Yerebatan Sarnıcı, yalnızca taş sütunlardan ibaret bir su deposu değildir; İstanbul’un yeraltında sakladığı gizemlerin ve Bizans ihtişamının yankılandığı bir mabettir. Sultanahmet’in kalabalık sokaklarından bir kapıdan içeri adım attığınızda, sizi bambaşka bir dünya karşılar: karanlıkta parıldayan sütunlar, tavanlardan süzülen damlalar ve suda yansıyan loş ışıklar.
İmparator I. Justinianus’un 6. yüzyılda inşa ettirdiği bu devasa sarnıç, bir zamanlar şehrin en hayati su kaynaklarından biriydi. Bugün ise Medusa başlarıyla süslü sütunları, mistik atmosferi ve zaman zaman ev sahipliği yaptığı konserlerle, yalnızca tarih meraklılarını değil, mekânın ruhunu hissetmek isteyenleri de içine çekiyor.
Yerebatan’a her inişte, İstanbul’un üstünde akan gündelik hayatla yeraltındaki bu sessiz dünya arasındaki mesafe daha da belirginleşir. Işık, ses ve suyun bir araya geldiği bu mekân, şehri yalnızca yukarıdan değil, aşağıdan da okumak isteyenler için hâlâ güçlü bir durak.
Yerebatan Sarnıcı Tarihi Hakkında Bilgi
Yerebatan Sarnıcı’nın hikâyesi, yaklaşık bin beş yüz yıl öncesine uzanır. Bizans döneminde şehrin kalbi olan Sultanahmet çevresi, imparatorluk saraylarına ve yönetim yapılarının yoğunlaştığı bir merkezdi. Yerebatan Sarnıcı da bu yapılar topluluğuna su sağlamak amacıyla inşa edilmişti.
Tarihi Yarımada’nın altında, Bizans döneminden kalma onlarca sarnıç bulunur. Ayasofya Meydanı’nda ya da Topkapı Sarayı’nın avlularında dikkatli bakıldığında, kırmızı tuğlalarla örülmüş sarnıç tavanlarını bugün bile görmek mümkündür. Yüzyıllar boyunca bu yapılar, İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan görünmez bir ağ gibi çalıştı.
Fatih ilçesi sınırları içinde, yani eski suriçinin altında, büyük ve küçük pek çok sarnıç yer alır. Günümüzde “Yeraltındaki İstanbul” temalı turların ilgi görmesinin nedeni de, bu gizli altyapının hâlâ merak uyandırıyor olmasıdır.
1. Sarnıçlar Neden İnşa Edildi?

İstanbul, eski adıyla Konstantinopolis, üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen tarih boyunca defalarca kuşatılmış bir şehirdi. Güçlü kara surları sayesinde şehir, 1204’teki Latin İstilası ve 1453’teki Osmanlı fethi dışında uzun süre ele geçirilemedi.
Bu uzun kuşatma dönemlerinde şehrin en büyük ihtiyacı suydu. Aylarca dış kaynaklardan yoksun kalan halkın susuz kalmaması için, irili ufaklı sarnıçlar inşa edildi. Bu sarnıçlar, Valens Su Kemeri’nden (Bozdoğan Kemeri) gelen suyun depolandığı büyük yeraltı havuzlarıydı.
Günümüzde bu büyük Bizans sarnıçlarından yalnızca üç tanesinin içi ziyaret edilebilmektedir: Yerebatan Sarnıcı, Binbirdirek Sarnıcı ve Şerefiye Sarnıcı. Üçü de Sultanahmet çevresinde yer alır ve Bizans’ın su mühendisliğini yakından görmek isteyenler için eşsiz örnekler sunar.
2. İstanbul’un Su Sarnıçları
Yerebatan, Binbirdirek ve Şerefiye dışında kalan daha küçük sarnıçların bir kısmı bugün Sultanahmet’teki otellerin, mağazaların ve restoranların altında yer alır. Bazı işletmeler bu sarnıçları küçük sergi alanlarına dönüştürerek ziyaretçilere beklenmedik bir deneyim sunar.
Örneğin Nakkaş Halı’nın altında sergi olarak kullanılan bir Bizans sarnıcı bulunur. Soğukçeşme Sokağı’ndaki “Sarnıç Restoran” da yine bu dönemden kalma bir yapının içinde hizmet verir. Bin yıldan daha eski bir sarnıçta yemek yemek, İstanbul’da pek az yerde yaşanabilecek sıra dışı bir deneyimdir.
3. Yerebatan Sarnıcı’nı Kim Yaptırdı?
Yerebatan Sarnıcı, 6. yüzyılın ortalarında İmparator I. Justinianus tarafından yaptırıldı. Yaklaşık otuz sekiz yıl boyunca Bizans İmparatorluğu’nu yöneten Justinianus, aynı zamanda Ayasofya’nın da banisidir.
Uzun ömrü ve kapsamlı imar faaliyetleriyle, Bizans’ın en güçlü ve etkili hükümdarlarından biri olarak kabul edilir. Yerebatan Sarnıcı da onun döneminde İstanbul’un altyapısına verilen önemin en çarpıcı örneklerinden biridir.
Yerebatan Sarnıcı Mimarisi
Yerebatan Sarnıcı, ilk bakışta yalnızca boyutlarıyla bile etkileyicidir. Yaklaşık 108 metreye 65 metre ölçülerinde inşa edilmiş olan yapı, 9.800 metrekarelik alanıyla İstanbul’daki en büyük kapalı sarnıçtır.
Ancak Yerebatan’ı özel kılan yalnızca büyüklüğü değildir. Sütunların düzeni, ışığın suya yansıması ve mekânın yarattığı sessiz ihtişam, burayı sıradan bir su deposunun ötesine taşır. İstanbul halkının yüzyıllar boyunca bu yapıya “Yerebatan Sarayı” adını yakıştırması da bundan kaynaklanır.
1. Sarnıçtaki Antik Yunan Sütunları

Sarnıcı inşa eden Bizans mimarlarının estetik bir kaygı güttüğü söylenemez. Yerebatan’ın görkemli görünümü, büyük ölçüde içindeki sütunların farklı yapılardan devşirilmiş olmasından kaynaklanır.
Sarnıcın içinde, çeşitli Antik Yunan ve Roma yapılarından alınmış toplam 336 sütun bulunur. Sütun başlıkları ve boyları incelendiğinde, bunların sarnıç için özel olarak üretilmediği, farklı mimari düzenlere ait olduğu kolayca fark edilir.
2. Yerebatan Sarnıcı Medusa Heykelleri

Sütunların boyutları birbirinden farklıdır ve sarnıcın diplerine doğru ilerledikçe bu fark daha belirgin hâle gelir. İki kısa sütunun altında, destek amacıyla yerleştirilmiş büyük taş bloklar bulunur. Bu taşların üzerinde Medusa’nın yüzü oyulmuştur.
Antik Yunan döneminde İstanbul’un adı Byzantion’du ve şehir, Yunan mitolojisinin etkisi altındaydı. Medusa, bu mitolojide bakışlarıyla insanları taşa çeviren korkutucu bir figür olarak bilinir. Bu nedenle Medusa başlarının, tıpkı Antik Mısır’daki sfenksler gibi koruyucu bir anlam taşıdığına inanılırdı.
Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa başları, estetik ya da sembolik bir tercihten çok, yapısal bir çözüm olarak kullanılmıştır. Başka bir yapıdan sökülerek getirilmiş ve sütunların altına destek olarak yerleştirilmiştir. Yine de Bizanslı ustaların Medusa’nın uğursuzluğundan çekindikleri düşünülür. Başların düz yerleştirilmesi yerine yan yatırılması ya da ters çevrilmesi, bu inancın sessiz bir yansıması gibidir.
3. Neden İngilizce Basilica Cistern Denir?

Yerebatan Sarnıcı’nın adının kökeniyle ilgili farklı görüşler vardır. En yaygın kabul gören görüşe göre, sarnıç Bizans döneminin önemli meydanlarından biri olan Stoa Basilica’nın altında inşa edildiği için “Bazilika Sarnıcı” olarak anılmıştır.
Bazilika, Roma döneminde kamu yapıları için kullanılan bir terimdi. Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı kabul etmesiyle birlikte bu yapı tipi, zamanla kilise planına dönüştü. Yüzyıllar boyunca pek çok kilise, bazilika planı temel alınarak inşa edildi.
Yerebatan Sarnıcı Giriş Ücreti (2026)
2026 yılı itibarıyla Yerebatan Sarnıcı’nın giriş ücreti 350 TL’dir. Öğrenci ve öğretmenler için indirimli bilet fiyatı 90 TL olarak uygulanmaktadır. Müzekart bu müzede geçerli değildir. Bu fiyatlara ilişkin bilgiler en son 15 Ocak 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Son yıllarda Yerebatan Sarnıcı’nda ziyaret deneyimini farklı bir boyuta taşıyan yeni bir uygulama da hayata geçirildi. “Gece Vardiyası” adı verilen bu program kapsamında sarnıç, akşam saatlerinde özel etkinliklerle ziyaret edilebilmektedir. Günlük ziyaretler 18:30’a kadar normal tarifeyle devam ederken, 19:30 ile 22:00 saatleri arasında düzenlenen gece programları için bilet ücreti 600 TL’dir. Bu saatlerde mekân, müzik dinletileri ve özel ışık düzenlemeleriyle çok daha farklı bir atmosfer sunar.
Yabancı ziyaretçiler için ise ayrı bir fiyat tarifesi uygulanmaktadır. 2026 yılı itibarıyla yabancı turistler için Yerebatan Sarnıcı giriş ücreti 1500 TL’dir. Yabancılar için satılan Museum Pass Istanbul bu müzede geçerli değildir.
Yerebatan Sarnıcı’nda Neden Müzekart Geçmez?
Yerebatan Sarnıcı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen müzelerden biridir. Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerde geçerli olan Müzekart burada kullanılamaz.
İstanbul’da İBB’ye bağlı olan ve Müzekart’ın geçerli olmadığı müzeler arasında Yerebatan Sarnıcı’nın yanı sıra Şerefiye Sarnıcı, Miniatürk ve Tekfur Sarayı Müzesi de yer alır. Bu müzelerin her biri kendi giriş ücretini uygular ve ücretsiz giriş imkânı bulunmaz.
Yerebatan Sarnıcı Ziyaret Saatleri (2026)
Yerebatan Sarnıcı, 2026 yılı itibarıyla her gün sabah 09:00 ile akşam 18:30 saatleri arasında ziyarete açıktır. Müze haftanın yedi günü açıktır ve genel ziyaret saatleri bu aralıkta sabitlenmiştir. Ziyaret saatlerine ilişkin bilgiler en son 15 Ocak 2026 tarihinde güncellenmiştir.
Akşam saatlerinde uygulanan “Gece Vardiyası” programı kapsamında ise sarnıç, 19:30 ile 22:00 arasında özel bir bilet tarifesiyle ziyaret edilebilmektedir. Bu saatlerde mekân, gündüzden farklı bir atmosfer sunar ve genellikle müzik dinletileriyle desteklenen etkinlikler düzenlenir.
Her ne kadar ziyaret saatleri büyük ölçüde sabit olsa da, İstanbul’daki müzelerde zaman zaman özel etkinlikler ya da teknik çalışmalar nedeniyle değişiklikler yaşanabilir. Ziyaretinizden önce Yerebatan Sarnıcı’nın resmî internet sitesine göz atmak, güncel durumu kontrol etmek açısından faydalı olacaktır.
Yerebatan Sarnıcı Nerede ve Nasıl Gidilir?

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un tarihi merkezinde, Sultanahmet semtinde yer alır. Ayasofya’ya neredeyse komşu sayılabilecek bir konumdadır; hatta Ayasofya Meydanı’ndan yalnızca birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşılabilir. Sarnıcın girişi, Divanyolu Caddesi ile Ayasofya Meydanı’nı birbirine bağlayan kısa Yerebatan Caddesi’nin başında bulunur.
Sultanahmet çevresinde yürüyorsanız, büyük ihtimalle zaten çok yakınsınızdır. Bölge tamamen yaya önceliklidir ve “Yerebatan Sarnıcı” tabelalarını takip etmek yeterlidir. Ayasofya ile Sultanahmet Tramvay Durağı arasında ilerleyen ziyaretçi kalabalığını izlediğinizde, sarnıcın bulunduğu noktaya kendiliğinden ulaşırsınız. Girişin önünde yer alan küçük park ve merdivenler, doğru yerde olduğunuzu ele verir.
Toplu taşıma ile gelmek isteyenler için en pratik yol tramvaydır. Bağcılar–Kabataş hattında çalışan T1 tramvayına binip Sultanahmet durağında indiğinizde, Yerebatan Sarnıcı’na yürüyerek yaklaşık üç dakikada ulaşabilirsiniz. Tramvaydan indikten sonra Ayasofya yönüne doğru ilerlemeniz yeterlidir; sarnıç, meydana ulaşmadan hemen önce sol tarafta kalır.
Sarnıcın Çevresinde Gezilecek Yerler
Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en merkezi noktalarından birinde yer alır. Ziyaret genellikle yarım saat kadar sürdüğü için, gelmişken çevredeki tarihî yapıları da görmek iyi bir fikir olabilir. Sarnıcın hemen çevresinde, İstanbul’un farklı dönemlerine ait pek çok önemli eser bulunur.
Ayasofya
Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı’nın neredeyse komşusudur. İki yapı da 6. yüzyılda İmparator Justinianus döneminde inşa edilmiştir ve tarihsel olarak birbirini tamamlayan iki büyük Bizans eseridir. Sarnıçtan çıktıktan sonra Ayasofya’ya yürüyerek birkaç dakika içinde ulaşabilirsiniz.
Topkapı Sarayı
Yaklaşık dört yüz yıl boyunca Osmanlı padişahlarının ikametgâhı olan Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı’ndan ortalama on dakikalık yürüme mesafesindedir. Osmanlı’nın klasik dönemine ait mimariyi ve saray yaşamını anlamak için en kapsamlı duraklardan biridir.
Sultanahmet Camii
“Mavi Cami” adıyla da bilinen Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı’na çok yakın konumda yer alır. 17. yüzyılda inşa edilen cami, mavi İznik çinileriyle ün kazanmış ve semte adını vermiştir.
Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Sultanahmet’te görece daha sakin kalan duraklardan biridir. Yakın zamanda restore edilen müze, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden önemli eserleri barındırır. Müze binası, Kanuni Sultan Süleyman döneminin güçlü devlet adamlarından Pargalı İbrahim Paşa’nın sarayıdır.
Şerefiye Sarnıcı
Yerebatan’dan sonra ikinci bir Bizans sarnıcı görmek isteyenler için iyi bir alternatiftir. Kısa süre önce restore edilerek ziyarete açılan sarnıçta, belirli saatlerde ışık gösterileri düzenlenmektedir.
Yerebatan Sarnıcı Hakkında Bilgi by Serhat Engül
Leave a Reply