• Skip to main content
  • Birinci sidebar'a geç
  • Alt alana geç
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • About (EN)
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM

Serhat Engül

İstanbul ve Tarih Yazıları

Alek, Misi ve Rubi: İstanbul’un Tarihsel Fablları

29 Ekim 2026 · Serhat Engül

İstanbul’un tarihini anlatırken her zaman kaynaklara dayanırım. Bir yapının ne zaman inşa edildiğini, kim tarafından yaptırıldığını ve yüzyıllar içinde nasıl değiştiğini araştırabilir, gördüğüm ayrıntılarla birlikte okura aktarabilirim. Ancak aynı yapının çevresinde yaşamış sıradan insanların gündelik hayatına dair bildiklerimiz çoğu zaman sınırlıdır. Tarih bize büyük olayları anlatırken küçük hayatların pek çok ayrıntısı kayda geçmeden kaybolur.

Yirmi yılı aşkın rehberlik deneyimim boyunca İstanbul’un Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerini anlattım. Bu sitede de aynı konularda onlarca yazı yayımladım. Fakat bir süre sonra kendime başka bir soru sormaya başladım: İstanbul’un hikâyesi başka bir dille anlatılabilir miydi? Tarihsel gerçeklerden vazgeçmeden, kaynakların cevap vermediği sorulara edebiyat yoluyla yaklaşmak istiyordum.

Bu arayışın sonucunda martı Alek, kedi Misi ve fare Rubi ortaya çıktı. Üçü de hayalî karakterler. Onların gözünden yazdığım fabllarda İstanbul’un geçmişi gerçek tarihsel olaylara ve mekânlara dayanıyor; ancak karakterlerin yaşadıkları, gördüklerini yorumlayışları ve tanıklıkları kurmaca. Böylece tarih yazılarında söyleyemeyeceğim şeylere, neyin gerçek neyin hayal edildiğini açıkça belirterek yaklaşabiliyorum.

İçerik Listesi

Toggle
  • Alek, Misi ve Rubi: Üç Farklı Bakış
  • Mısır Dikilitaşı’ndan Başlayan Bir Fabl
  • İstanbul Hikâyeleri: Eski Kaynaklardaki İnsanlar
  • İki Ayrı Edebiyat Çalışması, Ortak Bir İlke

Alek, Misi ve Rubi: Üç Farklı Bakış

Gün batımında İstanbul manzarasına açılan taş sokakta martı Alek uçuyor, siyah-beyaz kedi Misi basamaklarda oturuyor, gri fare Rubi duvar aralığından bakıyor.
İllüstrasyon: Alek gökyüzünde, Misi eşikte, Rubi duvar aralığında.

Alek Misi Rubi, İstanbul’un tarihsel katmanlarını üç kurgusal karakterin sınırlı bakışından anlatan, yetişkinlere yönelik bir edebî tarihsel fabl projesi. Karakterlerin her biri şehri başka bir yerden görüyor. Üstelik hiçbirinin olup bitenleri bütünüyle anlamaya gücü yetmiyor. Bu sınırlar, anlatının önemli bir parçası.

Martı Alek, İstanbul’a yukarıdan bakıyor. Kıyıların, yapıların ve mahallelerin değişimini geniş bir açıdan görebiliyor. Fakat yüksekten bakmanın bir bedeli var: Sokaktaki küçük hareketleri, insanların yakınında olup bitenleri aynı açıklıkla göremiyor.

Siyah-beyaz kedi Misi ise insanların çok daha yakınında. Sokaklarda, eşiklerde ve gündelik hayatın içinde dolaşıyor; seslere, hareketlere ve küçük ayrıntılara dikkat ediyor. Birinin ne yaptığını görebiliyor ama ne düşündüğünü bilemiyor. Misi’yi değerli kılan da bu yakınlık: Çevresinde olup bitenleri dikkatle izleyen, fakat gördüklerinin anlamından her zaman emin olamayan bir tanık.

Küçük gri fare Rubi daha farklı bir dünyada yaşıyor. Duvar aralıklarında ve yapıların altında hareket ediyor; sesleri, titreşimleri ve başkalarının kolayca fark etmediği ayrıntıları takip ediyor. Ancak duyduğu bir sesin kaynağını ya da gördüğü küçük bir değişimin nedenini yanlış yorumlayabiliyor. Rubi’nin bakışı, büyük tarih anlatılarında pek yer bulmayan ayrıntılara yaklaşmamı sağlıyor.

Üç karakterin geçmişe uzanan hatıraları var, fakat bu onların her şeyi bildikleri anlamına gelmiyor. Unutabiliyor, yanılabiliyor ve birbirlerinden farklı sonuçlara ulaşabiliyorlar. Onları kusursuz tarih anlatıcıları olarak düşünmüyorum. Alek, Misi ve Rubi’nin asıl değeri, aynı şehre üç ayrı yerden bakmaları ve her bakışın eksik kalabilmesi.

Mısır Dikilitaşı’ndan Başlayan Bir Fabl

Martı Alek, MS 390'da Konstantinopolis Hipodromu'nda ırgatlarla kaldırılan Mısır Dikilitaşı'nın üzerinde süzülüyor.
İllüstrasyon: Alek, Hipodrom’un üzerinde, dikilitaş kaldırılırken.

Projenin ilk hikâyesi, Taş Ayağa Kalkınca: Mısır Dikilitaşı, Sultanahmet Meydanı’ndaki Mısır Dikilitaşı çevresinde geçiyor. Sultanahmet Hipodromu hakkındaki yazımda bu meydanın Bizans’tan bugüne tarihini ve üzerindeki anıtları anlatıyorum. Aynı mekân, bir tarih yazısında ve fablda farklı sorular sormama imkân veriyor.

Bir tarih yazısında anıtın geçmişini ve kaynakların bize ne söylediğini açıklamak zorundayım. Fablda ise gerçek bir mekândan hareketle, orada yaşanmış olabilecek gündelik ayrıntıları kurmaca yoluyla ele alabiliyorum.

Bu nedenle her fablın sonunda “Fablın Ardındaki Tarih” adlı bir bölüm bulunuyor. Hikâyenin dayandığı tarihsel bilgiler burada açıklanıyor; karakterlerin tanıklıklarıyla kurmaca sahnelerin sınırı gösteriliyor. Okur önce edebî metni okuyabiliyor, ardından anlatının tarihsel temelini inceleyebiliyor.

Alek, Misi ve Rubi’nin Türkçe hikâyeleri projenin kendi sitesinde yayımlanıyor. İngilizce edisyonu ise Alek, Misi & Rubi — Istanbul Stories adıyla ayrı olarak yazılıyor. İki dilde aynı karakterlerin dünyası korunuyor, fakat İngilizce hikâyeler Türkçe metinlerin doğrudan çevirisi olarak hazırlanmıyor.

İstanbul Hikâyeleri: Eski Kaynaklardaki İnsanlar

İstanbul Hikâyeleri için yapay zekâyla üretilmiş temsilî görsel: Piskopos Arculf'un gemisi denizden, deniz surları ve kuleleriyle çevrili Konstantinopolis'e yaklaşıyor.
İllüstrasyon: Piskopos Arculf’un gemisi Konstantinopolis’e yanaşıyor

İstanbul’u edebiyatla anlatma arayışım Alek, Misi ve Rubi ile sınırlı kalmadı. Aynı dönemde başka bir çalışmaya daha yöneldim: İstanbul Hikâyeleri. Bu projede eski kaynaklarda anlatılan ve şehrin sokaklarında izleri kalan insan hikâyelerini araştırıp yeniden anlatıyorum. Burada üç kurgusal hayvanın tanıklıkları yerine, kaynaklarda karşılaştığım kişiler ve hayatları öne çıkıyor.

İstanbul Hikâyeleri’nin çıkış noktası araştırma. Bir insanın şehirde neler yaşadığını, neler gördüğünü ve geriye nasıl bir kayıt bıraktığını önce kaynaklardan öğrenmeye çalışıyorum. Ardından bu malzemeyi okunabilir bir hikâyeye dönüştürüyorum. Gerçek kişilerin kaynaklarda bulunmayan düşüncelerini ya da duygularını onlara aitmiş gibi anlatmamak, bu yöntemin temel sınırlarından biri.

Sitenin iki önemli serisi Gerçek Gezginler ve Hayalî Gezginler. Gerçek Gezginler’de tarihsel kaynaklarda karşılığı olan kişilerin yolculuklarına odaklanıyorum. Hayalî Gezginler’de ise kurmaca bir bakışa yer var; ancak kurgu açıkça belirtiliyor. Bu iki seri sitenin temel serileri olsa da sınırını çizmiyor; hikâyeler belirli bir döneme bağlı kalmadan Bizans’tan Osmanlı’ya uzanıyor.

İlk örneklerden biri, 7. yüzyılın sonlarında Konstantinopolis’te aylar geçiren piskopos Arculf’un hikâyesi. Arculf gibi geçmişte gerçekten yaşamış bir gezgin, İstanbul’a kendi çağının koşulları içinde bakmamıza imkân veriyor. Böyle bir hikâyeyi hazırlarken amaç, onun söylemediği sözleri uydurmak değil; kaynaklarda bulunan deneyimi bugünün okuruna anlaşılır ve canlı bir anlatıyla ulaştırmak.

İstanbul Hikâyeleri’nde de her metnin sonunda “Bu Hikâyenin Ardındaki Tarih” bölümü bulunuyor. Burada kullanılan kaynaklar ve anlatının tarihsel dayanakları açıklanıyor; kurmaca unsurlar varsa belirtiliyor. Böylece okur, hikâyeyi bitirdiğinde hangi bilgilerin kayda dayandığını öğrenebiliyor.

İstanbul Hikâyeleri, Alek Misi Rubi’nin devamı ya da onun insan karakterlerle anlatılmış biçimi değil. Aynı yazarın İstanbul tarihine duyduğu ilgiden doğan, kendi araştırma yöntemi ve anlatım dili olan bağımsız bir yayın. Birinde üç kurgusal tanığın sınırlı bakışıyla çalışıyorum; diğerinde eski kaynaklarda karşıma çıkan insan hikâyelerinin peşinden gidiyorum.

İki Ayrı Edebiyat Çalışması, Ortak Bir İlke

Rehberlik yaparken tarihsel bir bilgiyi aktarabilmek için önce onun dayanağını bilmem gerekiyor. Bir yapının geçmişinden söz etmekle o yapının çevresinde yaşamış birinin hayalî hikâyesini anlatmak aynı şey değil. Edebî çalışmalarımda da bu farkı korumak istiyorum.

Alek, Misi ve Rubi ile İstanbul Hikâyeleri farklı yöntemlerle yazılıyor. Birinde kurmaca karakterlerin bakış açıları, diğerinde eski kaynaklar ve onlarda adı geçen insanlar daha belirleyici. Ortak noktaları ise okuyucuya belgelenen ile hayal edilen arasındaki ayrımı göstermek.

SerhatEngul.com’da İstanbul’un tarihi, anıtları ve semtleri hakkında bilgiye dayanan yazılar yayımlamaya devam ediyorum. Edebî çalışmalarım ise kendi sitelerinde gelişiyor. Tarihsel bir konuyu araştırırken öğrendiklerim bu iki alanda da işime yarıyor; fakat her yayının okuruna verdiği söz farklı. Alek, Misi ve Rubi’nin fabllarını Türkçe yayınında, kaynaklardan hareketle yeniden anlattığım insan hikâyelerini ise İstanbul Hikâyeleri’nde okuyabilirsiniz.

Kategori:Kardeş Siteler

blank

Serhat Engül Hakkında

Merhaba, ben Serhat Engül. İstanbul'da doğup büyüdüm ve 20 yılı aşkın rehberlik deneyimine sahip profesyonel bir turist rehberiyim.

İstanbul'un Roma, Bizans ve Osmanlı geçmişi üzerine çalışıyor ve yazıyorum. Sahada edindiğim deneyimleri ve tarih kaynaklarından öğrendiklerimi SerhatEngul.com'daki reklamsız, ticari amaç gütmeyen Türkçe yazı arşivinde paylaşıyorum.

Beni ve çalışmalarımı daha yakından tanımak isterseniz Serhat Engül kimdir? sayfasını okuyabilirsiniz.

Okuyucu Etkileşimi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Birincil kenar çubuğu

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • YouTube

Serhat Engül

blankMerhaba, ben Serhat Engül. Profesyonel turist rehberi olarak sahada gördüklerimi ve tarih kaynaklarından öğrendiklerimi bu sitede Türkçe okurla paylaşıyorum. Daha fazla bilgi için
Serhat Engül'ün biyografisini okuyabilirsiniz.

Footer

İSTANBUL VE TARİH YAZILARI

SerhatEngul.com, turist rehberi Serhat Engül’ün İstanbul ve tarih üzerine Türkçe yazılarını bir araya getiren kişisel sitesidir. Yazılarda İstanbul’un tarihi, anıtları, müzeleri, semtleri ve Türkiye gezilerine ilişkin bilgiler bulunur.

SON YAZILAR

  • Alek, Misi ve Rubi: İstanbul’un Tarihsel Fablları
  • Tarihi Yarımada Haritası ve Gezi Rehberi
  • Ayasofya Mozaikleri (6 Bizans Mozaiği ve Hikayeleri)
  • Sergios ve Bakhos Kilisesi (Küçük Ayasofya Camii) Tarihi
  • Pantokrator Manastırı Kilisesi (Zeyrek Camii) Tarihi

LİSANS VE MESLEKİ KAYIT

Serhat Engül, Kültür ve Turizm Bakanlığı ruhsatlı bir turist rehberidir (ruhsat no. 003660) ve TUREB üyesi İstanbul Rehberler Odası’na (İRO) kayıtlıdır.

© 2016–2026 Serhat Engül. Tüm hakları saklıdır. · Gizlilik ve Çerez Politikası