Venedik Gezi Rehberi

İtalya Gezisi Yazıları – Bölüm 2 – Venedik Gezi Rehberi ve Gezilecek Yerler

Milano’dan geldiğim tren Venedik Santa Lucia‘ya ulaştığında içinde tek tük yolcu kalmıştı. Trenden indiğimde gözüme ilk takılan şey valizleri ile yalnız yolculuk eden birçok gezginin olduğuydu.

Venedik Tren Garı‘nın önündeki merdivenden inerken, kimi tren saatini bekleyen, kimi ise kanalın güzelliği ile vakit geçirmeye çalışan insanların arasından geçtim. Kafamı kaldırıp manzaraya baktığımda büyülenmiştim. Yüzümde kocaman bir gülümseme ve heyecanla çarpan bir kalple o muhteşem kanal manzarasına bakakaldım.

Venedik Grand Canal

Venedik Şehri Gezi Rehberi
Venedik Grand Canal

Venedik Seyahatimin Başlangıcı Ve İlk İzlenimlerim

Tren istasyonu şehrin tam kalbine ve aynı zamanda kanalın en güzel noktalarından birine konumlanmıştı. Tam karşısındaki iskeleye yaklaşmakta olan Vaporetto‘yu hınca hınç doldurmuş insanların coşkusu ve çığlıkları kalbimi büyük bir heyecanla doldurdu.

Kanala uzunlamasına baktığımda kıyı şeridini kaplayan restoranlar fenerleri ile kanalı aydınlatmaktaydı. Kanalda bir aşağı bir yukarı dolaşan gondollar, vaporettolar ve motorlar bu güzel yaz akşamında kanala büyük bir hareketlilik katmaktaydı. Bir an durup Haydarpaşa’yı ve onun İstanbul’a gelen tren yolcularına sunduğu doyumsuz manzarayı düşündüm. Santa Lucia Tren Garı gezginlerin kalbini durduracak bir manzarayı, gezinin hemen başında sunuyordu. Kendimi oraya akşam vardığım için şanslı hissettim.

“Dünya ne kadar küçük” diye düşündüm içimden. Aynı gün sabah 11:20’de uçakla yola çıkmış, Milano şehrinde saatler boyunca gezmiş ve gezimin ilk durağı olan Venedik’e akşam 22:00’de varmıştım. Her şey yalnızca onbir saat içinde olmuştu. Bana bir ömür kadar uzun ve macera dolu gelen onbir saat.

Venedik Santa Lucia Tren Garı

Venedik seyahat tavsiyeleri
Santa Lucia Tren Garı

Venedik Sokaklarında Kaybolmak

Buraya kadar saat gibi işleyen yolculuk planım Venedik’in yol, iz takip etmeyi çok zorlaştıran dar sokaklarında sekteye uğradı. Karmaşık ve dar sokaklar ve düzensiz kapı numaraları içinde kaybolurken aslında kalacağım hostelin adresini çok yetersiz bir şekilde not ettiğimi fark ettim.

Tam bir saat boyunca sokaklarda büyük ve tamamen dolu bir sırt çantası ve ondan biraz daha ufak olan başka bir sırt çantası ile dolanıp durdum. Sokaklar turist dolu olduğundan, adres sorduğum insanların çoğu benim aradığım yeri bilmiyordu. Yerlilerin de çoğu İngilizce bilmediğinden oldukça çaresiz bir durumda kaldım.

Uzun bir arayıştan ve kendi kendime serzenişten sonra sonunda kalacağım yeri buldum. Resepsiyon görevlisi kıza yeri bulmakta ne kadar zorlandığımı anlatırken, benden az önce hostele varmış olan kafile de aynı şeyden bahsediyordu. Nihayet odama çıktım!

Odam içinde tek kişilik bir yatak, gardrop, lavabo ve bir de küçük sehpa bulunan oldukça mütevazi bir odaydı. Hemen üstünkörü yerleşip kendimi dışarı attım ve tüm yorgunluğuma rağmen sokakları turladım. Bu sefer Hansel ve Gretel öyküsünde olduğu gibi dönüş yolunu bulmak için ekmek kırıntıları atıyordum yerlere… Şaka bir yana gerçekten ilk bakışta Venedik çok karmaşık bir yerdi.

Yola çıktığım gün Cumhuriyet Gazetesi’nin gezi ekinde Venedik’le ilgili bir yazı okumuştum. Yazar Venedik’te kendini şehrin akışına bırakmaktan ve sokaklarda kaybolmaktan bahsediyor ve kaybolmadıkça Venedik’ten haz alınamayacağını ileri sürüyordu. Eğer o yazıyı okumasam o daracık sokaklarda yolunu kaybeden tek turistin kendim olduğunu düşünebilirdim.

Venedik Gezi Rehberi Blog

Venedik Gezi Rehberi
Venedik’in Süslü Pencereleri

Venedik Gezi Rehberi Blog Yazısı

Ertesi sabah ilk işim kendime bir harita edinmek oldu. İtalyanlar gibi sabah kahvaltımı cappucino içerek ve reçelli kruvasan yiyerek yaptım. İtalya’da kaldığım sürece her sabah o leziz kahvelerden içmek büyük keyif oldu. Haritayı dikkatle inceleyip büyük sembollerle belirtilmiş önemli yerleri etüt ettim ve buraları rehber kitabımdan bulup gezmek istediğim yerleri belirledim. İlk uğrak yerim kaldığım yere çok yakın bir mesafede bulunan Scuola Grande Di San Rocco kilisesi oldu. Oldukça etkileyici iç mekan freskolarına sahip bu kilise 16.Yy’ a tarihlenmekteydi.

  • Frari Katedrali

Ardından Venedik’in kanımca en etkileyici kilisesi olan Santa Maria Gloriosa dei Frari’yi gezdim. Oldukça geniş bir alana yayılmış olan kilisenin içinde birçok heykel, anıt, bir koro mahalli ve şapel gördüm. Venedik’in en ünlü kilisesi San Marco ile yarışacak kadar görkemli bir mekan olduğunu söyleyebilirim.

Venedik Gezi Önerileri
Frari Katedrali
  • Venedik Büyük Kanal

Büyük kanalı gündüz gözü ile görme zamanı gelip çatmıştı. Haritadan doğru yolu çıkarmaya çalışarak, beni şehrin doğu kanadına götürecek olan meşhur Rialto Köprüsü’nü buldum. Her daim kalabalık olan bu köprünün üstünde nefis bir kanal manzarası vardı.

Köprüden, gündüzleri çok hararetli bir trafiğe sahne olan Büyük Kanal’ı uzun bir süre izledim. Bu muazzam güzelliğin dünyanın en güzel caddesi olarak adlandırılması gerçekten de boşuna değildi.

Köprüden doğu kanada geçerken kendimi bir hediyelik eşya pazarının içinde buldum. Her yerde Venedik ve İtalya’nın üzerinde bulunduğu t-shirtler ve çeşitli incik boncuk satılıyordu. San Marco Karedrali ve San Marco Meydanı’na ulaşmak için devam ettiğim bu sokaklarda, sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları vitrinlerinde birbirinden enteresan resim, biblo ve cam işi hediyelik eşyalar sergiliyordu. Venedik’in cam işçiliğinde İtalya’nın en önde gelen mekanlarından olduğunu da belirtmeliyim.

  • San Marco Bazilikası ve Meydanı

San Marco Meydanı’na ilk vardığımda gerçekten yolculuğumun en destansı anlarından birini yaşadım. Ben tam meydana ayak bastığımda yağmur başladı ve meydanı dolduran insanların hareketlenmesiyle yüzlerce güvercin de aynı anda uçmaya başladı. Eminönü’ndeki Yeni Cami avlusu misali güvercin yemi satıcıları meydanda kol geziyordu.

Venedik Gezilecek Yerler Blog

Venedik'teki Tarihi Eserler
San Marco Meydanı

Tabii ki herkes gibi bende San Marco Bazilikasını arka plana alarak beslediğim güvercinlerle bir hatıra fotoğrafı çektirdim. San Marco Bazilikası, İtalya’nın en güzel Romanesk oymaları ile bezeli muhteşem bir kiliseydi. Osmanlı İmparatorluğu ile fazlaca kesişen tarihi ile Venedik hepimizin bildiği gibi ününü ve zenginliğini deniz ticaretinden kazanan bir kent devleti.

Venedik’in ticaret yaptığı denizaşırı ülkelerden getirilmiş en güzel eserler, bu bazilikayı süslemek için kullanılmış. Öyle ki, kilisenin tepesini süsleyen meşhur bronz atların orjinali Latin İstilası sırasında o zamanlar Konstantinopolis olarak bilinen Bizans İmparatorluğu‘nun başkenti İstanbul‘dan getirilmiş.

  • Venedik Dükalık Sarayı

San Marco Meydanı ve Bazilikasını gezdikten sonra kanalın en güzel yerlerinden birine konumlanmış Dükalık Sarayı da muhteşem mimarisi ile görülmeye değer bir mekan. 9. Yüzyıl’a tarihlenen “Palazzo Ducale” adındaki bu gotik saray ustalıkla bezenmiş mimarisi ve yapısında çokça kullanılan zarif işlemeli mermerleri ile büyüleyici bir yer.

Benim şansıma tam da o dönemde Dükalık Sarayı’nda Osmanlı-Venedik ortak tarihini anlatan bir sergi vardı. İtalya gezim boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun İtalya üzerindeki etkilerini çokça gördüğümü söyleyebilirim.

Dükalık Sarayı’nda İslam Sergisi

Venedik'te Gezilecek Yerler
Venedik Dükalık Sarayı
  • Büyük Kanal’da Vaporetto Yolculuğu

Venedik’in büyük kanalında bir günlük sınırsız vaporetto bileti almak ve kanalı bir aşağı bir yukarı doya doya gezmek mümkün. Kanal boyunca seyrine doyulmaz güzellikte yalılar var. Lakin numaralarla belirlenmiş olan vaporetto hatları bazen kafa karıştırıcı da olabilir. Kanalın en güzel manzaralarından biri de sıradışı kubbesi ile dikkat çeken Santa Maria Della Salute ismindeki barok kilisedir.

Söz konusu vapur numaralarına yolculuğum sırasında azami dikkat gösteren bendeniz, kanalda görmedik yer bırakmayacağım diye o vapur senin bu vapur benim gezer iken; yanlışlıkla kanal dışındaki açık sulara giden bir vapura bindim. Pek de pişman olmadım aslında… Çünkü her yeni rota benim için yeni bir keşif demekti.

Bindiğim vaporetto beni keyifli ve bol manzaralı bir yolculuk sonunda anakaranın biraz dışındaki Lido Adası‘na götürdü. Karaya çıktığımda ilk anda kısa süreli bir şaşkınlık yaşadım. Sokaklarda otobüsler, arabalar ve motorsikletler kol geziyordu. Günlerdir Venedik’te ulaşım gondol, vapur ve motorlarla sağlandığınan tek bir tekerlekli vasıta dahi görmemiştim. Sonradan öğrenmiştimki Lido, Venedik’in içinde motorlu taşıt kullanılmasına izin verilen tek adasıydı.

Bu küçük ve sevimli adanın sahil şeridinde biraz turladıktan sonra ilk vapurla Venedik‘e geri döndüm. Dönüş yolunda tanıştığım genç bir mühendis olan İranlı gezginle uzunca sohbet ettim.

Venedik Gezi Rehberi

Venedik Gezi Rehberi Blog Yazısı
Rialto Köprüsü
  • Venedik Academia Müzesi ve Bizans Eserleri

Venedik’in en zengin sanat koleksiyonu “Academia” adı verilen müzede toplanmış. 500 yıllık bir döneme yayılan koleksiyonun içinde Bizans, Rönesans ve Barok dönemi eserlerini görebilirsiniz.

Bu güzel şehirde tam üç gün geçirdim. Her gün turist kafilelerinin coşkuyla aktığı daracık sokaklarda kaybolacak, hiç ummadığınız anda şehrin bağrında bir yılan gibi kıvrılmış olan Büyük Kanal’ın kıyılarına çıkacaksınız. Çıkmaz sokakları, meydanları, köprüleri ve hareketi ile bu kent size, kendisini bir gün yeniden ziyaret etmeniz için geri dönmeye söz verdirecektir. Sokaklarda gezinirken başınızı kaldırıp evlerin birbirinden güzel çiçeklerle ve işçilikle süslenmiş balkonlarına ve pencerelerine bakmadan geçmeyin.

Venedik’teki son günümde yalnızca bir buçuk saatlik tren yolculuğu mesafesinde olan Bologna’ya gitmek için planlar yapıyordum. Serinin devamı olan Bologna Gezi Rehberi yazısını da okumanızı tavsiye ederim.

Küresel ısınma sonucunda yok olacağı öngörülen dünyanın en güzel şehrinin ve caddesinin sonsuza kadar simgesi olan gondollarıyla birlikte yaşaması dileğiyle.

Venedik Gezi Rehberi Blog Yazısı by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *