 yılında kuzeyden gelen barbar kavimlerin saldırıları ile Batı Roma yıkılır ve tarihe karışır. Bizim modern tarihte Bizans İmparatorluğu olarak bildiğimiz Doğu Roma İmparatorluğu ise tarih koşusuna 1453 yılına kadar devam eder. Konstantinopolis, yani İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in ünvânlarından birisi de Roma İmparatoru’dur.

Batı’da ise Batı Roma İmparatorluğu‘nun yıkılmasından doğan siyasi boşluğu Roma Katolik Kilisesi doldurur. Roma’nın kalbinde kurulan Vatikan ve Papa’ların ikametgahı Aziz Petrus Kilisesi, Avrupa’da uzun yıllar krallıkları yönetecektir.

Roma tarihini başka bir yorumlar anlatan Roma İmparatorluğu Haritası yazısını da tavsiye ederim.

Roma İmparatorluğu Tarihi Hakkında Bilgi

roma imparatorluğu hakkında bilgi
Roma İmparatorluğu’nun Yükseliş Dönemi

Roma İmparatorluğu Kısa ve Özet Tarihi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *