info(at)istanbulclues.com

Roma Gezi Notları Ve Seyahat Tavsiyeleri

İtalya Gezisi Yazıları – Bölüm 6

Roma Ve İstanbul

Doğup büyüdüğüm kent olan İstanbul ile Roma arasında tarihsel anlamda birçok ortak özellik bulunuyor. İkisi de Roma İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve ikisi de yedi tepe üzerine kurulmuş şehirler. Roma’nın tarihteki büyük yeri, bu şehre yaptığım ziyareti benim açımdan daha da özel kılıyordu.

Roma Şehrini, Vatikan’a Bağlayan Köprü Ve Sant’Angelo Kalesi
Castel Sant'Angelo Roma
Sant’Angelo Kalesi ve Roma’yı, Vatikan’a bağlayan köprü. © Serhat Engul – Roma Gezi Rehberi

Roma Seyahatimin Başlangıcı

Roma Termini tren istasyonuna akşam saatlerinde vardığımda, bu devasa istasyonun tam da Her yol Roma’ya çıkar deyimine uygun bir şekilde inşa edildiğini düşündüm. Gerçekten de şehrin tam kalbine çıkan Termini istasyonu seyahatimin başından beri gezdiğim en büyük şehir olan Roma’da bana günlerce rehberlik edecekti. Haritadan yön bulma konusu mevzubahis olduğunda bu büyük yapıları rehber almak, ilk kez ayak bastığım karmaşık şehirlerde gerçekten çok işime yarıyordu.

Roma’da yer ayırttığım hostel olan Yellow Hostel’i bulmak çok zor olmadı. Bu hostel öyle güzel bir web sayfası hazırlamıştı ki, Floransa’daki Archi Rossi’den sonra ondan da çok keyifli bir konaklama sunmasını bekliyordum. Hostele vardığımda beklentilerimin boşuna çıkmadığını görmek beni rahatlattı. İtalya’da kaldığım en pahalı yer olan bu tesis, küçüktü fakat hostel kategorisi için lüks sayılabilecek hizmetler sunuyordu.

Nihayet odama yerleşip kendimi hostelin şık barına attım. Akşam saatlerinde yürüyüşe çıkmak yerine daha önce kaldığım yerlerde olduğu gibi hoşça vakit geçireceğim ve çevre hakkında bilgi edineceğim arkadaşlar edinmeyi tercih ettim.

Burada tanıştığım Türk gezginler benim yaptığım gibi direk uçakla İtalya’ya gelmemiş, çoğu interrail yolcusunun yaptığı gibi Yunanistan kıyısından kalkıp Adriyatik’i aşan feribotla İtalya’ya varmışlardı. Fakat Yunanistan’da 2007 Ağustos’unda patlak veren korkunç orman yangını yüzünden ulaşımda büyük zorluklar çektiklerini duyunca doğru bir seçim yaptığımı bir kez daha fark ettim.

Geceyi tanımadığım oda arkadaşımın oldukça gürültülü uyumasından dolayı uykusuz geçirdim. Ertesi sabah ilk işim bir harita edinip kendimi sokağa atmak oldu. Termini tren istasyonunun tam karşısında bir yerde kahvaltı ettim ve şehrin kalbindeki Antik Roma Forumuna doğru yola çıktım.

Roma Tarihi Forumundaki Zafer Kapısı
Roma Forumu Zafer Takı
Roma Forumu Zafer Takı © Serhat Engul

Roma Şehri Hakkında Genel Bilgi

Roma’da üç gün geçirmek genel anlamda en önemli eserleri görmenize yeterli geliyor. Elbette çok detaylı gezilmek istenirse on gün bile kalınabilecek bir şehir. Tıpkı tarihte bir çok ortak özelliği olan İstanbul şehri gibi… İstanbul’u farklı kılan şey iki kıtayı ayıran İstanbul Boğazı’dır diyebiliriz. Roma’yı özel kılan şey ise içinde Efes Antik Kenti gibi dev bir antik şehir olması… Roma, tarihi eserleri ile Antik Dünya’yı; Ortaçağ’ı ve Rönesans Avrupası’nı bir potada eritiyor. Bu da onu diğer Avrupa şehirlerinden ayırıyor.

Roma Kentinde Gezilecek Yerler Ve Görülecek Eserler

1.Gün

Roma Forumu

Roma forumu, antik dönemden kalan ve sonradan kiliseye çevrilmiş pagan tapınaklarının, bazilikaların, muzaffer Roma ordularının altından geçtiği zafer taklarının, hamamların ve yüzyıllarca Roma’nın ünlü kişilerinin yaşadığı Palatino tepesinin olduğu devasa bir antik şehir.

Şehrin içinde ayrıca Vesta bakirelerinin de manastırı var. Elli odadan oluşan manastır Hristiyanlık’tan önceki pagan inanışlarında da rahibeliğin olduğunu gösteriyor. Manastır yapı olarak ne kadar yıpranmış olsa da; halen odaların varlığını seçebilmek ve bahçedeki Vesta bakireleri heykellerini görmek mümkün.
Dönemin harikalarından biri olarak kabul edilen Traianus Pazarları da forumun içinde yer alıyor. Bu pazaryeri günümüzün modern alışveriş merkezlerinin Roma dönemindeki karşılığıdır. 150 dükkan ve açlığı önlemek için Romalı erkeklere ücretsiz tahıl dağıtan tahıl bürolarından oluşan Pazar M.Ö. 2.Yüzyıl’a tarihlenmektedir.

Roma İmparatorluğu Döneminden Kalma Antik Forum
Roma Antik Forum
Roma Antik Forum © Serhat Engul

Colloseum

Forumun Kuzeybatısından yolculuğa başlandığında, yürüyüş güneydoğuda Colloseum’a vararak sona erer. M.S. 72 yılında İmparator Vespasianus tarafından yaptırılan “Collosseum” devasa ve büyüleyici bir arena. İçinde İmparator ve varlıklı Romalıların izlemesi için ölümcül gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri yapılan mekan 55.000 seyirci alabilecek kapasitededir.
Colloseum’un yanıbaşında İstanbul’u imar edip ikinci başkent olarak açan ve şehre Konstantinopolis olarak ismini veren Roma İmparatoru Konstantin’in dev zafer takı da görülebilir.

Roma Antik Colloseum Ve Konstantin Zafer Takı
Konstantin Zafer Takı Ve Colosseum
Konstantin Zafer Takı Ve Colosseum © Serhat Engul

Trevi Çeşmesi

Forumu gezdikten sonra uzun bir yürüyüşe çıktım ve sonunda Trevi çeşmesine vardım. Bu çeşme insanların ilerde bir gün tekrar Roma’ya dönebilme dileğiyle suya bozuk para attığı, heykellerle süslü bir yer. 1762 yapımı bu çeşmenin merkezinde denizler tanrısı Neptün heykeli var.

Roma’ya Ağustos gibi çok sıcak bir ayda gittiğim için sıcaktan ve nemden bunalmıştım. Çeşmenin etrafında birçok dondurmacı ve market vardı. Marketlerden birinden ufak bir sandviç ve kapta plastik çatalla servis edilen karpuz alıp havuzun oturma sıralarında yedim. 🙂

Trevi Çeşmesi’ne, Roma’da kaldığım dört günde farklı saatlerde üç kere gittim. Hepsinde de etrafı insan kaynıyordu.

Roma Trevi Çeşmesi
Roma Trevi Çeşmesi
Roma Trevi Çeşmesi © Serhat Engul

Antik Bilgelik: Pantheon

Bir sonraki durağım çeşmeye çok yakın bir güzergahta bulunan Pantheon’du. Pantheon’u seneler önce üniversiteye giderken bir kitapta görmüş ve mimarisinden çok etkilenmiştim. Bu yüzden bu karşılaşma benim için çok önemliydi. Lakin bu beğenimin boşa olmadığını bu 2000 senelik yapının önüne geldiğimde fark ettim.

Eski bir pagan tapınağından ortaçağda kiliseye çevrilmiş olan Pantheon tamamen sıra dışı bir yapı. İlk olarak M.Ö. 27 yıllarında inşa edilmiş. Çok tanrılı pagan inancına uygun olarak inşa edilen bir tapınak olan Pantheon “Tüm tanrıların tapınağı” anlamına geliyor.

M.S. 609 yılında kiliseye çevrilmiş. Dünyaca ünlü sanatçı Raphaello vasiyeti üzerine buraya gömülmüş ve bugün de iç mekanda lahdini görmek mümkün. Yapının en ilgi çekici yeri olan kubbesi tüm yapının tek ışık kaynağı ve penceresiz tapınak sadece kubbeden süzülen ışıkla mükemmel şekilde aydınlanıyor.

Bu uzun geziden sonra hostelime geri döndüğümde bir önceki gün tanıştığım iki arkadaşıma rastladım. Elçin o gün İstanbul’a uçacağı için Pınar ile gezinin kalanını beraber sürdürmeye karar verdik.

Roma İmparatorluğu Antik Dönemden Kalma Pantheon Tapınağı
Roma Phanteon
Roma Phanteon © Serhat Engul

2.Gün

Santa Maria Maggiore Kilisesi

Ertesi sabah erkenden yola çıkıp kahvaltı ettik ve Santa Maria Maggiore isimli büyük kiliseyi ziyaret etmek için yola çıktık. 420 yılında inşa edilmiş 1600 yaşındaki bu kilisenin içindeki mozaikler Ortaçağ’dan kalmaydı. İçeriye kısaca göz attıktan sonra meşhur İspanyol merdivenlerine yöneldik.

İspanyol Merdivenleri

1726 yılında inşası tamamlanmış olan bu merdivenler, aslında gezmekten yorgun düşen insanların gelip geçeni izlediği, oturup soluklandığı bir meydan.

Tüm rehber kitaplarda önde gelen tarihi yerlerden biri olarak tanıtılan ve çok popüler olan merdivenler, aslında İtalyanların tarihi eserlerini nasıl da güzel pazarladığının bir simgesi gibi. İstanbul’un gölgede kalmış eserlerini düşününce iç geçirmeden edemiyor insan.

Piazza Navona

Roma’nın en güzel meydanı olan Piazza Navona’ya yöneldik bu kez. Üç tane görkemli çeşmenin yan yana arz-ı endam eylediği bir görsel şölendi bu meydan.

Roma’daki En Popüler Meydanlardan Piazza Navona
Roma Navona Meydanı
Roma Navona Meydanı © Serhat Engul

Vatikan

Asırlar boyu Hristiyanlığın merkezi olan Vatikan aynı zamanda dünyanın en küçük  ülkesi olma ünvanına sahip. Hristiyanlığın en yaygın mezhebi olan Katolik mezhebinin dini lideri Papa, bu mini ülkede yaşıyor. Müzeler, dükkanlar, restoranlar, şapeller ve devasa Aziz Petrus Katedrali’nin bulunduğu Vatikan, siyasi gücü vesilesi ile asırlarca nice devletleri etkilemiş. Hatta dünya tarihine yön veren Haçlı Seferlerinin oluşumunda başrolü oynamış. Skolastik düşüncenin merkezi olmakla suçlanmış ve Protestanlık mezhebinin ortaya çıkması ile zayıflamış olsa da, bugün dahi dünyadaki tüm Katoliklerin üstünde tartışılmaz bir gücü var.

Vatikan’da Görülecek En Önemli Tarihi Eser Olan Aziz Petrus Katedrali
Aziz Petrus Bazilikası Vatikan
Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası (San Pietro Bazilikası) © Serhat Engul

Aziz Petrus Bazilikası (St. Pietro Katedrali)

Vatikan’ın tartışmasız en ilgi çekici yapısı 2.Yüzyıl’da Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Petrus’un mezarının olduğuna inanılan yerde inşa edilmiş olan Aziz Petrus Bazilikası’dir.

İlk zamanlar bir kutsal anıt halinde bulunan yapı, sonraları yazımızın bir çok yerinde adı geçen Roma İmparatoru Konstantin’in emriyle Bazilika planlı bir kilise haline dönüştürülmüş. 15. Yüzyıl’a kadar bu şekilde kullanılan tapınak eskimeye yüz tutunca, Papa II. Julianus’un 1506 yılında verdiği talimatla tamamen yeniden inşa edilmiş. Yapımı yüz yıldan fazla süren San Pietro’nun tasarımında Rönesans ve Barok döneminin en ünlü ustaları görev almışlar. Yapının en ilgi çekici yeri kuşkusuz 136,5 metre (Ayasofya 56 metre) yüksekliğindeki devasa kubbesi. Bu kubbe ünlü sanatçı Michelangelo’nun tasarımıdır.

San Pietro’nun boyutları ve işçiliği ile gördüğüm onlarca kilise içinde beni en çok etkileyen yapı olduğunu eklemeliyim.

Vatikan Müzelerinin En Meşhur Bölümü Sistine Şapeli
Sistine Şapeli
Sistine Şapeli – Fotoğraf: CNN’den alınmıştır.

Sistine Şapeli

Vatikan’da ayrıca çok değerli parçalardan oluşan koleksiyonu barındıran Vatikan müzeleri bulunur. Ayrıca tüm rehber kitaplarda ziyaret edilmesi şiddetle tavsiye edilen fakat benim uzun kuyruklardan dolayı giremediğim Sistina Şapeli’ne mutlaka gidilmelidir.

Sistina şapelinin tavanı Michalengelo tarafından tasarlanmıştır. Duvarlarını süsleyen freskolar ise Perugino, Boticelli ve Signorelli gibi meşhur sanatçıların elinden çıkmış.

Koca bir Roma turu yaptığımız bu yorucu günün ardından Pınar’la yeniden hostelimize döndük. Hostelin önünde caddeye paralel olarak yerleştirilmiş masalarımızın üstünde bira keyfi yaparken ilk gün karşılaştığımız iki gezgin arkadaş da günlük Roma gezilerinden döndüler. Onlarla sohbet ederken İtalya’ya yeni varmış ve oradan da İspanya’ya geçecek olan üç Türk ile daha karşılaştık. Onlar benim döndüğüm Floransa-Venedik istikametine gideceği için harita üzerinde onlara nereleri gezebileceklerine dair bilgi verdim.

Yollarda her an yeni insanlarla tanışmak ve anında samimi olabilmek herhalde bu tarz seyahatlere özgü bir şeydi. Bulunduğumuz şehirde günlük hayatımızda işlerimizi kovalarken yanımızdan geçtiğini bile fark etmeyeceğimiz insanlar, sırf yabancı ülkede olduğumuz için ve hareket amacımız aynı olduğu için potansiyel arkadaş konumuna geliyordu. Seyahat boyunca etrafta Türkçe konuşanlar doğrudan radarıma takıldı. Gerçi sadece Türkler değil Kanada, Avustralya, İrlanda uluslarından çok insan ile tanışmış ve ahbap olmuştum. En çok bu ülkelerden gezgin gördüm etrafta…

3.Gün

Caracalla Hamamı

Roma’daki son günümde haritanın güneyinde kalan Caracalla bölgesine yöneldim. Burası elimdeki haritada oldukça geniş bir yer kaplıyordu ve ilgi çekici bir yer olduğunu düşünüyordum. Bölgeye varınca biraz hayal kırıklığına uğradım. Çünkü arkeolojik kazı alanı olan bu geniş bölgede içeri giriş yoktu.

M.S. 217 yılında İmparator Caracalla tarafından inşa edilen ve 300 yıl boyunca hizmet veren dev hamam kompleksi bu bölgedeydi. Daha o dönemde günümüzün modern spa ve saunalarının verdiği hizmetleri sunan bir yapının olması ilgi çekici bir şeydi. Lakin bu Hamam içinde Roma vatandaşları için buhar odası, ılık rahatlama havuzu ve açık yüzme havuzu bulunduruyordu.

San Giovanni In Laterano

Roma’da gezdiğim son iki yerden birisi Laterano bölgesi oldu. Bölgedeki en önemli eser olan San Giovanni in Laterano isimli güzel kilise zamanında görkemiyle San Pietro ile yarışırmış. Borromini adlı sanatçı tarafından 17.Yüzyıl’da restore edilen kilise iç mekanında dev havari heykelleri var. Görülmeye değer güzellikteki bu kilisede gerçekten de göz alıcı bir iç dizayn olduğunu eklemek istiyorum.

Roma Şehrinin San Giovanni In Laterano Kilisesi
San Giovanni in Laterano
San Giovanni in Laterano © Serhat Engul

Santa Maria In Trastevere

Günün geri kalanını Şehrin Güneybatısında yani Vatikan’ın güneyinde kalan Trastevere bölgesinde geçirdik. Kentin en eski semtlerinden olan bu kısımda yaşayan insanlar kendilerini gerçek Romalı sayıyorlar. Kentin diğer bölgelerine göre daha az gösterişli dar sokaklara sahip Trastevere benim gözlemlediğim kadarı ile İstanbul’un Balat semtini andırıyor.

Şehrin bu kısmında en göz alıcı eser Santa Maria in Trastevere isimli kilisedir. Antik roma kalıntısı sütunların kullanıldığı, mozaikleri ile dikkat çeken bu kilise Ortaçağ’daki havasını koruyor.

Trastevere’nin ara sokaklarında çok lezzetli yemekler yiyebileceğiniz restoranlar bulabilirsiniz. Sade ve sıcak bir ortam bulacağınız bu restoranların açılış kapanış saatleri biraz belirsiz olduğundan, etrafta onca restoran olmasına rağmen servise açık bir yer bulamamanız da olasıdır. 🙂 Bu semtte “tiramisu” yemeden geçmeyin.

Roma Santa Maria in Trastevere Kilisesi Meydanı
Roma Trastevere Meydanı
Roma Trastevere Meydanı © Serhat Engul

İtalya Gezisinin Sonu Ve Gezi Yorumları

Roma gezisinin son akşamı rotalarımız farklı olmasına rağmen Pınar ile Siena’yı gezmeyi düşündük. Fakat ikimizin de gezi programını çok olumsuz etkileyeceği için vazgeçtik. Ben İtalya’daki son durağım olan Roma’dan trenle Fransa’nın güneyindeki sıcak ve popüler tatil kasabası Nice’e; Pınar ise arkadaşının bulunduğu Prag’a gidecekti.

Roma’daki bu muhteşem gezide tanıştığım insanlar hayatımın geri kalanını da bir şekilde etkileyecekti.  Türkiye’ye döndükten sonra Pınar’ın dönem başkanı olduğu Yıldız Teknik Fotoğraf kulübüne davetliydim. Fotoğraf sanatına meraklı bunca insanın bulunduğu kulüpte çok eğlenceli gezilere çıkacak ve faydalı bilgiler edinecektim.

Hayat bazen en çok etkilendiğim filmlerden biri olan Kelebek Etkisi’nin felsefesine uygun şekilleniyor diye düşünüyorum. Son anda çıkmaya karar verdiğim bu seyahat bende hem unutulmaz anılar ve bakmaya doyamadığım fotoğraflar bırakacak; hem de fotoğraf kulübü üyesi olmama , yeni yerler gezmeme ve bir çok yeni arkadaş edinmeme sebep olacaktı.

Ayrıca geziden yaklaşık bir yıl sonra bile bana ilham verip Binrota (artık kendingez.com oldu) seyahat Roma Gezi Rehberi gibi yazılar yazmamı sağlayacaktı. İşte bu yüzden bu sene yine seyahate çıkacağım arkadaşlar. Çünkü tüm zorluk yola çıkmaya karar verene kadar. Gerisi kendiliğinden geliveriyor ve unutulmaz hatıralar bırakıyor.

Roma’nın dev Termini istasyonundan gece treni ile sınırı geçip 12 saatlik bir yolculukla Fransa’daki Nice’e varacaktım. Çok sevdiğim İtalya’daki seyahatim sonlanmıştı. Trende kompartımanda edindiğim arkadaşlarla uzun sohbetleri ve muhteşem sahil kenti Nice’i bir dahaki yazımda size anlatacağım.

Bu arada Roma şehri turistik gezi haritası Roma seyahatinizde işinize yarayabilir.


İtalya Yazı Serisinin İlk Yazısı: İtalya’nın Kuzey Yıldızı Milano


Tavsiye Edilen Yazılar: 


Serhat Engül

© Roma Gezi Notları, Gezilecek Noktalar Ve Seyahat Rehberi 2017 ve 2018

Not: Sistine Şapeli hariç tüm fotoğraflar yazara aittir. Her hakkı saklıdır.

İmparatorluk Başkenti Roma Gezi Notları was last modified: October 27th, 2017 by Serhat Engül

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

twenty − nine =