Ayasofya Meydanı Ve Sultanahmet

Sultanahmet Caddeleri ve Meydanları

Sultanahmet Caddeleri, Sokakları ve Meydanları

Sultanahmet bölgesi ismini yabancı ziyaretçiler tarafından “Mavi Cami” olarak bilinen Sultanahmet Camii’nden alır. İstanbul Tarihi Yarımada’nın, İstanbul Boğazı ile buluştuğu burun olan Sultanahmet, yazılı tarih boyunca çok önemli bir yerleşim yeri olmuştur. İstanbul’un en güzel tarihi caddeleri ve meydanlarından bazıları da Sultanahmet’te bulunur.

Sultanahmet’in Kısaca Tarihi

İstanbul M.Ö. 638 yılında kurulmuş bir şehirdir ve yaklaşık 2650 yıllık bir tarihi vardır. İstanbul’un tarihteki adları, üç tanedir. İlki Antik Yunan dönemine tarihlenir (Bkz: Byzantion), ikincisi Roma ve Bizans dönemlerindeki Konstantinopolis‘tir. Şehrin adının İstanbul‘a evrilmesi ise çok sonra olacaktır.

Byzantion (Antik Yunan Dönemi)

Sultanahmet bölgesindeki ilk yerleşim, günümüzde Topkapı Sarayı’nın bulunduğu tepelik bölgede, bir Yunan Akropolisi olarak vücut bulmuştur. Antik Yunanistan’dan M.Ö. 638 yılında göç eden Byzas ve beraberindekiler, buraya bir Yunan kolonisi kurmuş ve liderin isminden esinlenerek, Byzantion (Byzantium) adını vermişlerdir.

Konstantinopolis (Roma ve Bizans Dönemi)

M.S. 195 yılında Roma İmparatoru Septimus Severus’un şehri almasıyla, Byzantion bir Roma eyaleti olur. (Adı da Latince Byzantium olarak değişir.) Yaklaşık 130 yıl sonra başka bir Roma İmparatoru, Konstantin, şehrin konumunu çok beğenerek, burayı Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti haline getirir. Sultanahmet bölgesi, Hipodrom ve Büyük Saray’ın varlığı nedeniyle Konstantinopolis’in kalbi olmuştur.

İstanbul (Geç Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi)

395 yılında Roma İmparatorluğu‘nun ikiye bölünmesi ile Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti olarak bin yılı aşkın bir süre devam eder. 1453’ten sonra ise şehir Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilir ve böylece yepyeni bir kültür ve mimari ile yeniden inşa edilir.

Sultanahmet Caddeleri, Sokakları ve Meydanları

Sultanahmet Caddeleri ve Meydanları
Ayasofya’nın önündeki Sultanahmet Meydanı

Sultanahmet Caddeleri

Sultanahmet günümüzde trafiğe kapalı bir turizm merkezidir. Özellikle son 20 yılda turizm gözle görülür ölçüde canlandırmış;  yeni oteller, restoranlar, cafeler ve dükkanlar açılmıştır.

Sultanahmet’in en işlek ve keyifli bir yürüyüşe müsait caddeleri; Divanyolu, Akbıyık, Yerebatan, Nuruosmaniye ve Küçük Ayasofya caddeleridir.

  • Divanyolu Caddesi (Tramvay Yolu)

Topkapı Sarayı’ndaki Divan-ı Humayun’a giden ana yol olduğu için bu ismi almıştır. Bizans Döneminde bu yol, Mese olarak anılırdı ve Forum Constantine (Beyazıt Meydanı) ile Büyük Saray arasında yine ana yol işlevi görürdü.

Divanyolu Caddesi, günümüzde Sultanahmet bölgesinin en canlı ve işlek yoludur. Roma ve Bizans İmparatorluğu dönemlerinde, şehrin merkez noktası olarak kabul edilen Milyon Taşı ile başlar ve Kapalıçarşı yönünde devam eder. Halk dilinde “Tramvay Yolu” olarak bilinir.

Pudding Shop (Lale Restaurant), Sultanahmet Köftecisi gibi lezzetli restoranlar bu yol üzerindedir. Ayrıca Sultanahmet’in tatlıları ile meşhur Çiğdem Pastanesi ve Ali Usta Baklavacısı da buradadır. İstanbul’daki en iyi dönerciler listesine eklediğimiz, Sedef Büfe de yine Divanyolu Caddesi’nde bulunur.

Sultanahmet Köftecisi, Divanyol Caddesi’nde

Sultanahmet'te yürüyüş yapılacak yerler
Sultanahmet Caddeleri’nden Divanyolu
  • Akbıyık Caddesi (Barlar ve Restoranlar)

Son yılların en gözde noktalarından biridir. Normalde Sultanahmet’te gece yaşamı yok denecek kadar azdır denilebilir. Saat gece yarısını geçmeden, turistik restoranlar kapanır ve etraf sessizliğe bürünür. Eğlenmek isteyen insanlar Beyoğlu’na veya Boğaz kıyılarına giderler.

Son yıllarda Akbıyık Caddesi’nde ardı ardına açılan restoran, kafe ve barlar ile bu durum biraz değişmeye başladı diyebiliriz. Akbıyık Caddesi üzerindeki hostellerde konaklayan genç ziyaretçiler, bu bölgeye güzel bir hareketlilik getirdiler.

Akbıyık Caddesi’nden kolayca ulaşılabilecek bir mesafede, İstanbul’un en iyi balık restoranları arasındaki Balıkçı Sabahattin bulunur. Mezeleri ve taze balıkları ile Sabahattin on yılı aşkın bir süredir Sultanahmet’in en popüler balık lokantasıdır. Ona rakip olarak Akbıyık alt geçidinden geçilerek kısa bir yürüyüş ile ulaşılabilen Giritli Lokantası’nı örnek verebiliriz.

  • Yerebatan Caddesi (Yerebatan Sarnıcı)

Bu cadde meşhur Yerebatan Sarnıcı ile başlar. Geniş ve güzel bir yürüyüş yoludur. Caddenin ortasında konumlanmış Adamar Hotel’in çatı katındaki Panoramik Restoran, civarın en güzel çatı manzarasını sunar. İstanbul Boğazı’nı ve Sultanahmet’teki tüm tarihi eserleri tek bir seyir terasından görmek ve harika fotoğraflar çekmek mümkündür.

Cadde üzerinde ayrıca Cağaloğlu Hamamı bulunur. Bu hamam İstanbul’un tarihi bölgesinin en önemli dört hamamından biridir. Diğer güzel tarihi hamamlar: Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı, Çemberlitaş Hamamı ve Süleymaniye Hamamı’dır.

  • Nuruosmaniye Caddesi (Kapalıçarşı Yolu)

Bu cadde aslında Kapalıçarşı’ya giden bir yaya yoludur. Üzerinde keyifli zaman geçirebileceğiniz  cafeler, kaliteli mağazalar ve lezzetli restoranlar bulunur. Bu sokakta İstanbul’un en büyük halı mağazalarını, çeşitli mücevhercileri ve Tarihi Yarımada’nın en iyi esnaf lokantalarından bazılarını görebilirsiniz.

Dünya çapında üne sahip mücevher tasarımcısı Sevan Bıçakçıyan’ın göz alıcı eserlerini görebileceğiniz dükkan da bu sokağın hemen paralelindedir. Nuruosmaniye Caddesi’nin sonunda, Sultan III. Osman tarafından yaptırılan, Nuruosmaniye Camii vardır. Camii’nin avlusundan geçilince Kapalıçarşı’nın ana giriş kapısına varılır.

  • Küçük Ayasofya Caddesi (Oteller Sokağı)

Bu caddenin Sultanahmet Camii tarafında meşhur Arasta Çarşısı vardır. Arasta Çarşısı küçük dükkanları ile küçük bir Kapalıçarşı izlenimi verir. Çarşının içinden Büyük Saray Mozaikleri Müzesi‘ne geçiş vardır. Bu müzede Roma imparatorlarının muhteşem sarayından kalan taban süslemeleri ve mozaikleri sergilenmektedir.

Arasta Çarşısı’ndan çıkınca sağlı sollu oteller, hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar eşliğinde yürüyüş yapabilirsiniz. Caddenin sonunda ise Küçük Ayasofya Camii vardır. Bu güzel yapı, aslında bir Bizans kilisesidir. Ayasofya’dan bile eski olan bu küçük kiliseye “Küçük Ayasofya” adının verilmesinin sebebi, Ayasofya‘nın mimarisinin bu yapıda bir nevi önceden test edilmiş olmasındandır.

Kilisenin hamisi, Bizans tarihinin en güçlü kadını, hatta bir nevi “Hürrem Sultanı” olan İmparatoriçe Theodora’dır. Theodora bin yıllık Bizans tarihinin en ünlü hükümdarı Justinianus’un karısıdır.

Sultanahmet Caddeleri ve Meydanları by Serhat Engül

4 thoughts on “Sultanahmet Caddeleri, Sokakları ve Meydanları”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *