Theodosius Dikilitaşı

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı (Mısır Obeliski) Tarihi

Roma İmparatorluğu’nu 306 ile 337 yılları arasında yöneten İmparator Konstantin, hükümdarlık yılları boyunca tarihin akışını değiştirecek kararlara imza attı. Roma’nın Kuzey Avrupa’daki Germen Halkları ve Doğu’daki Sasani İmparatorluğu ile mücadelesi çok uzun yıllardır devam ediyordu. Bu sebeple imparatorlar askeri seferlerden önce veya sonra Sirmium, Nicomedia, Antiochia gibi kentlerde konaklıyorlardı. Başkent Roma artık stratejik önemini yitirmişti.

Tetrarşi Dönemi‘nin sonunda yaşanan iç savaşlardan tek hükümdar olarak çıkmayı başaran Konstantin, ilk iş olarak başkentin yerini değiştirdi. Bu amaçla stratejik konumu ile gelecek vaat eden Byzantium‘u seçmişti. Küçük bir kent olan Byzantium, 324 ile 330 yılları arasında yeniden inşa edildi. Roma gibi 7 tepe üzerinde inşa edildiği için adına “Yeni Roma” dendi. Sonraları ise Konstantin’in şehri anlamına gelen Konstantinopolis olarak anılacaktı.

Yeni Roma’nın İkonik Yapıları

Yeni başkentin en önemli yapıları Büyük Saray, Hipodrom, Konstantin Forumu ve İsa’nın havarilerine adanan Havariyyun Kilisesi idi. İmparatorların yaşadığı Büyük Saray ve şehrin en büyük etkinlik merkezi olan Hipodrom yan yana inşa edilmişti. Hipodrom’un içindeki Kathisma isimli imparatorluk locası, Büyük Saray’a bir koridor ile bağlıydı. Böylece yarışların yapılacağı günlerde imparatorlar da izleyiciler arasındaki yerini alıyordu.

Hipodrom’da yapılan yarışlar, imparatorlar için önemli bir politik araçtı. Bir imparatorun döneminde yapılan yarışlar ve verilen ziyafetler onun halk nezdindeki itibarını artırırdı. İmparator Konstantin, yeni inşa ettirdiği şehirdeki Hipodrom’a çok önem veriyordu. Bu amaçla Konstantinopolis Hipodromu, Roma’daki Circus Maximus ile yarışacak boyutlarda inşa edildi.

Roma İmparatorluğu‘ndaki en önemli şehirlere, Antik Mısır‘dan getirilen dikilitaşların yerleştirilmesi bir gelenekti. Şekilleri ile bir piramidi andıran bu görkemli obeliskler, bir güç simgesi olarak göze çarpıyordu. Aynı zamanda sonu gelmiş olan Antik Çağ’ın birer temsilcisiydiler.

Konstantin Mısır’daki Karnak Tapınağı‘ndan bir obelisk getirilmesini istedi. Ancak bu çok uzun sürecekti. Bu sebeple Hipodrom’un tam ortasına denk gelecek biçimde Konstantin Sütunu olarak da bilinen bir örmetaş dikildi. Üst üste konulan kesme taşlardan oluşan bu sütun, tunç levhalar ile kaplandı. Altın gibi ışıldayan bir görüntüsü vardı.

Mısır Obeliski ve Örmetaş (Konstantin Sütunu)

Sultanahmet Meydanı Dikilitaşı kısaca tarihi
Konstantinopolis Hipodromu

Resmin en sağında gözüken Örmetaş, Mısır Obeliski’nin İstanbul’a varması gecikince dikilmiştir. Obeliskin İstanbul’a varması ve Hipodrom’a ikinci büyük dikilitaş olarak yerleştirilmesi ancak birkaç kuşak sonra, İmparator Theodosius döneminde gerçekleşecekti. Buna benzer canlandırma resimlerini Byzantium1200.com sitesinde bulabilirsiniz.

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı (Mısır Obeliski)

Antik Mısır’daki dikilitaşlar firavunlar tarafından yaptırılmış binlerce yıllık anıtlardı. Örneğin İstanbul‘a getirilen Mısır Obeliski, milattan önce 1500 yılında III. Thutmose (Tutmosis) tarafından dikilmişti. Esas yeri Mısır’daki Karnak Tapınağı’ydı. Antik Mısır’ın en savaşçı imparatorlarından olan III. Tutmosis’in zaferlerini simgelemek için dikilen iki dikilitaştan biriydi.

Dikilitaş yaklaşık 35 metre yükseklikteki yekpare bir granit sütundu. İkizi olan başka bir obelisk ile beraber tapınağın giriş kapısına yerleştirilmişti. Dikilitaşın üzerinde Firavun Tutmosis övülüyor ve ordusu ile Fırat Nehri’nin ötesine geçişi kutlanıyordu.

Dikilitaşın Mısır’dan, Konstantinopolis‘e getirilmesi çok büyük bir projeydi. Roma donanmasındaki en büyük gemilerden birinin görevlendirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden her nasılsa 60 yıl boyunca bir türlü yerine ulaşmadı. Uzun bir süre İskenderiye Limanı‘nda kaderine terk edildi ve ancak birkaç kuşak sonra Konstantinopolis’e getirilebildi.

Dikilitaşı getiren gemi, nihayet 390 yılında, İmparator Theodosius döneminde Konstantinopolis’e ulaştı. Ancak obeliskin Hipodrom’a naklinden sorumlu olan Proclus (praefectus urbi yani şehrin valisi) görevinde başarısız oldu. Obelisk, limandan Hipodrom‘a taşınırken kırıldı. Obeliskin sağlam kalan 20 metrelik üst kısmı, Hipodrom’da Örmetaş ve Yılanlı Sütun‘un yanına dikildi.

15 metrelik taban kısmı kırılan obelisk oldukça kısalmıştı. Örmetaş‘a göre oldukça kısa duruyordu. Bu sebeple Dikilitaş‘ın kaidesine Romalı heykeltıraşlar tarafından hazırlanan bir mermer kaide yerleştirildi. Bu kaidenin üzerinde Roma imparatoru Theodosius ve oğulları yarışları izlerken betimlenmişti.

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı

Sultanahmet Dikilitaşı Tarihçesi Hakkında Kısa Bilgi
Sultanahmet Meydanı

Dikilitaş’ın Üzerindeki Şekiller ve Yazılar

Dikilitaş’ın en tepesinde Firavun Tutmosis, Antik Mısır’ın en güçlü tanrısı olan Amon-Ra önünde diz çökerken betimlenmiş. Dikilitaş’ın dört bir yanına kazınmış olan hiyeroglifler ise Tutmosis’in kudretli tanrılar Amon ve Horus‘un yardımı ile nasıl Mısır’ın efendisi olduğunu anlatıyor. Hükümdarlığının 30. yılını kutlayan Tutmosis’in topraklarını Mezopotamya‘ya kadar genişletmesi övülüyor.

Dikilitaş’ın altına Romalılar tarafından yerleştirilen mermer kaidenin üzerinde ise Theodosius var. Konstantin döneminde büyük bir refah dönemi yaşayan Roma, onun ölümünden sonra çöküşe geçmişti. Birkaç kuşak süren taht kavgaları ve yenilgiler imparatorluğu parçalanmanın eşiğine getirmişti. Büyük bir buhrana sürüklenen Roma İmparatorluğu‘nun başına geçen Theodosius, Roma’yı tekrar rayına oturtan hükümdardı.

Theodosius, 40’lı yaşlarında Roma’daki kargaşaya son vermiş ve başkentte yaşamaya başlamıştı. Dikilitaş onun zamanında şehre varınca, mermer kaideye de onun sureti ve adı kazınmış oldu. Bu sebeple Konstantin döneminden beri gelmesi beklenen taşın adı da Theodosius Dikilitaşı oldu.

Uzunluğu 20 metreye düşen dikilitaşı yükseltmek için kullanılan mermer kaidenin üzerinde Theodosius ve oğulları görülebilir. Roma İmparatorluğu‘nun ikiye bölünmeden önceki son imparatoru olan Theodosius, oğulları Arcadius ve Honorius ile birlikte hipodromdaki araba yarışlarını izlerken betimlenmiştir.

Ne var ki, imparator obeliskin dikildiği 390 yılından yalnızca beş sene sonra ansızın öldü. Onun ölümünün ardından Roma İmparatorluğu da Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı. 18 yaşındaki büyük oğlu Arcadius, Doğu Roma İmparatorluğu‘nun başına geçerken, henüz 12 yaşındaki Honorius ise Batı Roma İmparatorluğu‘nu yönetmeye başladı. İkisinin de başında tecrübeli generaller taht naibi olarak atanmıştı. Ancak tüm çabalara rağmen Batı Roma’nın 476 yılında çökmesine engel olunamadı.

Theodosius Sütunu ve Mermer Kaidesi

Sultanahmet Mısır Obeliski Mermer Kaidesi
Dikilitaşın Mermer Kaidesi

Bizans ve Osmanlı Dönemlerinde Sultanahmet Dikilitaşı

Doğu Roma İmparatorluğu ise Arcadius ve ardılları tarafından ayakta tutuldu. 1453 yılındaki İstanbul’un fethine kadar da Bizans İmparatorluğu adıyla varlığını sürdürdü. Osmanlı döneminde Hipodrom artık At Meydanı olarak anılmaya başlanmıştı. Yine etkinlik merkezi olarak işlev görüyordu ve padişahların çeşitli vesilelerle ziyafet verdikleri bir meydandı. Ayrıca bayram şenlikleri de burada yapılıyordu.

Osmanlı döneminde insanlar Örmetaş, Dikilitaş ve Yılanlı Sütun gibi anıtlara saygı gösterdiler. Her birinin kendine göre bir tılsımı olduğuna inanılıyordu. Çeşitli depremler ve felaketlerden zarar görseler de, günümüze kadar ayakta kalmayı başardılar. Hipodrom’un merkezine yerleştirilmiş bu üç anıttan en iyi durumda olanı Theodosius Sütunu’dur.

Sultanahmet Dikilitaşları ile ilgili ilginç bir ayrıntı ise zemindeki kot farkıdır. Dikilitaş‘ın yanına gidip aşağıya baktığınızda, zeminin 1700 yıl içinde ne kadar yükseldiğini fark edersiniz. Sultanahmet’in modern kaldırım taşları ile dikilitaşların orijinal zemini arasında yaklaşık 3 metre yükseklik farkı vardır. Dikilitaş ve çevresindeki tarihi eserler, tüm arkeolojik kalıntılar gibi zaman içinde yükselen zeminin altında kalmışlardır.

Fay hattı üzerinde olan İstanbul’da yaşanan depremler Theodosius Sütunu ve Örme Sütun‘u pek etkilememiş, ancak Yılanlı Sütun‘a ciddi bir zarar vermiştir. Geçmişte üç yılan başı ile süslü olan sütunun tepesindeki yılanlardan ikisi kaybolmuş, biri ise halihazırda İstanbul Arkeoloji Müzesi‘nde sergilenmektedir.

Sultanahmet Theodosius Dikilitaşı Tarihi by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *